İsrail’in Suriye’deki Bombaları: Bölgenin Patronu Sen Değilsin!

Ortadoğu’da İsrail’in yıllardır uyguladığı bir anlayış var: “Ben tehdit gördüğüm yere müdahale ederim.”

Ortadoğu’da İsrail’in yıllardır uyguladığı bir anlayış var:

“Ben tehdit gördüğüm yere müdahale ederim.”

Suriye’nin İdlib kırsalındaki Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü’ne düzenlenen son saldırı, işte bu anlayışın yeni örneğidir.

İsrail, saldırıyı Türkiye’nin bölgeye asker konuşlandıracağı iddiasıyla gerekçelendirdi. Ancak Ankara bu iddiayı açıkça reddetti. Suriye Dışişleri Bakanı da Ebu Zuhur’da kalıcı bir Türk askeri üssü kurulması planı olmadığını söyledi. Türkiye ayrıca saldırı öncesinde veya sırasında üste Türk askeri heyetinin bulunmadığını açıkladı.
Peki İsrail’in yaptığı nedir?

Bir başka ülkenin topraklarında, kendi güvenlik değerlendirmesini gerekçe göstererek askeri tesis bombalamak!

Üstelik burası İsrail toprağı değildir.

Suriye toprağıdır.

Ve İsrail, Suriye’nin egemenliğini kendi güvenlik hesaplarına göre şekillendirme hakkını kendisinde görmektedir.

Asıl tehlike tam da burada başlamaktadır.

İsrail kendisini bölgenin hakemi mi sanıyor?

Bugün İsrail, “Türkiye burada askeri varlık gösterecek” diyerek Suriye’deki bir askeri tesisi vuruyor.

Yarın başka bir ülkede başka bir gerekçe ortaya çıkabilir.

Bu anlayış kabul edilirse Ortadoğu’da uluslararası hukuk diye bir şey kalmaz.

Her güçlü devlet, kendi güvenlik gerekçesini ortaya koyup istediği ülkenin topraklarını bombalamaya başlar.

Türkiye’nin buna itiraz etmesi yalnızca Türkiye açısından değil, bölgenin geleceği açısından da önemlidir.

Nitekim ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack dahi saldırıyı “gereksiz bir tırmanış” olarak değerlendirdi

Demek ki mesele yalnızca Ankara’nın tepkisi değildir.

İsrail’in attığı bu bomba, bölgesel istikrarı daha da kırılgan hale getirmiştir.

İsrail’in asıl rahatsızlığı ne?

Bence cevap çok açık:

Türkiye’nin Suriye’de güçlenmesi.

Türkiye ile Suriye arasında askeri iş birliği, eğitim ve kapasite geliştirme çalışmaları yürütülüyor. İsrail ise Türkiye’nin Suriye’deki etkisinin artmasını kendi güvenlik perspektifinden tehdit olarak görüyor.

Reuters’ın aktardığı bilgilere göre İsrail istihbaratının başındaki isim ile Suriye Dışişleri Bakanı arasında dahi Türk askeri konuşlanması konusunun görüşüldüğü bildirildi.

Yani İsrail, Türkiye’nin Suriye’deki adımlarını yakından takip ediyor.

Fakat İsrail’in bilmesi gereken bir şey var:

Türkiye’nin güvenlik politikası Tel Aviv’den izin alınarak belirlenmez.

Türkiye’nin Suriye ile ilişkileri Ankara ile Şam arasındaki meselelerdir.

İsrail’in bu ilişkiye müdahale etmeye çalışması kabul edilemez.

Türkiye’ye verilen mesajı doğru okumalıyız

Ebu Zuhur saldırısı yalnızca Suriye’ye yönelik bir saldırı değildir.

Bu saldırı aynı zamanda Ankara’ya verilmiş açık bir mesajdır:

“Burada Türkiye’nin etkisinin artmasını istemiyoruz.”

Türkiye’nin cevabı ise çok net olmalıdır:

Türkiye’nin bölgesel politikalarını bombalarla şekillendiremezsiniz.

Türkiye savaş peşinde değildir.

Ama Türkiye’nin diplomatik ve askeri iradesini başka ülkelerin kırmızı çizgileri de belirleyemez.

İsrail, kendi güvenliğini gerekçe göstererek komşu ülkelerin egemenliğini sürekli ihlal ederse, bir gün herkes şu soruyu sormak zorunda kalacaktır:

İsrail’e bu müdahale yetkisini kim verdi?

Birleşmiş Milletler mi?

Uluslararası hukuk mu?

Yoksa İsrail kendi kendine mi bu yetkiyi verdi?

Artık İsrail’in “güvenlik” bahanesi sorgulanmalı

İsrail yıllardır güvenlik gerekçesini öne sürüyor.

Fakat güvenlik gerekçesi, sınırsız askeri müdahalenin bahanesi haline gelemez.

Bir ülkenin güvenliği, başka ülkelerin egemenliğini yok sayma ruhsatı değildir.

Türkiye’nin yapması gereken; Suriye’nin toprak bütünlüğünü savunurken kendi ulusal güvenliğini de kararlılıkla korumaktır.

Ve İsrail’e verilmesi gereken mesaj da nettir:

Suriye’nin sahibi İsrail değildir.

Ortadoğu’nun patronu İsrail değildir.

Türkiye’nin ne yapacağına karar verecek ülke de İsrail değildir.

İsrail savaş uçaklarıyla bölgeye mesaj vermeye çalışabilir.

Ama Türkiye’nin cevabı çok daha güçlü olmalıdır:
Bugün verilen mesajda nettir. Netenyahu hakkında tutuklama kararı aslında asıl mesajdır !
Bu coğrafyanın geleceğini bombalar değil, bölge ülkelerinin iradesi belirleyecektir.

Ebu Zuhur’a atılan bombalar belki bir pisti tahrip etti.

Fakat İsrail’in asıl ortaya çıkardığı gerçek çok daha büyük:

İsrail, Türkiye’nin Suriye’de artan etkisinden rahatsızdır.

Ve Türkiye artık bu gerçeği görerek hareket etmelidir.

Çünkü mesele yalnızca bir hava üssü değildir.

Mesele, Türkiye’nin bölgedeki ağırlığı ve bağımsız karar verme iradesidir.

İsrail’in bombaları Türkiye’nin iradesini değiştiremez.

Türkiye, Ortadoğu’da başkalarının çizdiği sınırlar içinde değil, kendi milli çıkarları doğrultusunda hareket etmek zorundadır.
Bu haber 27 defa okunmuştur

:

:

:

: