Yeni kabine hayırlısı ile açıklandı. Çok bilinmeyenli bir denklem olmaktan çıkan yeni kabine beklendiği üzere biri hariç bazı isimlerin yer değiştirilmesi suretiyle yeniden oluştu.
Hasan Taçoy’u yakından tanıyanlardanım. Can dostumuz ‘Terzi Yusuf’un oğlu olması onun babasının birçok özelliklerine sahip olma noktasına taşıdı. Halk adamı Terzi Yusuf’tan aldığı özellikler sayesinde, arkadaş canlısı ve mütevazı bir kişiliğe sahip olan Hasan Taçoy, Derviş Eroğlu’nun UBP Genel Başkanı olduğu yıllarda onun ‘Prenslerinden bir tanesiydi. Hüseyin Özgürgün gibi UBP’nin ileride ‘Genel Başkanı’ olabilecek isimler arasında gösterilmesi, onun partideki gücünü de ön plana çıkartan unsurlardan sadece bir tanesiydi. Sonuçta ‘Prensin’ apoletleri söküldü ve ‘Ablos’ bir konuma getirildi. Taçoy’un açıklamaları belki bir kırgınlık ve kızgınlık ifade etmemiş olabilir ancak ta derinlerde yaşanan bir burukluğu hissetmemek sanırım fazla iyimserlik olur.
Bundan sonra Taçoy açısından neler olabilir? Şayet en çok tiraja sahip olan ‘Fiskos Gazetesinin ’Manşetinde yer alan ve Recep Tayyip Erdoğan’ın, Taçoy’un Face Book’taki haberleri, KTHY olayı ve Hava Alanı ihalesi ile ilgili olarak, bu arkadaşı bakanlıktan alın ve görev vermeyin şeklindeki ikazı ‘Asparagas’ değilse, emir komuta zinciri içerisinde hareket eden KKTC siyasetinde Taçoy’un işi bundan sonra çok zor olur diye düşünenlerdenim.
Haaa, bu haber asparagas ise ve Taçoy, Ankara’dan ‘Veto’ yememişse, sanırım Kasım ayında gerçekleşecek olan UBP Kurultayına kadar parti içerisindeki gücünü artırır ve Kurultayda da önemli rol oynar ve bu burukluğun acını bir yerlerden çıkartır kanaatindeyim. Partiden ayrılırmı? Şimdilik bunu yapmaz diye de düşünenlerdenim.
Evet kabineye Zorlu Töre de dahil edilirken, bazı bakanlar da yer değiştirdi. Zorlu Töre’nin kabineye dahil edilmesi bence doğru. Aşırı uçtaki görüntüsü belki birilerine hoş görünmeyebilir. Ama siyasetteki deneyimi ve birikimi onu bakanlık görevinde başarılı kılacak görüşündeyim.
İrsen Küçük bazı bakanların görev yerlerini değiştirmesi doğru bir yaklaşım... Örneğin Öğretmen Sendikaları ile ters düşen ve bu konuda hayli yıpratılan Kemal Dürüst’ün Eğitim Bakanlığında kalması, UBP’nin yıpranması ile eş anlam taşır. Kaldı ki yine ‘Fısıltı Gazetesinin’ ön sayfasında Kemal Dürüst ile ilgili olarak yer alan ve bölgesinden başka bir yer düşünmez içerikli haberler diğer bölgelerde yaşayan insanların da tepkisine neden olmaktaydı. Bu nedenle Dürüst’ün Turizm ve Çevre Bakanlığına kaydırılmasına doğru diyenlerdenim.
Muhalefet zamanında UBP’nin kılıcı konumundaki Milletvekili Nazım Çavuşoğlu Milli Eğitim, Gençlik ve Spor Bakanlığına kaydırıldı. Milli Eğitim’de başarılı olmasını beklediğim Çavuşoğlu’nun Spor’da ne yapacağını doğrusu merak edenlerdenim. Ülkelerin günümüzde en çok öneml verdiği Spor’a ne yazıkki ülkemizde siyasiler tarafından pek önem verilmiyor. Bu ülke Hentbol maçında, aman bu çocuklar ne güzel ‘Basketbol’ oynuyor diyen bakanları da gördü. Veya ilk yarısını seyrettiği Trabzon ile ikinci yarısını seyrettiği Adana Spor maçları sonrasında ben sporu en az sporun içerisinden çıkan bir spor adamı kadar iyi bilirim diyebilen Bakanlar ile de tanıştı. Çavuşoğlu bu bakanların becerisine sahip olabilir mi? İnanın onun bakanlığını görmeden bir şey söyleyemem. Ancak sporda bir başarı sağlayamazsa bakanlığı tek kanat ile uçmaya çalışan bir kuşa döner. Bunu da beceremeyeceğine göre yere çakılması da kaçınılmaz olur.
Bana göre ömrünü seçim hazırlıkları içerisinde geçiren ve birkaç bakanlık dışında beklenen performansı sergileyemeyen hatta Eğitim Bakanlığı gibi bazı bakanlıklar ile büyük eleştiri alan geçmiş hükümetin aksine bu kabine, önünde büyük engeller olmadığı için Kasım’a kadar iş de yapar. Tatar, Sunat, Özgürgün, Kaşif ve İlkay Kamil bence kabinenin lokomotifi olur. Yerel seçimler nedeni ile Ankara ile imzalanan ‘Acı Reçete’ içeren protokol hayata Kasıma’a kadar hayata geçirilmezse bu kabine fazla yıpranmadan da kurultaya girer ve arasından Parti başkanını da çıkartır. Kurultaydan sonra azınlık hükümeti ile yol kat edilemeyeceğinden dolayı koalisyon hükümeti kurulur. Veya yerel seçimlerdeki başarıya bakılarak UBP bir erken seçime de gidebilir.
Kısacası herşey kabinenin performansı ile yerel seçimlerdeki başarıya bağlı. Bu kabinenin performans düşüklüğü, Kasım ayındaki ‘Kurultayı’ da yakından ilgilendirir. Bu durumda buruk, kızgın ve kırgın Milletvekilleri ortaya çıkarak Edip Akbayram’ın ünlü ‘Değmen benim gamlı yaslı gönlüme’ türküsünü koro halinde söyleyebilir. O zaman UBP Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan da olabilir.