Kazın ayağı öyle değil!

Rum basını, Ankara’da düzenlenen NATO Liderler Zirvesi’ni Kıbrıs meselesi ve Türkiye-Avrupa Birliği ilişkileri açısından mercek altına aldı.


Rum basını, Ankara’da düzenlenen NATO Liderler Zirvesi’ni Kıbrıs meselesi ve Türkiye-Avrupa Birliği ilişkileri açısından mercek altına aldı. Gazetelere göre Avrupa liderleri, Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yapacakları temaslarda Kıbrıs müzakerelerinin yeniden başlaması için zemin arayacak, zirve de bu sürece yeni bir diplomatik ivme kazandıracaktı.

Rum tarafının beklentisi açık: Avrupa, Türkiye’ye Kıbrıs konusunda baskı yapacak.
Ancak kazın ayağı hiç de öyle değil.

Zirvenin en dikkat çekici mesajı, dün ABD Başkanı Donald Trump’tan geldi. Trump,
“Erdoğan olmasaydı bu zirveye gelmezdim.” diyerek Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’a verdiği önemi açıkça ortaya koydu. Bununla da yetinmedi ve Türkiye açısından çok daha kritik bir açıklama yaptı:

“CAATSA yaptırımlarını kaldıracağız. Ben dostumu yaptırımlarla boğmak istemiyorum.”

Bu sözler sıradan diplomatik nezaket ifadeleri değil. Washington’un Türkiye’ye bakışında yeni dönemin işaret fişekleri niteliğinde.

Trump’ın aynı gün İngiltere, Fransa ve İtalya başta olmak üzere birçok müttefikine yönelik eleştirel ifadeler kullanırken Erdoğan hakkında övgü dolu sözler sarf etmesi de dikkat çekiciydi. Bu tablo, Ankara-Washington hattındaki ilişkinin klasik müttefiklik sınırlarını aşarak liderler arasında güçlü bir güven ilişkisine dönüştüğünü gösteriyor.

Böyle bir denklemde Avrupa’nın Türkiye’yi Kıbrıs üzerinden sıkıştıracağını düşünmek gerçekçi değildir.

Çünkü bugün sadece Türkiye’nin Avrupa’ya ihtiyacı yok; aksine Avrupa’nın Türkiye’ye olan ihtiyacı hiç olmadığı kadar arttı.

ABD’nin desteğinin zayıfladığı ya da sorgulandığı bir güvenlik mimarisinde NATO’nun geleceği Avrupa açısından ciddi bir belirsizlik taşıyor. Avrupa Birliği kendi savunma kapasitesini artırmak, ortak güvenlik sistemini güçlendirmek ve stratejik özerklik hedefini gerçekleştirmek istiyorsa bunun yolu Türkiye’yi dışlayarak değil, Türkiye ile iş birliğini derinleştirerek mümkün olabilir.

Türkiye, NATO’nun en büyük ve en tecrübeli ordularından birine sahip. Karadeniz’den Balkanlar’a, Kafkasya’dan Orta Doğu’ya kadar uzanan jeopolitik konumu ise Avrupa’nın güvenliği açısından vazgeçilmez nitelikte.
Dolayısıyla Avrupa’nın önceliği Ankara ile kriz üretmek değil, Ankara ile ortak zemini genişletmek olacaktır.

Bu nedenle Kıbrıs konusunda baskının adresi de Türkiye olmayacaktır.

Tam tersine, çözümün önündeki engelleri kaldırması beklenen tarafın Güney Kıbrıs Rum Yönetimi olması daha kuvvetli bir ihtimaldir. Çünkü uluslararası toplumda, çözüm süreçlerini sürekli çıkmaza sürükleyen maksimalist taleplerin artık eskisi kadar karşılık bulmadığı görülüyor.

Rum yönetiminin hâlâ Avrupa’nın Türkiye’yi köşeye sıkıştıracağı yönündeki beklentisi ise değişen uluslararası dengeleri okuyamamanın bir sonucudur.

Yeni dünya düzeninde dengeler değişiyor.

Bu değişimin merkezinde ise Türkiye her geçen gün daha güçlü bir konuma yerleşiyor. Bizden söylemesi...
Bu haber 6 defa okunmuştur

:

:

:

: