Ulusal Birlik Partisi’nde sıralama yapıldı, tartışmalar başladı. Kimi sonuçları beğendi, kimi hayal kırıklığı yaşadı, kimi adaylıktan çekilmeyi tercih etti. Ancak unutulmaması gereken bir gerçek var: Parti üyelerinin ortaya koyduğu irade ne kadar önemliyse, 6 Aralık’ta halkın ortaya koyacağı irade de o kadar belirleyicidir. Çünkü son sözü ne parti içindeki tartışmalar ne de adayların kişisel hesapları söyleyecek. Son sözü sandık söyleyecek!
Ulusal Birlik Partisi’nde sıralama yapıldı, tartışmalar başladı. Kimi sonuçları beğendi, kimi hayal kırıklığı yaşadı, kimi adaylıktan çekilmeyi tercih etti. Ancak unutulmaması gereken bir gerçek var: Parti üyelerinin ortaya koyduğu irade ne kadar önemliyse, 6 Aralık’ta halkın ortaya koyacağı irade de o kadar belirleyicidir. Çünkü son sözü ne parti içindeki tartışmalar ne de adayların kişisel hesapları söyleyecek. Son sözü sandık söyleyecek!
Başbakan Ünal Üstel’in, 8 bin 929 üyenin ortaya koyduğu iradeye sahip çıkacaklarını açıklaması bu açıdan önemli. Üstel, sonuçları beğenmediği için partiye hakaret edilmesini kabul etmeyeceğini belirterek, aday olmanın da adaylıktan çekilmenin de kişisel bir karar olduğunu vurguladı. Herkesin kendi kararının sorumluluğunu taşıması gerektiğini söyledi.
Elbette demokrasilerde eleştiri de vardır, kırgınlık da… Seçim yarışına giren herkesin beklentisi kazanmak, daha üst sıralarda yer almaktır. Ancak sandıktan çıkan sonuç beklentilerin gerisinde kaldığında yapılması gereken, partiye sırt çevirmek veya hakaret etmek değil, ortaya çıkan tablonun nedenlerini doğru okumaktır.
Üstel’in de işaret ettiği gibi herkes önce kendisine bakmalı. Son dönemde ne yaptı? Üyelerle nasıl bir ilişki kurdu? Sahada ne kadar vardı? İnsanların beklentilerine ne ölçüde karşılık verdi? Sandıktan çıkan sonuç, bu soruların cevaplarını aramak için bir fırsattır.
Siyasette başarı da başarısızlık da yalnızca başkalarının hanesine yazılmaz. Herkes kendi karnesini kendisi değerlendirmelidir.
Ancak meselenin bir de başka boyutu var.
UBP’de yapılan sıralama, parti üyelerinin tercihlerini ortaya koydu. Bu sonuç elbette önemlidir. Fakat 6 Aralık’ta yapılacak genel seçim, bundan çok daha geniş bir iradenin tecellisi olacak. O gün yalnızca parti üyeleri değil, ülkenin geleceği konusunda söz sahibi olmak isteyen bütün seçmenler sandık başına gidecek.
İşte asıl sınav o gün verilecek!
Bugün sıralamada üst basamaklarda yer alan adaylar, bunun kendilerine seçim garantisi vermediğini bilmelidir. Parti üyelerinin desteğini almak başka, halkın güvenini kazanmak başkadır. Üyelerin tercihleri bir başlangıçtır; genel seçimde halkın ortaya koyacağı irade ise gerçek tablonun ne olduğunu gösterecektir.
Beş yıldır milletvekilliği yapanlar için 6 Aralık, aynı zamanda bir hesap günüdür. Çünkü siyaset, yalnızca seçim dönemlerinde ortaya çıkıp vaat sıralamakla yapılmaz. Seçmen, kimin kendisini dinlediğine, kimin sorunlarına çözüm aradığına, kimin verdiği sözleri tuttuğuna bakar.
Milletvekilleri beş yılda ne ektilerse, 6 Aralık’ta onu biçecekler.
Kim halkın içinde oldu, kim kapısını açık tuttu, kim ülkenin sorunlarına çözüm üretmek için çaba harcadı? Kim yalnızca kendi siyasi geleceğini düşündü, kim seçmenin beklentilerine karşılık verdi? Bunların değerlendirmesini ne parti yönetimi ne de adayların kendileri yapacak.
Dün partiler sıralamalarını yaptı. Ama gerçek sıralamayı 6 Aralık’ta halk yapacak. Bizden söylemesi…