YAŞAMAK CİDDİ İŞTİR

Yaşamak ciddi iştir. Öyle ciddidir ki, yeterince önem vermezseniz başınıza akla gelmeyen belalar açar.

Yaşamak ciddi iştir. Öyle ciddidir ki, yeterince önem vermezseniz başınıza akla gelmeyen belalar açar.

Öyle belalar ki aklınız durur. “ Nasıl oldu da bu noktaya geldik? “ sorusunu sorduğunuzda iş işten çoktaaaaan geçmiştir. Dönülmeyen noktalara gelmişsinizdir.

Tıpkı yanlış yola girdiğinizi anladığınızda olduğu gibi dört dönersiniz ne fayda... Başlangıca dönmeye ne ZAMAN kalmıştır ne de yürek!

Oysa işin başında biraz akıllı ve ileriyi görme yetisi yeter de artardı bile...

Her adım, her olay, her kayıp kafamıza DANK eder ya hani, marifet onu o an gelmeden fark etmek ve değerlendirebilmektir.

Hayatın her adımı, aslında bir SUNUŞtur...
ARMAĞANdır çözene...

EĞİTİME bir adım...
Ciddiyseniz zamanında doğru ataklarla başarı çizginizi sağlamlarsınız...

AŞKA atılan adım...
Sizi bir ömür sevgi, saygı ve sırtınızı dayayabileceğiniz güvene hazırlar.

EVLİLİĞE atılan adım da...
Eğer kıymet bilip şımarmazsanız, bencil istekleriniz, saçma kaprisleriniz olmazsa, yetiştireceğiniz çocuklarınızı düşünerek, eşinize ve çocuklarınıza değer vererek yaşama planları yaparsanız işte o zaman değer kazanır.

İŞE atılan adım...
Ne kadar ciddiyet ve sorumluluk taşıdığınızı bilmek ve anlamak önemlidir. Yanlışlıklara DUR diyebilme kapasiteniz yoksa, vay halinize...
Göz göre göre yapılanlara GÖZ YUMMAK, aynı suça KATILMAK demektir.

Sayın HANIMLAR
BEYLER
ve SEVGİLİ ÇOCUKLAR...

YAŞAMAK O KADAR CİDDİ BİR İŞTİR Kİ!
Beceremezseniz eğer YAŞADIM deme hakkınız bile olmaz.

Şimdi oturun ciddi ciddi DÜŞÜNÜN...

Gerçekten YAŞAMA HAKKINIZ var mı?

O HAK için her gün ne kadar ÇABA gösteriyorsunuz?

KENDİNİZ için...
AİLENİZ için...
ÇOCUĞUNUZ için...

TOPLUMUNUZ için...
DÜNYA için...

YAŞAMAK

Güzelim yüreğimi
Martı kanadında
Uçurdum masmavi göklere...

Akaşamüstlerinin yorgun esintisi
Yaşanmışlıklarımda....

Çınar ağaçlarının asırlık şarkıları
Kulaklarımda....

Ruhum sonbaharında ömrümün
Uzak diyarların yabanıl kokusu
Bir duadır dudaklarımda
Yaşamak.....

Ayşe TURAL


YAŞAMAK

Bana sorarsanız yaşamak öyle tatlı bir şey ki!

Yemeğinize kattığınız tuz kadar lezzet artırıcı…

Size sadece işin farkına varmak kalıyor…

Yaşamanın anlamı bence insana, kendi dışınızdakilere, başkalarına verdiğiniz değerdir.

Değer verdikçe değerlendiğinizi görürsünüz...

Farkına vardıkça yardımlaşırsınız. Yardımlaştıkça gerisi gelir. Kenetlendikçe de güzel işler başarırsınız. Güzel insanlar olursunuz o zaman...

Toplumlar, bireyleri birlikte hareket ettikçe güçlenecektir, inanırım…

Yaşamın tadını damağımızda hissetmektir farkındalık…
Kana kana içilen suyun derin hazzıdır…

Çevremizde olan bitenin farkına varıp keyifle yaşamaktır… Sevinçlerimizi ikiye katlamaktır… Paylaştıkça çoğalmaktır…

Yaşamın içinde duruşumuz ne kadar önemliyse, farkındalıklarımız da en az o kadar önemlidir. Aslında başarılarımızın temelinde de o vardır.

ÇOCUKLARIM

Sevgim size çocuklar
Gönlüm size
Barışı sevin
Mutluluk tacı olsun yaşamınızın...

Gülücükler uçurun birbirinize
Sevin, sevilin...
Hoşgörün yanlışlıkları
Elele verin
Yeniden yaratın dünyayı

Çünkü
Bir pırıltıdır yaşamak...

Ayşe TURAL

DÜRÜSTLÜK YEMİNİ

Dürüstlüğün yeri VİCDAN’dır. ( Varsa tabi…)

Her sabah uyandığımda bana YENİ GÜNÜ ARMAĞAN eden Yaradanıma şükrederim.

Gün içinde iyiliğe ve dürüstlüğe adım atacağıma kendime söz veririm. Öyle ya! Bana bir gün armağan edilmiş. Belki yarın verilmeyecek…

Bugünde güzel işlere imza atmayı isterim. Kendim ve çevrem için hoşluklar yaratmayı düşünürüm.

Çoktandır ziyaret edemediğim kişileri ya da sesini duymadıklarımı ararım. Üç beş dakika konuşarak gönüllerini alırım.

Hiç tanımadığım ama rastlantı olarak konuşmam gereken insanları gülümseyerek istekle ve dikkatle dinlerim. Yönlendirebileceğim bilgim varsa paylaşırım.

Özellikle gençleri düşündüğümde; lise seviyesindeki okullarının ( eğitim ) onları felsefe/ mantık / psikoloji ve sosyolojiden mahrum bırakmalarına bir türlü aklım ermez.

Hatta ilkokul 4. ve 5. sınıfta bize okutulan YURTTAŞLIK Bilgisi dersinin toplumun iyiliğine çalışmanın, dürüstlük, vicdan ve başkalarını düşünme konularında ne güzel dersler verdiğini hatırlarım.

Benim kuşağımdan olanların da benim gibi düşündüğünü biliyorum.

Biraz da araştırarak bu konularda neler yazıldığına bakalım mı?

Sözlükler VİCDANI şöyle tanımlar:

Vicdan, kişinin kendi davranışlarını, niyetlerini veya kararlarını ahlak değerlerine göre tartıp yargıladığı içsel ses…

Vicdan Ne İşe Yarar?

İyiyi kötüden ayırır:
İnsanın bir eylemde bulunmadan önce veya sonra doğruyu yanlıştan ayırt etmesini sağlar.

İçsel bir denetçi gibidir:
Hatalı veya zararlı bir davranıştan sonra suçluluk ve pişmanlık (vicdan azabı) duymamıza neden olarak bizi uyarır.

Toplumsal uyumu ve adaleti destekler: Başkalarının haklarına saygı duymamızı, başkalarının acısını hissetmemizi ve zarar vermekten kaçınmamızı sağlar.

Kişisel gelişime rehberlik eder:
Kendi niyetlerimizi sorgulayarak daha dürüst, adil ve erdemli bir insan olmamıza yardımcı olur.

Peki bunları kaç kişi düşünür dersiniz?

EYLÜL OLSUN DA GÖR BENİ

Bir
Eylül olsun da gör beni
Nasıl dökeceğim yaşlarımı
Nasıl dağıtacağım sırma saçlarımı…

Bir
Eylül olsun da gör beni
Dize gelecek sevdalar
İnciler gibi dizeceğim
' Hazırol' a geçecek tüm sözcükler...

Bir
Eylül olsun da gör beni
Tutup tutup yere savuracağım
Yalancı aşkları
Sen
Sevda masalı görmedin
Hele bir
EYLÜL olsun da gör beni...

Ayşe TURAL

GÜZEL DÜŞÜNÜN

Güne öyle başladım ya!
Hazırlık yaptım ya!
Kollarımı açtım ya!
Gerisi geliyor…

Ne güzel insanlarla karşılaşıyorum bir bilseniz. Sohbet ediyorum.
Kimisini yıllardır görmemişim.
Kendilerini bana onlar hatırlatıyor.
Ne hoş bir duygu…

Kimisini yıllar önce BRT’de radyo programlarında tanımışım kimisiyle de arkadaşları aracılığı ile tanışmışım. Selen gibi…

Bir bölümü de zaten çevremde olanlar…
Onları da birkaç ay görmemişim mesela… Aysun gibi…

Yüzünde güller açan insanlar…
Sevginizi tıpkı nisan yağmurları gibi serpiştirin.

Göreceksiniz ki o zaman onlar çiçek çiçek açacaklar etrafınızda…

Merhabalarıyla içinizi ısıtacaklar…
Size sıralarını verecekler…

İşinizi çabucak halledecekler.
Teşekkür ettiğinizde, oturdukları
camın arkasından “ bakışınız, gülüşünüz yeter” diyecekler.

Fotoğrafımı çeken İranlı çocuğuma da çok teşekkür ediyorum.

Söz verdim kitabımdan ona da vereceğim.
Bu haber 14 defa okunmuştur

:

:

:

: