Geciken adalet, adalet değildir!

Yargı, bir devletin en temel direklerinden biridir. Yasalar ne kadar güçlü olursa olsun, mahkemeler zamanında karar veremiyorsa vatandaşın devlete olan güveni de sarsılır. Çünkü adalet sadece doğru karar vermek değildir; o kararı makul bir süre içinde verebilmektir.

Yargı, bir devletin en temel direklerinden biridir. Yasalar ne kadar güçlü olursa olsun, mahkemeler zamanında karar veremiyorsa vatandaşın devlete olan güveni de sarsılır. Çünkü adalet sadece doğru karar vermek değildir; o kararı makul bir süre içinde verebilmektir.
Yüksek Mahkeme Başkanı Bertan Özerdağ’ın adli yılın kapanışında açıkladığı rakamlar, üzerinde ciddiyetle durulması gereken bir tabloyu ortaya koyuyor. Yaklaşık 150 bin dava dosyalanmış, bunların 83 bini sonuçlandırılmış ve bugün itibarıyla yaklaşık 75 bin dosya hâlâ askıda bekliyor.
Bu rakamlar, yargı mensuplarının çalışmadığını değil, mevcut sistemin artık artan iş yükünü taşımakta zorlandığını gösteriyor. Mahkemelerin, hâkimlerin ve personelin fedakârlığı tek başına yeterli olmuyor. Sorun yapısaldır ve yapısal sorunların çözümü de yapısal reformlarla mümkündür.
Geçmişte anayasa değişikliği girişimlerinin halk oylamasında reddedilmiş olması, bugün ortaya çıkan ihtiyacı ortadan kaldırmıyor. Tam tersine, geçen yıllar içinde dava sayılarının artması, toplumun büyümesi ve hukuki uyuşmazlıkların çeşitlenmesi, reform ihtiyacını daha da acil hale getirmiştir.
Elbette anayasa değişikliği tek başına bütün sorunları çözmeyecektir. Dijitalleşme, mahkemelerin fiziki altyapısının güçlendirilmesi ve yeni mahkemelerin kurulması bu reformun ayrılmaz parçalarıdır.
Unutulmamalıdır ki, geciken her dava sadece dosya raflarında bekleyen bir evrak değildir. O dosyanın arkasında hakkını arayan bir vatandaş, alacağını bekleyen bir esnaf, yatırım yapamayan bir iş insanı, yıllardır sonuç bekleyen bir aile ya da özgürlüğü söz konusu olan bir sanık vardır. Geciken her karar, ekonomik hayatı da toplumsal huzuru da doğrudan etkiler.
Adalet sisteminin hızlanması sadece hukukçuların meselesi değildir. Güçlü ekonomi isteyenin de, yabancı yatırım bekleyenin de, vatandaşın devlete güvenmesini arzulayanın da önceliği hızlı ve etkin çalışan bir yargı olmalıdır.
Bu nedenle artık siyasi hesaplar bir kenara bırakılmalıdır. Yargının ihtiyaç duyduğu anayasal ve yasal düzenlemeler geniş bir uzlaşıyla hayata geçirilmelidir. Çünkü burada kazanan ya da kaybeden siyasi partiler olmayacaktır; kazanan hukuk devleti olacaktır.
“Geciken adalet, adalet değildir” sözü artık bir klişe değil, önümüzde duran gerçeğin özetidir. Yüksek Mahkeme Başkanı’nın ortaya koyduğu tablo ve yaptığı çağrı dikkatle değerlendirilmeli, gerekli adımlar vakit kaybetmeden atılmalıdır.
Aksi halde yarın yargıdaki gecikmelerden, yıllarca süren davalardan ve vatandaşın adalete olan güven kaybından şikâyet etmeye hiç kimsenin hakkı olmayacaktır. Bizden söylemesi…
Bu haber 11 defa okunmuştur

:

:

:

: