Cesur siyasetçi gerçeği söyler

Kıbrıs meselesi, romantik temennilerle değil, gerçeklerin soğuk yüzüyle ele alınması gereken bir konudur. Murat Şenkul’un son açıklamaları da tam olarak bu noktada önem kazanıyor. Çünkü Şenkul, uzun süredir bazı çevrelerin dillendirmekten kaçındığı bir gerçeği açık bir şekilde ifade etti: Bugünün dünyasında güvenlik, iyi niyetle değil, somut güç dengeleriyle sağlanır.

Kıbrıs meselesi, romantik temennilerle değil, gerçeklerin soğuk yüzüyle ele alınması gereken bir konudur. Murat Şenkul’un son açıklamaları da tam olarak bu noktada önem kazanıyor. Çünkü Şenkul, uzun süredir bazı çevrelerin dillendirmekten kaçındığı bir gerçeği açık bir şekilde ifade etti: Bugünün dünyasında güvenlik, iyi niyetle değil, somut güç dengeleriyle sağlanır.
Şenkul’un, Türkiye Cumhuriyeti’nin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti için vazgeçilmez bir güvenlik unsuru olduğunu vurgulaması, ideolojik değil, tamamen rasyonel bir tespittir. Doğu Akdeniz’de artan askeri hareketlilik, enerji rekabeti ve bölgesel gerilimler ortadayken, “askersiz Kıbrıs” söylemini bugünün koşullarında savunmak, gerçeklikten kopuk bir yaklaşım olur.
Güney’deki askeri varlığa bakıldığında, Yunanistan’a ait savaş uçaklarının konuşlandırılması, İngiliz üslerinin aktifliği ve Amerikan askeri varlığının etkisi zaten dengelerin ne kadar hassas olduğunu gösteriyor. Bu tablo karşısında yalnızca Türk tarafındaki askeri varlığı sorgulamak, en hafif ifadeyle çifte standarttır. Şenkul’un bu noktadaki çıkışı, ezber bozan ve cesaret gerektiren bir duruştur.
Özellikle Cumhuriyetçi Türk Partisi içinde bu tür bir söylemin dile getirilmesi ayrıca dikkat çekicidir. Çünkü yıllardır daha “yumuşak” güvenlik politikalarıyla anılan bir siyasi çizgide, böylesine net ve realist bir değerlendirme yapmak kolay değildir. Şenkul’un bu çıkışı, sadece bir belediye başkanının görüşü değil; aynı zamanda Kıbrıs Türk siyasetinde yeni bir denge arayışının da işareti olabilir.
Uluslararası hukukun pratikte çoğu zaman yetersiz kaldığı bir çağda yaşıyoruz. Yakın coğrafyada yaşanan krizler, anlaşmaların ve garantilerin tek başına yeterli olmadığını defalarca gösterdi. Bu bağlamda garanti sisteminin tartışmaya açılması değil, aksine nasıl daha etkin hale getirileceğinin konuşulması gerektiği yönündeki vurgu son derece yerindedir.
Elbette ki herkesin nihai arzusu barış içinde, silahsız bir Kıbrıs’tır. Ancak bu hedefe ulaşmanın yolu, mevcut tehditleri yok saymak değil, onları doğru analiz etmekten geçer. Şenkul’un da altını çizdiği gibi, önce tehdit ortamı ortadan kalkmalı, ardından idealler konuşulmalıdır.
Sonuç olarak, Murat Şenkul’un açıklamaları popülist değil, aksine gerçekçi bir perspektif sunmaktadır. Bu nedenle bu çıkış yalnızca desteklenmeli değil, aynı zamanda Kıbrıs Türk siyasetinde daha geniş bir tartışmanın kapısını aralamalıdır. Cesur olan siyasetçi, gerçeği söyleyendir. Bizden söylemesi…
Bu haber 17 defa okunmuştur

:

:

:

: