YAŞAM COŞKUSU DEVAM EDENLER YAŞLI DEĞİLDİRLER

Yaşam yolculuğumda, geriye dönüp bakmalarım artmış gibi bir izlenim veriyor olabilirim yazılarımda. Ama gerçek tam olarak öyle değil.

Yaşam yolculuğumda, geriye dönüp bakmalarım artmış gibi bir izlenim veriyor olabilirim yazılarımda. Ama gerçek tam olarak öyle değil.

Yaşadığınız zaman dilimi çoğaldıkça, biriken anılar da arttığı için anımsayacak şeyleriniz fazlalaşıyor. Kullanılacak malzeme çoğaldıkça onlara ayırdığımız zaman dilimi de artmaya başlıyor. Ve bu durum son noktaya kadar, doğru orantılı olarak sürüp gidecektir.

İnsanın gücü giderek azalabilir, esneklik yeteneğindeki düşüş nedeni ile hareketleri ağırlaşabilir, zihinsel kapasitesinde hız düşümü olabilir, her konudaki sürati azalabilir. O artık bir kelebek değil, tırtıldır.

Ama yine de “Yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin.” diyor şair. Ölmeyecekmiş gibi planlar yapacak, hayatına yenilikler katıp, gidilecek yollar bulacaksın, anıya dönüşecek, efor istemeyen yeni aksiyonlar yaratacaksın. Hayatını sürekli renklerin arasında, müziğin içerisinde sürdür. Öleceğini bil ama ölmeyecekmiş gibi hayatına devam et.

Kaçıncısı olduğunu bilmediğim evimde bugün son günüm. Yine yeni bir döneme
yelken açıyorum. Ayrılıklar çoğunlukla hüzünlüdür. Anılar kötü veya iyi hepsinin damağınızda bir tadı kalır. Yaşandı ve bitti tümcesi soğuk, kuru, duygu yoksunu bir sözcük olarak çoğu zaman karşımıza çıkabiliyor. Yeni başlangıçlara, omzunuzda bir endişe kuşu taşıyarak da girebilirsiniz. Bir zaman sonra o kuş sizi terk eder. Uçup gider. Hafızanızda izi kalmaz. Yeni mekan, bir öncekinden daha isteklerinize yanıt verecek konumda ise hayatınıza yeni bir renk katmış olur. Yeni bir dönemeçte ilerlemeye başlarken, boşalmakta olan arabanın tekerleği, yeniden hava ile dolmuş gibi olacak ve sürüşte rahatlama sağlayacak, kalite artacaktır.

Şimdi kendime yeni hedefler belirlemeliyim. Üçüncü kitabımın hazırlıklarına başlamalıyım. Üretim kapasitemi artırmalıyım. Daha çok okumalı, daha çok öğrenmeli, daha çok yazmalıyım. “Coşkusunu yitirmiş olanlar yaşlanmıştır.” Ben de yaşlanmış olmamak için coşkumu yitirmemeliyim.


“Yaşlanmışım haberim olmamış” şiirimde ki dizelerim.
(...)Tam da bu nedenle;
hayatı içine çek
suyu kokla
denizle yüzünü yıka
rüzgarla kurula.
Hamakta yat
gökyüzüne bak
sallandıkça;
dalların arasından sıyrılan güneş
gözlerini eşelesin
yaşadığını hisset.
Kalmasın görmediğin yer
sabah farklı yerde uyan
farklı yerde uyu akşam.(...)

“Gençlik şiir zamanıdır ve yaşlılık felsefeye daha eğilimlidir.' Sözü kulağa hoş geliyor. Gençlik; daha duygusal, romantik, sergüzeştir. Zihinleri daha kıvraktır. Daha ateşli ve agresiftir. Yaşamın orta yerinde durmaktadır.
Bu nedenlerle şiir yazabilmek için hem hamuru daha elverişlidir, hem de başına daha çok, güzel veya kötü şeyler gelecek bir ortam içerisindedir. Şimdi; yılların imbiğinden süzüle süzüle, damlaya damlaya biriken öz su, ister istemez felsefeye daha fazla bulaşmaktadır. Bu şiirinize de, düz yazınıza da, romanınıza da yansıyacaktır.

Durağan bir hayat, tek düze bir yaşantıya dönüşeceği için insanı verimsizleştirir. Kısır bir döngü içine sokarak isteksizlik ve iç sıkıntısına neden olabilir. Olumlu yöndeki değişiklikler bir kabuk değiştirme, iyileşme sağlar belki yeniden kelebek olabilirsiniz.

“Reenkarnasyon” isimli şiirimde ise yeni doğan torunumun kurumuş toprağıma verdiği su ile üzerimde kır çiçekleri açmasına vesile olmasını anlatıyorum.

(...)Üretmekten yorulmuş bir toprakta
tüketmekten yorulmuş bir toprakta
yenilenmekten vazgeçmiş bir toprakta
kır çiçeklerinin açmasıydı senin gelişin.
Belki filmin sonu
belki de senin gelişin
bizim için reenkarnasyondu.(...)

Yeniliklere, değişiklilere, hareketli bir hayata, sosyal aktivitelere,
kapılarınızı hep açık tutunuz. Fikir toplayın, fikirler biriktirin ve oluşturduğunuz kendi fikrinizi etrafınıza yansıtın.

Yaşam coşkusu devam edenler yaşlı değildirler.
Sağlıcakla kalınız.
Bu haber 12 defa okunmuştur

:

:

:

: