Kıbrıs sorunu, onlarca yıldır çözüm bekleyen ve her yeni girişimde farklı beklentiler yaratan bir dosya olmayı sürdürüyor. Rum basınında yer alan son iddialar ise Birleşmiş Milletler’in yeni bir çözüm çerçevesi üzerinde çalıştığını ve yaz aylarında düzenlenmesi planlanan genişletilmiş bir konferansta tarafların önüne yeni bir taslak koymayı hedeflediğini ortaya koyuyor.
Kıbrıs sorunu, onlarca yıldır çözüm bekleyen ve her yeni girişimde farklı beklentiler yaratan bir dosya olmayı sürdürüyor. Rum basınında yer alan son iddialar ise Birleşmiş Milletler’in yeni bir çözüm çerçevesi üzerinde çalıştığını ve yaz aylarında düzenlenmesi planlanan genişletilmiş bir konferansta tarafların önüne yeni bir taslak koymayı hedeflediğini ortaya koyuyor.
Dikkat çekici olan, bu kez gündeme gelen modelin klasik federasyon anlayışından farklı bir yapıya sahip olmasıdır. İddiaya göre oluşturulmaya çalışılan sistem, Rum tarafının “iki bölgeli, iki toplumlu federasyon” yaklaşımı ile Türk tarafının “egemen eşitlik ve iki devletli çözüm” tezleri arasında bir denge kurmayı amaçlıyor. Başka bir ifadeyle, Güney’in federasyon, Kuzey’in ise konfederasyon olarak yorumlayabileceği esnek bir yapı tasarlanıyor.
Bu çerçevede en hassas başlık yine toprak konusu olarak öne çıkıyor. Maraş, Güzelyurt ve Mesarya’da bazı düzenlemelerin gündeme gelebileceği belirtilirken, buna karşılık Kıbrıslı Türklere uzun yıllardır talep ettikleri doğrudan ticaret, doğrudan temas ve doğrudan uçuş gibi açılımların sağlanması öngörülüyor. Böyle bir denklemin taraflar açısından ne ölçüde kabul edilebilir olduğu ise şimdiden tartışma konusu.
Önerilen modelin bir diğer önemli yönü merkezi yapının yetkilerinin ciddi şekilde sınırlandırılmasıdır. Günlük yönetimin büyük ölçüde iki kurucu devlete bırakılması, merkezi yapının ise dış temsil, Avrupa Birliği ilişkileri ve güvenlik gibi alanlarla sınırlı tutulması düşünülüyor. Bu yaklaşım, geçmişte çözümsüzlüğe neden olan yetki paylaşımı tartışmalarını azaltmayı hedefliyor.
Ancak siyasi eşitlik meselesi hâlâ en büyük sınav olmaya devam ediyor. Türk tarafı karar alma mekanizmalarında etkin ve garanti altına alınmış bir rol isterken, Rum tarafı buna direnmeyi sürdürüyor. Güvenlik ve garantiler konusunda da taraflar arasında ciddi görüş ayrılıkları bulunuyor.
Kıbrıs’ta bugüne kadar birçok plan masaya geldi ve sonuçsuz kaldı. Bu nedenle ortaya atılan yeni formülün başarısı, yalnızca teknik detaylarına değil, tarafların karşılıklı güven oluşturabilmesine bağlı olacak. Görünen o ki önümüzdeki dönemde adada çözüm tartışmaları yeniden hız kazanacak. İzleyip göreceğiz. Bizden söylemesi…