Sabrın sonu nereye varacak?

Kıbrıs meselesinde yıllardır değişmeyen bir gerçek var: Kıbrıs Türk halkından sürekli sabır isteniyor. Beklemesi, umut etmesi, sürece güvenmesi bekleniyor. Ancak halkın önüne konulan somut sonuçlar söz konusu olduğunda tablo pek de iç açıcı görünmüyor.

Kıbrıs meselesinde yıllardır değişmeyen bir gerçek var: Kıbrıs Türk halkından sürekli sabır isteniyor. Beklemesi, umut etmesi, sürece güvenmesi bekleniyor. Ancak halkın önüne konulan somut sonuçlar söz konusu olduğunda tablo pek de iç açıcı görünmüyor.
Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Kişisel Temsilcisi Maria Angela Holguín’in adaya gelişi öncesinde yaptığı açıklamada “sabır”, “soğukkanlılık”, “diyalog” ve “diplomasi” vurgusu öne çıktı. Kamuoyundan beklentilerini sınırlı tutması da istendi. Fakat doğal olarak şu soru gündeme geliyor: Neden sabredelim?
Milli Mücadele Vakfı Başkanı Aziz Gülbahar da bu soruyu net olarak sordu.
Bu soru yalnızca muhalif çevrelerin değil, geleceği hakkında kaygı duyan her Kıbrıs Türkü’nün sorması gereken bir sorudur.
Sayın Erhürman seçim döneminde dört maddelik bir yaklaşım ortaya koymuştu.
Rum tarafı bu süreçte hangi konuda tutum değiştirdi?
Hangi konuda uzlaşmaya daha yakın bir noktaya geldi?
Egemen eşitlik ilkesini kabul etmeye yönelik herhangi bir işaret verdi mi?
Kıbrıs Türk halkının eşit uluslararası statüsüne ilişkin en küçük bir olumlu adım attı mı?
Aziz Gülbahar’ın da altını çizdiği gibi bu soruların hiçbirine kamuoyunu tatmin edecek net cevaplar verilmiş değildir.
Eğer Cumhurbaşkanı’nın elinde kamuoyunun bilmediği olumlu gelişmeler, yeni diplomatik açılımlar veya umut verici somut göstergeler varsa bunların halkla paylaşılması gerekir.
Demokratik yönetimlerde şeffaflık bir tercih değil, zorunluluktur. Halktan sabır talep edenlerin, bu sabrın hangi verilere ve hangi beklentilere dayandığını açıklama sorumluluğu vardır.
Daha da önemlisi, Türkiye Cumhuriyeti’nin Kıbrıs politikasıdır.
Ankara bugün de iki devletli çözüm modelini savunmaktadır. Egemen eşitlik ve eşit uluslararası statü ilkeleri Türkiye’nin resmî politikası olarak defalarca dile getirilmiştir. Sayın Erhürman da çeşitli açıklamalarında Kıbrıs konusunda herhangi bir çözümün Türkiye’nin desteği ve onayı olmadan mümkün olmayacağını ifade etmektedir.
Bu durumda şu sorular kaçınılmaz hale gelmektedir:
Türkiye ile yapılan temaslarda iki devletli çözüm politikası aynen korunuyor mu?

Egemen eşitlik hedefinden herhangi bir geri adım söz konusu mu?
Yoksa kamuoyuna henüz açıklanmayan yeni bir siyasi yaklaşım mı şekilleniyor?
Eğer böyle bir değişim varsa halkın bunu bilmeye hakkı vardır. Çünkü konu herhangi bir siyasi taktik değil, Kıbrıs Türk halkının geleceğidir.
Kıbrıs Türk halkının ihtiyacı belirsizlik değil açıklıktır. Kapalı kapılar ardında yürütülen süreçler değil şeffaflıktır. Sabır isteniyorsa önce bunun nedenleri ortaya konulmalıdır.
Çünkü halkın güveni, ancak doğru ve eksiksiz bilgiyle kazanılır. Bizden söylemesi…
Bu haber 26 defa okunmuştur

:

:

:

: