Guterres gelmeden Ankara mesajı verdi

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Guterres’in 27 Temmuz’da Kıbrıs’a yapacağı ziyaret öncesinde Ankara’dan verilen mesaj, sıradan bir diplomatik açıklama değildir.

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Guterres’in 27 Temmuz’da Kıbrıs’a yapacağı ziyaret öncesinde Ankara’dan verilen mesaj, sıradan bir diplomatik açıklama değildir. Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın, BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Şahsi Temsilcisi Maria Angela Holguin ile yaptığı görüşmenin ardından ortaya koyduğu çerçeve, Türkiye’nin Kıbrıs politikasının değişmediğini değil, daha da netleştiğini göstermektedir.
Bu görüşmenin zamanlaması özellikle dikkat çekicidir.
Çünkü Guterres, adaya yeni bir müzakere zemini oluşturma umuduyla gelirken, Ankara masaya hangi şartlarda oturacağını önceden ilan etmiştir.
Mesaj açıktır:
Kıbrıs’ta artık geçmişin başarısız federasyon ezberleri üzerinden zaman kaybedilmeyecektir.
Hakan Fidan’ın altını çizdiği iki temel kavram, “egemen eşitlik” ve “eşit uluslararası statü”dür. Bunlar sadece diplomatik ifadeler değildir. Türkiye’nin ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin yeni müzakere paradigmasının temelidir.
Yıllarca Kıbrıs Türk tarafı iyi niyet gösterdi.
Annan Planı’na “evet” dedi.
Crans Montana’da çözüm iradesini ortaya koydu.
Her defasında uzlaşmaz taraf Rum yönetimi oldu.
Buna rağmen uluslararası toplum ödülü Rum tarafına verdi, Türk tarafını ise ambargolar altında yaşamaya mahkûm etti.
İşte Ankara artık bu döngünün yeniden yaşanmasına izin vermeyeceğini ilan ediyor.
Fidan’ın “Ada’daki gerçekler temelinde” ifadesi de son derece önemlidir.
Çünkü Kıbrıs’ta iki ayrı halk, iki ayrı demokrasi, iki ayrı devlet yapısı vardır.
Bunu yok sayarak hazırlanacak hiçbir planın başarı şansı bulunmamaktadır.
Gerçeklerden kopuk diplomasi, çözüm üretmez; sadece yeni hayal kırıklıkları doğurur.
Bugün Doğu Akdeniz’de enerji dengeleri değişiyor.
Türkiye ile KKTC arasında doğal gaz konusunda atılan tarihi adımlar yeni bir dönemin kapısını aralıyor.
Oruç Reis’in bölgede yürüttüğü sismik çalışmalar da bunun somut göstergesidir.
Böylesine değişen jeopolitik ortamda, Kıbrıs Türk halkını eski statüye mahkûm etmeye çalışan anlayışın başarı şansı kalmamıştır.
Guterres’in ziyareti elbette önemlidir.
Diyalog her zaman değerlidir.
Ancak diyalog, gerçekleri inkâr ederek değil, gerçekleri kabul ederek anlam kazanır.
Ankara’nın Holguin’e verdiği mesaj tam da bunu ifade etmektedir.
Önce egemen eşitlik kabul edilecek.
Önce Kıbrıs Türk halkının eşit uluslararası statüsü teslim edilecek.
Sonra iş birliği konuşulacak.
Aksi halde yeniden federasyon tartışmalarını gündeme taşımaya çalışmak, geçmişin başarısız senaryolarını tekrar sahneye koymaktan başka bir anlam taşımayacaktır.
Kıbrıs’ta artık yeni bir dönem başlamıştır.
Türkiye’nin duruşu nettir.
KKTC’nin iradesi ortadadır.
Şimdi tercih uluslararası toplumundur.
Ya Ada’daki gerçekleri kabul ederek iki devletin yan yana yaşayacağı sürdürülebilir bir modeli destekleyecekler ya da yarım asırdır sonuç vermeyen aynı kısır döngünün devamına tanıklık edecekler.
Ankara’nın mesajı diplomatik olduğu kadar stratejiktir:
Kıbrıs’ta çözüm, gerçeklerden geçer. Gerçek ise Ada’da iki devletin var olduğudur. Bizden söylemesi.
Bu haber 17 defa okunmuştur

:

:

:

: