Ortak hafıza

Babam Hüseyin Özdemir’in notlarını okurken kendimi o yılların içinde hissediyorum. Satırlardaki duygu aradan geçen onca zamana rağmen hâlâ canlılığını koruyor.

Babam Hüseyin Özdemir’in notlarını okurken kendimi o yılların içinde hissediyorum. Satırlardaki duygu aradan geçen onca zamana rağmen hâlâ canlılığını koruyor. Onun Kıbrıs İslam Lisesi, bugünkü adıyla Lefkoşa Türk Lisesi yıllarını anlattığı anılar yalnızca bir öğrencinin okul hayatını değil, dönemin Kıbrıs Türk toplumunun ruhunu da yansıtıyor. Disiplin, yokluk, mücadele ve aidiyet o yılların ayrılmaz parçalarıydı. Bugün aynı toplum içinde yaşamaya devam etsek de eğitim anlayışımızdan insan ilişkilerine kadar pek çok şeyin değiştiği açıkça görülüyor.

Babamın anıları, geçmişin eğitim anlayışını bütün açıklığıyla ortaya koyuyor. Kıbrıs İslam Lisesi’ne girmek büyük bir başarı sayılıyor, yalnızca seçilen öğrenciler bu okulda okuyabiliyordu. Babam burs kazandığını anlatırken duyduğu gururu satırlara da taşımış. Çünkü eğitim yalnızca diploma almak değil, toplum içinde saygın bir yer edinmenin de yolu olarak görülüyordu. Günümüzde okul ve üniversite sayısı arttı, imkânlar genişledi. Ancak eğitimin toplum gözündeki ağırlığının aynı ölçüde büyüdüğünü söylemek kolay değil. Gençlerin elinde daha fazla teknoloji var ama gelecek kaygıları da geçmiş kuşaklara göre daha ağır.

Anılarda dikkat çeken unsurlardan biri de çok dillilikti. İngilizce, Türkçe ve Rumca birlikte öğretiliyor, devlet dairelerinde çalışabilmek için her iki toplumun dilini bilmek önem taşıyordu. O yıllarda insanlar birbirlerinin kültürüne ve yaşam biçimine daha yakındı. Bugün ise aynı adada yaşamaya devam etmemize rağmen toplumlar arasındaki mesafe büyümüş durumda. Bir zamanlar aynı sokakta birbirinin dilini anlayan insanlar vardı; şimdi ise aynı coğrafyada birbirine yabancılaşan nesiller yetişiyor. Bunun temelinde ise geçmişin acıları, yaşanmışlıkları ve hâlâ hafızalarda canlılığını koruyan gerçekler bulunuyor.

Babamın anlattığı okul hayatı yalnızca derslerden ibaret değildi. Spor, disiplin ve sosyal hayat eğitimin önemli parçalarıydı. Öğrenciler futbol oynuyor, kulüplerde yer alıyor ve takım ruhuyla yetişiyordu. Okul yalnızca bilgi verilen bir bina değil, hayatın merkeziydi. Bugün ise gençlerin büyük bölümü ekranların içinde büyüyor. Aynı sınıfta otursalar bile çoğu zaman birbirlerinden uzak yaşıyor, ortak paydalarda buluşmakta zorlanıyorlar.

Anılarda en güçlü şekilde yer eden unsurlardan biri de öğretmenler. Fizik hocası Ali Nazıma Bey’in deneylerle ders anlatması, tarih öğretmeni Mithat Bey’in yorumları, öğretmenlerin genç zihinlerde nasıl derin izler bıraktığını gösteriyor. O dönemde öğretmen yalnızca bilgi veren biri değil, aynı zamanda karakter inşa eden bir rehberdi. Ancak bugünün öğretmenlerine de haksızlık etmemek gerekir. Günümüz öğretmenleri değişen teknolojiye, sınav baskısına ve hızla dönüşen dünyaya rağmen öğrencilerine yol göstermeye çalışıyor. Şartlar değişse de iyi bir öğretmenin bir öğrencinin hayatındaki etkisi hâlâ aynı değeri taşıyor.

Babamın anlattıkları bana bir toplumun asıl gücünün ekonomik imkânlardan çok eğitime verdiği değerde saklı olduğunu düşündürüyor. Geçmişi özlemek elbette değerlidir. Ancak asıl önemli olan, geçmişten alınan birikimi bugünün imkânlarıyla buluşturabilmektir. Çünkü bir toplumu geleceğe taşıyan yalnızca modern binalar ya da teknolojik araçlar değildir; ona yön veren asıl güç, eğitime duyulan inanç, öğretmene gösterilen saygı ve genç kuşaklara bırakılan ortak hafızadır.
Bu haber 42 defa okunmuştur

:

:

:

: