Dün , 19 Mayıs 1919’un , 107‘inci yılı kutlandı .
Gençlik , yine , her zamanki gibi Ata’sına sahip çıktı .
Çünkü , kurtuluşu , O’nun ilke ve devrimlerinde görüyor .
Televizyon ekranlarında ve gazetelerin ön sayfalarında , sağ veya sol üst köşelerinde . TC ve KKTC bayraklarının ortasında , Atatürk’ün değişik pozlardaki resimleri de yer aldı .
Çok marjinal bir grup ise , ya hiç yer vermedi .
Ya da .
Sadece , ülke bayraklarını verdiler .
Ben , sadece , ülkemdekilere kısaca değinmek istiyorum .
Atatürk’ün , Laiklik ilkesine sarılıp , mangalda kül bırakmayanların . Laiklik ilkesinin kazanılmasının , ilk adımı olan , 19 Mayıs’a , yer vermemeleri . Samimiyetlerinin , su yüzüne çıkmasını sağlamıyor mu ?
Bu , nereye benzer ?
Meşhur bir türkünün , bir beyitini hatırlatmaktadır !
“Karakolda doğru söyler , mahkemede şaşar .”
Halbuki , gerek ekranlarında , gerekse de gazetelerinde resmine yer vermeyenler. Her türlü varlık nedenlerinin , Mustafa Kemal olduğunu unutmuşa benzerler .
19 Mayıs’ta , o büyük adım atılmasa idi.
Ne olurdu ?
Buna en güzel yanıtı , Neyzen Tevfik , yazdığı şiirde verdi .
Okumayı , salık veririm .
Gelelim , insanlarımızın beyinlerini yanlış bilgilerle doldurmaya .
Bilhassa , sosyal medyada , bunu çok görüyor ve okuyoruz .
Herkes , memlekette .
Ordinaryüs profesör olmuş da , haberini , engin bilgileri ile ahaliye sunar olmuşlar !
Dün , medya hesabından , bir vatandaş , rahmetli Ecevit’in bir resmini atarak , iyi dileklerde bulundu .
Vay , sen misin atan .
Ecevit hakkında , öyle yalan yanlış laflar geldi ki , bir çok kişiden . Hayret etmemek elde değil .
Bunlardan biri de , Kıbrıs Barış Harekatının emrini , Ecevit değil de , rahmetli Erbakan’ın verdiği yalanı .
Ardından , bu yalan üzerine , Ecevit’i küçük düşürücü ve itibarsızlaştırıcı cümlelerin , ardı arkası kesilmeyecek derecede , oluşturulan senaryolar , hikayeler .
O yılların canlı tanığı olarak .
Ve .
Tasada , kıvançta , ortak olarak , 34 yıllık birlikteliğimizde . Harekatın perde gerisini , sıkıntılarını , birebir , yasaklı yıllarda bana anlatmıştı .
Gelelim , Erbakan’ın , Ecevit’in , Londra’da iken verdiği , Kıbrıs’a çıkarma kararı palavrasına .
1961 Anayasasına göre .
Bu iş , bir kişinin kararı ile mümkün değildi .
Bunun için , Bakanlar Kurulunun tümünün , karar için imzası gerekmekteydi.
Ecevit .
Londra’dan , 19 Temmuz , saat ikide Ankara’ya iner . Ayağının tozu ile , genel kurmay ve kuvvet komutanları ile toplantı yapar . Toplantı sabaha kadar sürer .
Asker tarafından , çıkarma hazırlıklarının , tamamlandığı bilgisi üzerine . Bakanlar kurulunu toplayarak . Çıkarma kararnamesini imzalar ve bakanlar kurulunun imzasına açar .
Karar , Cumhurbaşkanı Korutürk tarafından imzalanarak , Başkumandan sıfatı ile , genel kurmay başkanlığına , gereğinin yapılması için tebliğ eder .
20 Temmuz 1974‘de , adaya çıkarma yapmanın prosedürü bundan ibaret .
Sahte , Ordinaryüs profesörlere duyurulur .
Dün , andığımız , yüce Atatürk’ün , ibretlik bir cümlesi ile , yazıma son veriyorum .
“ Cehalet , yenilmesi gereken , en büyük düşmandır .”