Özgürgün Talat’ın izinde

Kıbrıs Türk siyasetinin, Kıbrıs sorunu bakımından asgari müşterekte de olsa ortak bir politikası olmadığını sürekli yazıp söylüyoruz. Bu yüzden Kıbrıs sorunu ne zaman ciddi bir dönemece girse siyasi partiler arasında kıran kırana bir çatışma yaşandığını ve dışarıdan bakıldığında, kendi içinde birliği olmayan bir toplum görüntüsü verdiğimizi dile getiriyoruz.

Kıbrıs Türk siyasetinin, Kıbrıs sorunu bakımından asgari müşterekte de olsa ortak bir politikası olmadığını sürekli yazıp söylüyoruz. Bu yüzden Kıbrıs sorunu ne zaman ciddi bir dönemece girse siyasi partiler arasında kıran kırana bir çatışma yaşandığını ve dışarıdan bakıldığında, kendi içinde birliği olmayan bir toplum görüntüsü verdiğimizi dile getiriyoruz.

Bunun en canlı örneği geçtiğimiz birkaç gün içinde yaşandı. Cumhurbaşkanı Talat New York’ta temaslarda bulunduğu sırada, Kıbrıs müzakerelerinin olumlu bir neticeye ulaşması için ABD’nin sürece müdahil olması gerektiğini söylemişti. Sonrasında Başbakan Eroğlu, Cumhurbaşkanı Talat’ı bu beyanatı nedeniyle eleştirerek, ABD’nin müdahil olacağı bir müzakere sürecinin Annan planı benzeri bir sonuç doğuracağını ileri sürüp bunun Kıbrıs Türk’ün hayrına olmayacağını ifade etmişti.
Böylelikle görüldü ki, Kıbrıs Türk toplumunun Cumhurbaşkanı ile Başbakanı arasında asgaride de olsa bir görüş birliği bulunmamaktadır.
Bu tablo bizim toplum olarak en önde gelen sorunumuzdur. Bunu mutlaka çözmemiz gerekir. Eğer bunu çözmezsek sorun ilerleyen günlerde daha da büyüyecektir.
Şimdi bazıları, “Cumhurbaşkanı CTP’nin eski genel başkanı, Başbakan ise UBP’nin Genel Başkanı. Aralarında bir düşünce farkı olması doğal sayılmalıdır” diyebilir. Hayır, bu tam anlamıyla doğru kabul edilemez. Toplumsal sorunun çözümü konusunda mutlaka en az da olsa ortak düşünceleri olmak durumundadır. O ortak düşünceler önceden belirlenmiş olsa ve seçimlerde farklılıklar için seçmenden oy istenseydi bu noktaya gelinmeyecekti.
Bugün hayretler içinde görüyoruz ki Cumhurbaşkanı ile Başbakan arasındaki uyumsuzluk Başbakanla Dışişleri Bakanı arasında da var.
Dışişleri bakanı Hüseyin Özgürgün resmi ve özel bazı temaslarda bulunmak amacıyla Londra’da bulunmaktadır. Bakan Özgürgün Londra’da İngiltere Dışişleri bakanlığında görevli bir müdürle önceki gün öğle yemeğinde bir araya geldi. Görüşmede KKTC Londra Temsilcisi Kemal Köprülü de hazır bulundu. KKTC Dışişleri Bakanlığı dün bir açıklama yaparak, Özgürgün görüşmede yaptığı konuşmada, Kıbrıs Rum tarafının uzlaşmaz tutumu nedeniyle bir türlü ulaşılamayan kapsamlı çözümün erken bir zamanda gerçekleşmesi için garantör ülke İngiltere’nin daha etkin rol üstlenmesi gerektiğini söyledi.
Merak ediyorum, Başbakan Eroğlu Dışişleri Bakanı’nın bu açıklaması karşısında Cumhurbaşkanı Talat’a koyduğu tepkiyi gösterecek mi? Özünde her ikisinin de daveti aynı. Tek farkı birinin ABD diğerinin İngiltere oluşudur. ABD ile İngiltere’nin son 10 yıllık devrede neredeyse bir bütün olarak hareket ettiği bilinmeyen bir şey değil. İlle de nitelemek gerekirse bu ikili dünyanın emperyalist gücünü oluşturmaktadır. Daha da ileri giderek diyebiliriz ki, Annan planı ne kadara ABD ürünüyse o kadar da İngiltere ürünüdür.
BM Genel Sekreteri’nin adıyla anılmasına karşın Annan planının hazırlayıcılarının ABD Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Özel Koordinatörü Thomas Weston ve İngiltere'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Sir David Hanay olduğunu biliyoruz.
Başbakan Eroğlu, Dışişleri Bakanı Özgürgün’ün İngiltere’ye yaptığı, müzakere sürecine müdahil olma davetine tepki koymazsa, o zaman Cumhurbaşkanı Talat’a koyduğu tepkide çok haksız bir konuma düşecektir. Hakkında yapılan “cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olmaya kararlıdır, o nedenle sırf Talat’ı zora soksun diye böyle davranıyor” şeklindeki iddialara haklılık kazandırmış olacaktır.
İzlemeye devam edeceğiz.

Bu haber 302 defa okunmuştur

:

:

:

: