Her insan, çocukluğunda
içine doğduğu ailesi ya da onu yakını olarak yetiştirenler her kimse öncelikle söyleyiş biçimi ağız ya da şive olarak dili onlar gibi kullanır.
Daha sonra ilkokula ( hatta öncesinde anaokuluna) gittiğinde oradaki kişilerden dilin inceliklerini anlamaya, farklılıklarını çözmeye başlar.
Elbette öğreten kişinin dil konusunda son derece bilgili, araştıran ve uygulayan olması beklenir.
Günümüzde “ anadil öğretimi” konusunda ne yazık ki yeniden derlenip toplanmış, metotlarla ve
örneklerle verilen bir kılavuz kitap yoktur.
Bu konu ivedilikle ele alınmalı. Çocuklar ve gençlerin anadillerini en güzel ve en doğru şekliyle öğrenme fırsatı yaratılmalıdır.
Elbette ilk adımda bu konuda gerçekten donanımlı öğretmenler aranıp bulunmalı. Kaynak kitaplar hazırlanmalıdır.
Belki de her şeyden önce tıpkı
“ Yabancılara Türkçe Eğitimi” kitapçılarda en gözde yere konurken, ( her nedense) “ Anadil Eğitimi” konulu kitaplar hiç denecek kadar azdır.
Bu nedenle bu konudaki duayen dilci- araştırmacı- yazar Emin ÖZDEMİR’in düşüncelerine birlikte bir göz atalım.
Maddeleri tam olarak okuyup anlayarak, yazarın ne kadar hassas bir konuya değindiğini anlarız.
Emin ÖZDEMİR’in
Türkçe Öğretimi Yaklaşımı:
* Anadili Eğitimi Temeli: Türkçe öğretiminin ezberden uzak, anadili bilinci ve sevgisiyle yapılması gerektiğini savunmuştur.
* Türkçe Öğretimi Kılavuzu: İlkokul öğretmenleri ve eğitimciler için Türkçe öğretiminde yöntem ve içerik rehberi olarak önemli eserler (Örn: İlkokul Öğretmenleri İçin Türkçe Öğretimi Kılavuzu) hazırlamıştır.
* Öz Türkçe Kullanımı: Dilin sadeleşmesi ve öz Türkçe kelimelerin yaygınlaşmasını Türkçe öğretiminin temeli olarak görmüştür.
* Edebi ve Eleştirel Yaklaşım: Dil öğretimini sadece kurallar bütünü olarak değil, yazınsal türler ve eleştirel okuma/yazma becerileriyle birleştirerek işlemiştir.
* Akademik Çalışmalar: Hacettepe Üniversitesi'nde temel Türkçe bölümlerinde görev alarak, dilin akademik düzeyde doğru öğretilmesine katkı sağlamıştır.
KISACA:
Emin Özdemir, hayatını Türkçenin sorunlarına ve öğretimine adamış, deneme ve eleştiri türündeki yazılarıyla da dil bilincinin gelişmesine katkıda bulunmuştur.
Emin Özdemir'in Yaşamöyküsü
Emin Özdemir, 1931 yılında Erzincan’ın Kemaliye (Eğin) ilçesinin bir köyünde, az topraklı, yoksul bir ailenin çocuğu olarak doğdu.
EĞİTİMİ:
İlkokula köyünde başladı, 1943’te Pamukpınar Köy Enstitüsüne girdi; 1948’de bitirip köy öğretmeni oldu.
KÖY ÖĞRETMENİ YILLARI:
Köy öğretmeniyken yaşadıklarını kendisi şöyle anlatıyor:
“Eğin’in kuş uçmaz, kervan geçmez bir köyünün öğretmeniydim. Yazma isteği ve tutkusu uyandı içimde.
Bir gün Varlık ( dergisi) geldi. Ceyhun Atuf Kansu’nun ‘Kızamık Ağıdı’ adlı uzunca bir şiiri vardı dergide. Şiir beni çok etkiledi. Yaşar Nabi’ye bir mektup yazdım. Hem Ceyhun Atuf Kansu’nun adresini istedim hem de çevremde, içinde bulunduğum koşullardan yakındım.
Yaşar Nabi’den beni yüreklendiren bir mektup aldım. Çevremdeki olaylara, köylülerin yaşamına yönelik kısa gözlemler, notlar yazmamı istiyordu benden.
Yazmaya Varlık’ta ‘Köyden Notlar’ sayfasında başladım. Şiir denemeleri de yapıyordum. Yayımlandı birkaçı”(Çağdaş Türk Dili, Yaşamöyküleri Özel Sayısı, sayı 89-90, Ağustos 1995).
GAZİ EĞİTİM YILLARI
Emin Özdemir, üç yıl köy öğretmeni olarak çalıştı. 1951’de Ankara Gazi Eğitim Enstitüsünün (Gazi Üniversitesi) Türk dili ve edebiyatı bölümüne girdi.
Enstitüdeki çok sevdiği Edebiyat Öğretmeni Mustafa Nihat Özön gibi dili doğru kullanma yolunun Türkçe düşünmek, Türkçe sözcüklerle konuşmak ve yazmak olduğunu kendisi de sürekli dile getirdi.
1953’te Gazi Eğitim Enstitüsünü bitirdi. Birkaç okulda ortaokul öğretmenliği yaptı; askerlik görevinin ardından 1957’de girdiği sınavda başarılı oldu; Gazi Eğitim Enstitüsü Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünde, “kılavuz hocam” dediği Mustafa Nihat Özön’ün asistanı olarak çalışmaya başladı.
“ Öz Türkçeye gönül vermemde, Dil Devriminin gönüllü savaşçısı” olmamda Mustafa Nihat Özön’ün büyük payı vardır” derdi.
1960’ta Milli Eğitim Bakanlığınca açılan sınavı kazanıp ABD’ye gitti; Columbia ve Indiana Üniversitelerinde “metin hazırlama ve anlatım teknikleri” konusunda eğitim gördü.
Dönüşte hem öğretmenlik yaptı hem öğrenci odaklı Türkçe kitapları yazdı. Türk Dil Kurumu’nun yönetim kurulu üyesi Hikmet Dizdaroğlu’nun, Gazi Eğitimde yapılan bir toplantıda onun Dil Devrimine bakışını, coşkulu konuşmasını TDK Genel Yazmanı Ömer Asım Aksoy’a anlatmasıyla Ö. Asım Aksoy’dan bir çağrı aldı.
TDK’nin Türk Dili dergisinde devrimi anlatan, saldırılara yanıt veren yazıları çıkmaya başladı.
1960’ların ortasında Atatürk’ün kurduğu Türk Dil Kurumu’na üye oldu; 1969 kurultayında yönetim kurulu üyesi, 1972 kurultayında da terim kolu başkanı sanıyla çalışmalara katıldı. Yazıları, kitapları birbirini izlemeye başladı.
Gazi Eğitim Enstitüsü ile TDK’deki çalışmalarını sürdürürken 1968’de Hacettepe Üniversitesinden gelen öneriyle Temel Türkçe Bölümünü kurdu.
Hacettepe Üniversitesinde Temel Bilimler Fakültesi Temel Türkçe Bölümünün başkanı ve öğretim görevlisiyken 1972’de bölümü kapatıldı. “