Erenköy direnişinin üzerinden tamı tamına 46 yıl geçmiş.
Türkiye’de tahsilde bulunan üniversiteli gençlerimizin çok zor koşullar altında Anadolu’dan Kıbrıs’a sandallarla gelerek Erenköy direnişine katıldıkları gündü dün 46 yıl önce.
Özgürlük ve var olma mücadelesi vermişler ülkenin her yanındaki tüm Kıbrıslı Türkler gibi, abluka altındaki Erenköy’de…
1974 yılının 15 ve 20 temmuzları üzerinden de tam 36 temmuz geçti, dile kolay.
14 Ağustos’ta da ikinci harekatın 36. yılı dolmuş olacak.
…………………………………….
Ne demişti zamanın TC dışişleri bakanı Sayın Turan Güneş, Sayın Mehmet Ali Birand’ın “30 sıcak gün” adlı kitabında da yer alan demecinde bir anımsayalım.
Sayın Güneş’in sözleri özetle şöyleydi:
“…Önemli olan 2 bölgeliliği ve sınırları en azından 20-25 yıl koruyabilmemiz ve Kıbrıslı Türklerle Kıbrıslı Rumların temasını engellememizdir...İşte bu süre sonunda, birbirlerinden kopacak olan Kıbrıslılarla bir çözüme ulaşmak daha kolay olacaktır ve gerek sosyal gerekse de kültürel olarak birbirlerinden uzaklaşacak olan toplumlar artık birlikte yaşamak istemeyeceklerdir...”
…………………………………………….
15 ve 20 temmuzlar üzerinden geçen 30., Erenköy’ün üzerinden de geçen 40. yıl sonunda bir referandum yapıldı Kıbrıs’ta, Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kurulması hakkında, anımsıyoruz.
Tüm dünyanın şaşkınlıkla izlediği bir referandum oldu sonuçları itibarı ile.
Kıbrıslı Türkler referandumda oylanan çözüm planına %65 evet derken, Kıbrıslı Rumlar da beklenenin tam aksine %76 hayır dediler ve çözümü kitlemiş oldular otuzuncu yılında 15 ve 20 temmuzların.
Yıllarca çözüm ve barışı savunagelen AKEL, hayır demelerinin gerekçeleri arasında planın uygulanabilirliği konusunda “güvenceler” isterken, Sayın Papadopulos ise “güvenlik” konusunu öne çıkararak ve ağlayarak! çözüm planına hayır demesi için Kıbrıs Rum Halkına çağrıda bulundular. Annan planına hayır deyenlerden biri de Sayın Eroğlu idi, yine “güvenlik” gerekçeleri ile!…
………………………………………….
2004’ün hayır cephesini oluşturan Sayın Hristofiyas ile Sayın Eroğlu bugün her iki halkın başkanları ve müzakerecileri olarak çözüme ulaşmak için görüşüyorlar!
Bilmem ki “güvenlik” konusundaki endişeleri geçti mi acaba?
2010 yılı sonunda çözüm lafları ediyorlar ama onlara kim inanır ki geçmişteki eylemleri ortada dururken?
Bekleyip göreceğiz bunu da!
……………………………………………………
Amerika Birleşik Devletleri geçmiş başkanlarından Abraham Lincoln, tarihe mal olan sözlerinde şöyle demişti:
“Güvenlikleri için özgürlüklerinden feragat edenler bir gün her ikisini de kaybederler”.
Çözüm ve barışa hayır diyen Sayın Hristofiyas bugün için belki özgürlüğünü kaybetmemiş gibi görülebilir ancak konuyu derin bir şekilde ve enine boyuna düşündüğünüzde Kıbrıslı Rumların “güvenlik bahanesi” ile vermiş oldukları “hayır”ın aslında nelere mal olduğu ve olabileceği rahatlıkla görülebilir…
Sayın Eroğlu için de geçerlidir bu güvenlik ve özgürlük meselesinin çetrefilliği elbette…
…………………………………………………………
Referandumun üzerinden geçen 6 yılda Sayın Talat çözüm yolunda yürüttüğü müzakerelerde maalesef Sayın Hristofiyas tarafından yeterince desteklenmedi, hatta neredeyse denilebilir ki zorda bırakıldı. Şimdi referandumun iki “hayır”cısından çözümü gerçekleştirmelerini mi bekliyoruz?
Nasıl olacaksa!
Bugün için sözü edilen çözümün iki bölgeli ve iki toplumlu ortak bir birleşik federal yapıdan geçtiğinin gözardı edilmemesi, çözüme ulaşılamadan geçen zamanın da birleşmeye ve çözüme değil, çözülmelere yol açabileceğini unutmamak gerekir diye düşünüyorum.
…………………………………………………………….
1990 yılında yazmış olduğum ve 9 Ekim 1995’te Ortam gazetesinde de yayınlanan aşağıdaki şiirimi bir kez daha buluşturmak istedim sizlerle:
Bak önünde uzanan ışığa
Görüyor musun yaseminleri ta uzaklarda
Hurma dalına dizilmiş
Mis gibi kokan
Işığın yolunda görünen yaseminleri?
Afrodit’i görüyor musun orada
Aşk Tanrıçası Afrodit’i?
Venüs’ü seçebiliyor musun
yaseminler arasında
Afrodit’le gülümseyen
ve sevgi dağıtan
insanlara?
Kıbrıs’ı görüyor musun
Yaseminlerle donanmış?
Tüm aşk ve sevgi Tanrıçaları hep orda
Tüm dünyaya sevgi dağıtan
Güçlü aşklar hep orda
Yaseminler arasında
Bir de
Düşmanları görüyor musun
Adanın her yanında?
Ellerinde zehirlerle saldırıyorlar yaseminlere
Saldırıyorlar Tanrıçalara
Meğer sevgiye ve aşka
Meğer barışa saldırıyorlarmış
Vay Kıbrıs’ım vay...
Meğer sen sevgiymişsin...
Ondan seni istemiyorlar
Ondan sana saldırıyorlar
Sevgiyi öldürüyorlar...
Demokrasi ve insan hakları, özgürlük, adalet ve dayanışma içerisinde yaşayacağımız bir ülke ve dünya için verdiğimiz insanlık ve barış mücadelesine devam edeceğiz ve bu mücadele sonunda güven içerisinde yaşayabileceğiz…
Sevgiyle ve dostlukla kalınız sevgili okurlarım.