Şu an Baf’ta etrafı zeytin ağaçları ile çevrilmiş bir yüzme havuzunun kenarında oturuyorum. Kulaklarımda sadece suyun ritmik hareketlerinden oluşan melodisi. Ve ben yine geçmişe bir yolculuk yapıyorum.
Adanın tümünü seviyorum. Ama sanırım güneyde kalmak için en çok Baf’ı tercih ediyorum. Yollar açıldıktan! sonra senede bir gün geldiğimiz “Kasaba’ya” şimdi yılda iki kez ikişer gün gelmeye başladık. Buradan çıkan netice; keyif almasaydık gelişlerimizde artış olmayacaktı. Baf’ın birçok köyünü gezdim. Otellerinde konakladım. Kendi adıma söylemem gerekirse, şimdiye kadar hep olumlu davranışlarla karşılaştım. Geçmiş olumsuz günleri anımsatacak hiçbir işaret görmedim.
Gezmeyi sevmemin bir nedeni çocukluk döneminde yaşanan sınırlamaların etkisi olabilir mi diye de düşünüyorum. Gelişim Psikolojisi ile uğraşanlar insan davranışları ile çocuklukta yaşananlar arasında gizli, derin bağlar olduğunu dile getirmektedirler. O zaman gezmek teması ile biraz geçmişe yolculuk yapmak ve tarih ile psikolojiyi harmanlamakta yarar var.
1961 de; bir yıl önce, apar topar kurulmuş bir cumhuriyet idaresinin içinde dünyaya gelmişim. Ortalık durulmuş, insanlar sakinleşmiş, birçok normal ülkenin görüntüsünü veren bir başlangıcın içerisinde idik. Ben anımsamasam da üç yıl normal seyahat özgürlüğünün olduğu bir dönem yaşandı. O tarihlerde babamın görev yeri olan Tatlısu’dan yaklaşık yüz kilometre uzakta olan köyü Lapta’ya sorunsuz bir şekilde gidip gelebiliyormuşuz.
Sonra, zorlama ile kurulan cumhuriyet, onu kabullenemeyenler tarafından işlevsiz hale getirilince “toplumlar arası çatışmalar” yeniden alevlendi.
Bunun neticesi, güvenlik nedeni ile Kıbrıs’ta seyahat etmek tehlikeli bir hal almıştı. İşte bu nedenle babam da içerisinde bulunduğu görevler nedeni ile dört yıl öğretmenlik yaptığı köyden dışarıya çıkamadı. Dolayısı ile biz de yaklaşık beş kilometre kare bir alan içerisinde yaşamaya mahkumduk. Yılda birkaç kez ya dere kenarına ya tepe yamacına veya denize gidebiliyorduk.
Özgürlüğün ne olduğunu bilmeyenler yaşadıklarını normal bir hayat olarak kabullenebilirler. Ancak özgürlüğün tadını alanları geri döndürmek zor olabilir. Bu yüzden gücü elinde bulunduranlar özgürlükleri çoğaltmak istemeyebilirler. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 1948 de kabul edilmiş olmasına rağmen, maddelerinden biri olan seyahat özgürlüğü, Kıbrıs’ta sürekli kesintiye uğruyordu.
1967 de yollar açıldı ama bir süre daha Türklere barikatlar kaldı. Rumlara ise Girne Lefkoşa arasında belirli saatlerde ve Birleşmiş Milletler eşliğinde seyahat etme özgürlüğü! kaldı.
Yollar açılınca “Maarifin” organize ettiği ilkokul yaz kamplarına katıldım 1970 de Düzkaya, 71 de Lefke kampında bulundum. Düzkaya da iken günü birlik Baf’a da gitmiştik. 2003 e kadar tekrar gitme şansım olmadı. Tatlısu’dan ayrılıp Tuzla’ya gidince Larnaka denizine senede birkaç kez, göç ettiğimiz Lapta’ya ise hemen hemen her pazar gidip dönebiliyorduk.
Yani gezmelerimiz hep sınırlı bir daire içinde ve bu dairenin çemberini kıramadan gerçekleşiyordu. Çünkü hep potansiyel bir tehlike içerisinde olduğumuz beynimize kazınmıştı. Şunu da ifade etmem gerekiyor; gezmelerimizin sınırlı olmasının nedeni sadece içinde bulunduğumuz coğrafyanın gerginlikleri değildi. Maddi imkanlar da buna olanak vermiyordu. Örneğin benim, annemle babam ellili yaşlarından sonra birlikte tatil yapabilmişlerdir. Ben de Baf, Yeşilırmak arasını ellili yaşlarımda ilk defa görebildim.
74’den sonra ülkenin bölünmesi neticesinde oluşan sınırlar nedeni ile insanlar yirmi dokuz sene seyahat özgürlüğünden yine mahrum olmuşlardır. Kuzeye geçerken ellili yaşlarda olanlar bir daha doğdukları toprakları göremeden bu dünyadan göçüp gittiler. Başlangıçta sorduğum “Gezmeyi sevmemin bir nedeni çocukluk döneminde yaşanan sınırlamaların etkisi olabilir mi?” sorusunun yanıtı bence; olabilirdir.
Endişeler içerisinde geçirilen bir çocukluk, kısıtlamalar ve daraltılmış alanlarda yaşamak zorunluluğu, çizilmiş sınırları geçememe hali, özgürlükleri eksik kullanmak, kullanamamak... Şimdi dağ bayır, köşe bucak gitmeleri seviyorum. Yaşamadığım köyler, tanımadığım insanlar, bilmediğim geçmişler, yitip kaybolmak üzere olan anılar, gizemli ve yok olmakta olan geçmişleri ucundan yakalamış oluyorum. Sınırları kaldırdım. Daireyi düz bir çizgiye çevirdim, geziyorum.
Sağlıcakla kalınız