Umut var ama yol hâlâ uzun

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres'in Kıbrıs ziyareti sonrasında ortaya çıkan tablo, yıllardır alışık olduğumuz diplomatik açıklamaların biraz ötesine geçti.

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres'in Kıbrıs ziyareti sonrasında ortaya çıkan tablo, yıllardır alışık olduğumuz diplomatik açıklamaların biraz ötesine geçti.
Ortada ne bir çözüm var ne de çözümün garantisi. Ancak uzun zamandır ilk kez tarafların önüne, hazırlık yapılmadan masaya oturulmayacağı anlayışına dayanan yeni bir yöntem konuldu.
Aslında en dikkat çekici açıklama, Guterres'in 'Sonuçsuz daha fazla 5+1 toplantısı yapmak istemiyorum' sözleri oldu.
Bu cümle, geçmişte defalarca yapılan ancak hiçbir somut ilerleme sağlayamayan konferansların artık tekrarlanmayacağı mesajını içeriyor. Başka bir ifadeyle, fotoğraf vermek için değil, sonuç almak için masa kurulacak.
Cumhurbaşkanı Erhürman'ın uzun süredir dile getirdiği 'önce güven yaratıcı önlemler, sonra kapsamlı müzakere' yaklaşımının BM tarafından da benimsenmeye başlanması dikkat çekici bir gelişmedir.
Erhürman'ın 'Düne göre daha umutluyum' demesi de bu nedenle sürpriz değildir. Çünkü ilk kez müzakerenin şekli kadar zemini de tartışılıyor.
Muhalefetten gelen değerlendirmeler ise farklı bir pencere açıyor. CTP Genel Başkanı Sıla Usar İncirli, ortaya çıkan süreci bir fırsat olarak görüyor ve tüm taraflara tarihi sorumluluk çağrısı yapıyor.
Buna karşılık Halkın Partisi Genel Başkanı Kudret Özersay daha temkinli. Ona göre Guterres yalnızca iyi niyet ortaya koydu; asıl mesele tarafların kendi aralarında gerekli yakınlaşmayı sağlayıp sağlayamayacağıdır.
Bu kuşku yabana atılacak bir değerlendirme değildir. Çünkü Kıbrıs müzakere tarihi, iyi niyet açıklamalarının hayal kırıklıklarıyla sonuçlandığı birçok örnekle doludur.
Ankara'nın açıklaması ise Türkiye'nin pozisyonunda herhangi bir değişiklik olmadığını net biçimde ortaya koyuyor. Türkiye, çözümün ancak Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsünün kabul edilmesiyle mümkün olacağını vurguluyor. Aynı zamanda Rum tarafının bugüne kadarki uzlaşmaz tavrının değişmediği görüşünü yineliyor.
İşte tam da bu noktada iyimserlikle gerçekçilik arasında hassas bir denge kurulması gerekiyor.
Bugün açılan pencere bir fırsattır ama fırsat tek başına sonuç üretmez. Eğer Rum tarafı geçmişte olduğu gibi zamana oynayan, Türk tarafını siyasi eşitlikten uzaklaştırmaya çalışan yaklaşımını sürdürürse, Guterres'in yeni metodolojisi de sonuç vermez.
Ancak uluslararası konjonktürün değiştiği de inkâr edilemez. Doğu Akdeniz'deki enerji dengeleri, Avrupa'nın güvenlik arayışları ve bölgesel gelişmeler Kıbrıs'ı yeniden uluslararası gündemin üst sıralarına taşıyor. Bu durum taraflara geçmişte sahip olmadıkları bir diplomatik zemin sunuyor.
Şimdi önemli olan, bu zeminin doğru değerlendirilmesidir.
Çünkü masaya oturmak başarı değildir. Başarı, o masadan iki halkın geleceğine katkı sağlayacak somut sonuçlarla kalkabilmektir.
Guterres topu taraflara attı. Artık mesele BM'nin ne istediğinden çok, tarafların gerçekten ne istediğidir. Bizden söylemesi…
Bu haber 59 defa okunmuştur

:

:

:

: