BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Maria Angela Holguín, liderlerin BM arabuluculuğu olmaksızın da doğrudan görüşme kararı almasını önemli bir gelişme olarak değerlendirdi.
BM Temsilcisi Holguín, somut ilerleme sağlanabilecek bir aşama oluştuğunda adaya yeniden döneceğini belirterek, yeni bir müzakere sürecine zemin hazırlayacak adımların ve hazırlık sürecinin kalıcı sonuçlar açısından kritik olduğunu vurguladı.
Holguin dün basına verdiği görüş yazısında, Kıbrıs’taki müzakere sürecine ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:
'Yaklaşık bir yıl önce, Mart 2025’te Cenevre’de, her iki taraf da Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’ne güven artırıcı önlemler konusunda taahhütte bulunacaklarını iletti. Ancak bu alanda henüz kayda değer bir ilerleme sağlanmış değildir.
17 Ocak 2026’daki son toplantımızda, Rum ve Türk liderleri doğrudan bir görüşme için bir araya getirdim. Bu buluşmadan somut sonuçlar beklemiyordum; amacım, orta vadede müzakerelerin başlayabilmesi için açık tutulması gereken yolları keşfetmekti. Bu görüşme sırasında Sayın Hristodulidis ve Sayın Erhürman birbirlerini dinledi; her biri neyi umut ettiğini ve kapsamlı müzakerelere giden yolu nasıl gördüğünü anlattı. Açıklık vardı ve kanaatimce aralarında kişisel güvene dayalı bir ilişkinin başlangıcı oluştu. Bu, her türlü müzakere için vazgeçilmez bir unsurdur.
Bu yıl özellikle adada yoğun bir gündemle başlamıştır. Güneyde Kıbrıs Cumhuriyeti, Avrupa Birliği Konseyi Dönem Başkanlığı’nı üstlenmiştir. Bu durum, hükümeti AB çerçevesinde rutin olarak düzenlenen çeşitli konuların ve toplantıların koordinasyonu açısından oldukça meşgul edecektir. Ayrıca Mayıs ayında yapılacak parlamento seçimleri, önemli değişikliklerin önünü sınırlayan bir siyasi dönem yaratmaktadır.
Kuzeyde ise farklı bir vizyona sahip yeni bir liderin göreve gelmesi; hem iç yönetim ekibinin koordinasyonunu hem de Türkiye ile güçlü ilişkilerin yönetimini gerektirmektedir. Bu süreçte pozisyonların ve önceliklerin belirlenmesi, önümüzdeki ayları diyalog sürecinde büyük değişiklikler açısından karmaşık bir dönem haline getirmektedir.
Ortak toplantıda, iki tarafın Birleşmiş Milletler’i aracı olarak kullanmadan doğrudan birbirleriyle konuşabileceği fikri ortaya çıktı. Bu başlı başına önemli bir adımdır.
Önümüzdeki aylarda, müzakerelerin yeniden başlamasına yönelik gerçek bir iradeyi ortaya koyacak, farklı bir etkileşim modeli inşa edilmelidir. Her iki toplum da liderlerinin mevcut durumu herkesin yararına değiştirmeye hazır olduğunu görmelidir.
Liderlerin, fikirlerin olgunlaşması ve kendi iç süreçlerinin ilerlemesi için zamana ihtiyacı vardır. Bir tarafta parlamento seçimleri ve Avrupa Birliği Konseyi Dönem Başkanlığı; diğer tarafta ise yeni liderliğin pekişmesi söz konusudur. Her iki lider de Temmuz ayından itibaren daha resmi bir müzakere sürecini en uygun şekilde yeniden başlatabilmek için küçük ortak kararlar almaya, fikirleri ve uygulanabilir yolları keşfetmeye devam etmelidir.
Birkaç ay içinde, somut bir ilerlemeye katkı sağlayabileceğimi gördüğüm ve liderlerin Birleşmiş Milletler’in varlığını karar alma süreçlerini kolaylaştırıcı olarak değerlendirdiği bir aşamada adaya geri döneceğim. Her iki tarafın yeni bir müzakere aşamasına girmesini sağlayacak somut adımların atılacağı zaman gelecektir. Tüm karmaşık süreçlerde olduğu gibi, daha fazla hazırlık nihai aşamada olumlu ve kalıcı sonuçlara ulaşma ihtimalini artırır. Önümüzdeki en acil sınama budur'