Güney Kıbrıs’ın 4 maddelik sınavı

Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman tarafından ortaya konan dört maddelik metodolojinin Türkiye ziyaretinde kabul gördüğü öne sürülüyor.

Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman tarafından ortaya konan dört maddelik metodolojinin Türkiye ziyaretinde kabul gördüğü öne sürülüyor.
Bu tespit, ilk bakışta teknik bir detay gibi görünse de Kıbrıs meselesinin geleceği açısından oldukça kritik bir eşiğe işaret ediyor.
Peki nedir bu dört maddeyi bu kadar önemli kılan?
Çünkü bu metodoloji, yıllardır tıkanan müzakere süreçlerini yeniden başlatabilecek bir çerçeve sunuyor. Tarafların pozisyonlarını netleştirmesi, sürecin takvime bağlanması ve sonuç odaklı ilerlenmesi gibi unsurlar içeriyor.
Başka bir ifadeyle, “konuşmak için konuşmak” döneminin sona ermesini ve gerçek bir çözüm iradesinin test edilmesini mümkün kılabilecek bir zemin.
İşte tam da bu nedenle gözler Hristodulidis ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ne çevrilmiş durumda.
Peki Rum tarafı bu dört maddeyi kabul eder mi?
Teorik olarak “evet”. Çünkü uluslararası kamuoyu önünde çözüm yanlısı bir görüntü vermek, özellikle Avrupa Birliği ile ilişkiler bağlamında Rum liderliği için her zaman önemli oldu. Böyle bir metodolojiyi kategorik olarak reddetmek, bu imajla çelişir.
Ancak pratikte durum çok daha karmaşık.
Bu maddelerin kabul edilmesi, yalnızca müzakerelerin başlaması anlamına gelmeyecek. Aynı zamanda Rum tarafının bugüne kadar sürdürdüğü bazı stratejik belirsizliklerin de ortadan kalkması sonucunu doğuracak. Yani süreç, sadece Türk tarafını değil, Rum tarafını da “netleşmeye” zorlayacak.
İşte asıl mesele burada yatıyor.
Çünkü yıllardır Kıbrıs müzakerelerinde en büyük sorunlardan biri, tarafların masaya farklı niyetlerle oturması oldu. Türk tarafı daha çok sonuç odaklı bir yaklaşım sergilerken, Rum tarafının süreci zamana yayarak mevcut statükoyu korumaktan fayda sağladığı yönünde güçlü bir algı var.
Eğer bu dört maddelik metodoloji kabul edilirse, bu konfor alanı daralacak. Süreç şeffaflaşacak, takvim işleyecek ve en önemlisi “çözüm istiyor muyuz, istemiyor muyuz?” sorusu ertelenemez hale gelecek.
Bu da Rum tarafının maskesini düşürebilecek bir risk barındırıyor.
Bu yüzden Nikos Hristodulidis açısından bu metodolojiyi kabul etmek kolay bir siyasi karar değil.
Dolayısıyla Hristodulidis’in önünde zor bir denklem var:
Ya süreci kabul edip belirsizlik siyasetinden vazgeçecek ya da reddederek çözüm karşıtı bir pozisyona itilme riskini göze alacak. Her iki seçenek de riskli.
Ancak şurası açık: Eğer bu dört madde kabul edilirse, Kıbrıs meselesinde yeni bir sayfa açılabilir. Müzakereler yeniden başlayabilir ve yıllardır tekrarlanan kısır döngü kırılabilir.
Ama kabul edilmezse?
O zaman bir kez daha aynı soruyla karşı karşıya kalacağız:
Sorun gerçekten çözümsüz mü, yoksa çözüm istenmediği için mi çözülemiyor?
Belki de bu dört madde, tam olarak bu sorunun cevabını ortaya çıkaracak. Bizden söylemesi…

Bu haber 1 defa okunmuştur

:

:

:

: