90’larda Aşkın Nur Yengi’nin bir şarkısı vardı:
“Ay inanmıyorum…”
Trump’ın son açıklamasını görünce insanın böyle haykırası geliyor.
Daha önce Grönland’a göz koyan ABD Başkanı Donald Trump, bu kez işi biraz daha ileri götürdü ve sosyal medya hesabından tek cümlelik bir mesaj verdi:
“The Moon is ours.”
Yani: “Ay bizim.”
Bu cümle gelişigüzel söylenmiş bir cümle değil, arkasında, uzayın geleceğine ilişkin giderek büyüyen ekonomik, teknolojik ve stratejik rekabet var.
Üstelik Ay, öyle isteyenin tapusunu üzerine geçirebileceği boş bir arazi de değil.
1967 tarihli Dış Uzay Antlaşması’nın 2. maddesi son derece açık: Ay ve diğer gök cisimleri, egemenlik iddiası, kullanım veya işgal yoluyla herhangi bir devlet tarafından sahiplenilemiyor.
ABD de bu antlaşmanın tarafı.
Dolayısıyla Trump’ın “Ay bizim” sözü hukuken bir mülkiyet ilanı olarak kabul edilmiş değil. Ancak kullanılan ifade, uzayın geleceği ve özellikle Ay üzerindeki kaynaklara erişim konusunda ABD’nin nasıl bir stratejik vizyon taşıdığına dair tartışmaları yeniden alevlendiriyor.
Çünkü mesele yalnızca Ay’a bayrak dikmek değil.
Mesele, Ay’ın altında ve üzerinde ne bulunduğu…
Su.
Mineraller.
Ve geleceğin uzay ekonomisinin ihtiyaç duyabileceği çeşitli kaynaklar.
ABD’nin Artemis programı da zaten Ay’da uzun süreli bir insan varlığı oluşturmayı ve Ay kaynaklarının kullanılmasını hedefleyen kapsamlı bir program olarak ilerliyor. Artemis Anlaşmaları, uzay kaynaklarının çıkarılmasının Dış Uzay Antlaşması’na uygun biçimde yapılabileceğini savunuyor.
Hatta NASA, daha 2020 yılında bazı özel şirketlerle Ay yüzeyinden küçük miktarlarda ay toprağı toplanması ve bu kaynakların NASA’ya aktarılması için anlaşmalar yapmıştı.
Yani mesele bugün ortaya çıkmış değil.
Bugün sadece daha yüksek sesle söyleniyor.
Ve insanın aklına ister istemez şu soru geliyor:
Dünyanın kaynakları yetmedi mi?
Yüzyıllardır ülkelerin birbirleriyle mücadele ettiği şey neydi?
Petrol… Doğalgaz… Madenler… Toprak… Denizler… Enerji yolları…
Şimdi sıra Ay’a mı geldi?
İnsanlığın dünyada yaptığı paylaşım kavgasını uzaya taşımasından daha ürkütücü ne olabilir?
Dünyayı küçülttük.
Ormanları tükettik.
Denizleri kirlettik.
Doğayı hoyratça kullandık.
Kaynakları adil paylaşamadık.
Savaşlarla milyonlarca insanın hayatını mahvettik.
Dünyayı bitirdik. Sıra aya geldi. İnsanlığı bitirecek bu açgözlülük olacak. Bizden söylemesi…