An Olur
“Ben, ben, ben!” Dediğinizi duyar gibiyim. Öyle de söyleyin lütfen. An olur, bir sohbet anında o kadar çok güleriz ki çocukluğumuzda yaşadığımız gülme krizleri aklımıza gelir. An olur, çocukken izlediğimiz bir filmde anlamadığımız bir sahnede dahi gülüşlerimizi anımsarız. An olur, yaşadığımız mahalle aklımıza gelir de eskiler canlanır birden. Kendimizi bazen de olsa çocuk gibi anımsamak, kötü bir şey değil. Aklıma çocukluğuma dair anlar geldiğinde farkındayım; bazen ağzım açılır, dişlerim bir adım öteye gider, yüzümün şekli şemali değişir, dudaklarım hafiften sağa kayar ve işte o an mutlu olduğumu anlarım. Çünkü, insanın en mutlu olduğu anlar, çocukluğunda yaşadığı, belki de çok aptalca, olaylar/durumlardır.
Mutluluk Anları
Seneler önce, ilkokula giderken ailenin en küçük ferdi olarak her şeye gülerdim. Çünkü ben, daha küçüktüm ve durum ne olursa olsun gülmek beni o durumdan çıkaran bir eylemdi. Evimizde beyaza boyanmış, demirden bir salıncak vardı. Şimdi, bu salıncağın sadece ana demirleri paslı bir şekilde hala yerinde duruyor. O zamanlar, evimizde salıncak olması köydeki tüm yeğenlerimin bizde toplanmasına etkendi. O dönemlerde köyde sadece köy bakkalı olması, şimdiki gibi tatlı, şekerli ürünlerin azlığından annem evde pastacı olarak benimsenmişti. Tatillerde salıncak için sıra olduğumuz zamanlarda annemiz, bizler için şekerli ekmek hazırlardı. Dağıtma işi, yanlış hatırlamıyorsam, bendeydi. O hazırladıkça eve gidip ekmekleri iki tane iki tane bol şekerli ekmek alıp sırasıyla yeğenlerime verirdim. Dilimli köy ekmeği önce ıslatılırdı; sonra da üzerine beyaz toz şeker serpilirdi. Ekmeğin üstüne kutu sütünü evde biz yalnızken yapardık. Bu, ıslatılmış bol şekerli ekmekten daha da değerliydi. Ekmekleri dağıtma işi, beni çok ama çok mutlu ederdi.
Arkadaşım Eşşek
Kaç yıl oldu saymadım köyden göçeli
Mevsimler geldi geçti, görüşmeyeli
Hiç haber göndermedin o günden beri
Yoksa bana küstün mü? Unuttun mu beni?
Dün yine seni andım, gözlerim doldu
O tatlı günlerimiz bir anı oldu
Ayrılık geldi başa, katlanmak gerek
Seni çok çok özledim, arkadaşım eşek
Arkadaşım eş, arkadaşım şek, arkadaşım eşek
(Arkadaşım eş, arkadaşım şek, arkadaşım eşek)
Yaban tayları çayırda tepişiyor mu?
Çilli horoz kedilerle dövüşüyor mu?
Sarıkız minik buzağıyı sütten kesti mi?
Kuzularla oğlaklar sevişiyor mu?
Uzun kulaklarını son bir kez salla
Tüm eski dostlarımdan bir haber yolla
Ayrılık geldi başa, katlanmak gerek
Seni çok çok özledim arkadaşım eşek
Arkadaşım eş, arkadaşım şek, arkadaşım eşek
Türk aranjör, sanatçı, besteci, söz yazarı, televizyon programı yapımcısı ve sunucusu, köşe yazarı ve kültür elçisi olan Barış Manço’nun şarkılarıyla büyüdük. Onun yaptığı programlarda eğlendik, düşündük, bilgilendik. Daha da önemlisi, çocuk olduğumuzu anladık.
Çocukluğumuzda nasıl olduğunu bilmiyorum ama, bir şekilde mutluyduk. Belki de çocuk aklımızla hiçbir şeye fazla anlam yüklemiyorduk. Olayları, durumları içselleştirmiyorduk. Anda kaldığımız için kötü bir şeyler de olmuşsa unutuyorduk, Çünkü kinin ne olduğunu bilmiyorduk. Beklenti içine girmediğimiz için de hep mutluyduk. İzlediğimiz filmlerden, dizilerden gün yüzüne en güzel duyguları çıkarıyorduk. Kısacası, çocuktuk. Şimdi, bu yazıyı yazarken bile gülüyorum. Daha o kadar çok an var ki anlatılacak, başka sefere deyip nokta diyorum.