Ege’de Türkiye’den Şahin Hamle: Deniz Parkı Kararı Atina’ya Net Mesajdır

Türkiye’nin deniz parkları konusunda attığı adım, sıradan bir çevre düzenlemesi olarak görülmemelidir.

Türkiye’nin deniz parkları konusunda attığı adım, sıradan bir çevre düzenlemesi olarak görülmemelidir.

Bu karar, Ege’de denizlerin geleceğine ilişkin stratejik bir hamle olarak okunmalıdır.

Çünkü Yunanistan son dönemde Ege’de “deniz parkları” ve çevre koruma başlıklarını öne çıkararak kendi denizcilik vizyonunu güçlendirmeye çalışıyor. Türkiye’nin şimdi kendi deniz alanlarında kapsamlı bir koruma yaklaşımını ortaya koyması, Atina’ya açık bir mesajdır:

Ege’de tek taraflı senaryo yazamazsınız.

Türkiye artık sadece Yunanistan’ın attığı adımlara cevap veren ülke olmayacağını göstermelidir.

Atina’ya mesaj: Ege sahipsiz değildir

Deniz parkı kavramı çevre açısından önemli olabilir. Ancak Ege gibi egemenlik, deniz yetki alanları ve güvenlik başlıklarının iç içe geçtiği bir coğrafyada atılan her adımın stratejik sonuçları vardır.

Türkiye’nin deniz parkları hamlesi bu nedenle önemlidir.

Ankara’nın mesajı şu olmalıdır:

Biz de denizlerimizi koruyoruz, araştırıyoruz ve yönetiyoruz. Ancak bunu yaparken haklarımızdan bir milim dahi vazgeçmiyoruz.

Yunanistan’ın çevre üzerinden oluşturabileceği herhangi bir yeni fiili durumun Türkiye tarafından kabullenilmesi beklenmemelidir.

Türkiye artık oyunu takip eden değil, oyun kuran taraf olmalı

Türkiye’nin en büyük avantajlarından biri, Ege ve Akdeniz’de güçlü bir denizcilik kapasitesine sahip olmasıdır.

Ancak güç sadece donanmayla ölçülmez.

Bilimsel araştırma gemileriyle,

deniz hukuku uzmanlarıyla,

üniversiteleriyle,

haritalama kapasitesiyle,

balıkçılık politikalarıyla,

deniz çevresini koruma projeleriyle

de güç gösterilir.

İşte deniz parkları bu nedenle stratejik önem taşımaktadır.

Türkiye, kendi denizlerinde ne kadar güçlü ve organize olduğunu ortaya koymalıdır.

Yunanistan’a açık uyarı

Atina şunu anlamalı:

Ege, yalnızca Yunanistan’ın plan yapabileceği bir deniz değildir.

Türkiye’nin de Ege’de hakları, çıkarları ve söz söyleme iradesi vardır.

Türkiye çevreyi koruyacak.

Denizlerini temiz tutacak.

Balıkçısını koruyacak.

Deniz ekosistemlerini araştıracak.

Ama bütün bunları yaparken Mavi Vatan anlayışından da geri adım atmayacak.

Yunanistan hangi siyasi hesapla hangi haritayı ortaya koyarsa koysun, Türkiye kendi haklarını başkasının hazırladığı haritalara göre belirlemeyecektir.

Artık daha kararlı bir Türkiye zamanı

Türkiye’nin bundan sonraki hedefi yalnızca Yunanistan’ın adımlarına cevap vermek olmamalı.

Türkiye kendi denizcilik doktrinini daha da ileri taşımalıdır.

Ege’de daha fazla bilimsel araştırma yapılmalı, deniz alanlarımızın ekolojik ve ekonomik değeri ortaya çıkarılmalı, deniz parkları ağı genişletilmeli ve Türkiye’nin denizlerdeki varlığı çok daha görünür hale getirilmelidir.

Çünkü uluslararası siyasette güçlü olan yalnızca silahı güçlü olan değildir.

Denizini bilen, hukukunu bilen, bilimini kullanan ve gerektiğinde kararlılıkla masaya yumruğunu koyabilen ülke güçlüdür.

Türkiye bugün deniz parkı adımıyla çevresini korurken aynı zamanda Atina’ya da şu mesajı vermelidir:

Ege’de yeni bir düzen kurulacaksa, Türkiye o düzenin dışında olmayacaktır.

Ve son söz:

Ege’de Türkiye’yi hesaba katmadan hiçbir planın geleceği yoktur.

Mavi Vatan yalnızca bir kavram değildir.

Türkiye’nin denizlerdeki iradesidir.

Atina bunu ne kadar erken anlarsa, Ege o kadar sakin olur.
Bu haber 68 defa okunmuştur

:

:

:

: