Bir hukuk devletinin bütün kurumlarıyla var olması ve yaşatılması öncelikle adil ve tarafsız bir yargı sistemiyle mümkündür. Demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti olan
Türkiye Cumhuriyeti'ni de ancak böyle bir yargı sistemiyle yaşatabilir ve geleceğe taşıyabiliriz''
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Bir hukuk devletinin bütün kurumlarıyla var olması ve yaşatılması öncelikle adil ve tarafsız bir yargı sistemiyle mümkündür. Demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti'ni de ancak böyle bir yargı sistemiyle yaşatabilir ve geleceğe taşıyabiliriz'' dedi.
Başbakanlık Basın Merkezi'nden yapılan açıklamaya göre, Başbakan Erdoğan, 2010–2011 Adli Yıl Açılışı nedeniyle Yargıtay Birinci Başkanı Hasan Gerçeker'e bir kutlama mesajı gönderdi.
Erdoğan, mesajda şunları kaydetti:
HUKUK DEVLETİNİN VAR OLMASI VE YAŞATILMASI
''Bir hukuk devletinin bütün kurumlarıyla var olması ve yaşatılması öncelikle adil ve tarafsız bir yargı sistemiyle mümkündür. Demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti'ni de ancak böyle bir yargı sistemiyle yaşatabilir ve geleceğe taşıyabiliriz.
Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk 'Adalet, mülkün temelidir' diyerek adil ve tarafsız bir yargı sisteminin önemini çok veciz bir şekilde ifade etmiştir. Unutmamalıyız ki adalet, hukuk devletinin olduğu kadar hakların, özgürlüklerin ve toplumsal barışın da en güçlü teminatıdır.
Yargı mekanizmalarının, hukukun üstünlüğü ve tarafsızlık ilkesine bağlı kalarak hızlı ve uyum içinde çalışması, toplumda yargı kurumlarına, dolayısıyla adalete olan güveni de güçlendirecektir. Devletimizin yasama ve yürütme gibi temel kurumlarından biri olan yargı organı; hakimleri, savcıları, avukatları ve diğer çalışanlarıyla bu görevi en iyi şekilde yerine getirmek için çaba göstermektedir. Hükümet olarak, adalet sistemimizdeki sorunların bir bütün halinde ele alınarak kalıcı çözümler üretilmesine büyük önem veriyoruz.''
Gerçeker: Yürütmeyle uzlaşmazlık artacak
Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker adli yıl açılış töreninde konuştu: Yüksek mahkemeler ile yürütme arasında, uzlaşmazlık daha da artarak genişleyecektir. Zira bu değişikliklerle
yüksek mahkemeler yok sayılmakta, yargı erki içerisindeki etkinlikleri yok denecek derecede azaltılmış bulunmaktadır''
Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker, yargı alanında yapılan anayasal değişikliklerle ''yüksek mahkemeler ile yürütme arasındaki uzlaşmazlığın daha da artacağını'' belirterek, ''Zira bu değişikliklerle yüksek mahkemeler yok sayılmakta, yargı erki içerisindeki etkinlikleri yok denecek derecede azaltılmış bulunmaktadır'' dedi.
Gerçeker, adli yıl açılış töreninde yaptığı konuşmada, yargının herkes için gerekli olduğuna işaret ederek, bu nedenle yargı bağımsızlığına toplumun her kesiminin sahip çıkması gerektiğini vurguladı.
YARGIDA BİREYSEL OLARAK YANLIŞ YAPANLAR
''Her kurumda olduğu gibi, olması hiçbir zaman istenmez ama yargıda da bireysel olarak yanlış yapanlar, hatalı davrananlar olabilir'' diyen Gerçeker, ''Yapılan usule aykırı işlemler, usulsüz iletişimin takip ve tespiti, gözetim altına alma, tutukluluk gibi temel hak ve özgürlüklerle, özel hayatın gizliliği ve adil yargılanma hakkı ile doğrudan ilişkili konularda yapılan yanlışlar, çelişkili uygulamalar, toplum vicdanında büyük yaralar açmakta, yargıya olan güvenin sarsılmasına neden olmaktadır'' diye konuştu.
Bu durumların gündeme getirilerek, eleştirilmesinin normal olduğunu kaydeden Gerçeker, şöyle devam etti:
KURUMUN YIPRATILMASINA GEREKÇE YAPILMASIN
''Ancak, hiçbir zaman bir kurumun topyekun suçlanmasına, yıpratılmasına ve temel ilkelere aykırı bir biçimde yapılandırma girişimlerine gerekçe yapılmamalıdır. Yapılan yanlışlar, yargının kendi sistemi içerisinde bulunan denetim mekanizması ile mutlaka düzeltilecektir. Yeter ki yargı dışı müdahaleler, hukuk dışı engelleme girişimleri olmasın. Yargının verdiği kesinleşmiş kararlara uyulması, hukukun üstünlüğü ve hukuk devleti ilkelerinin gereği olarak, anayasal bir zorunluluktur. Beğenilmese de saygı gösterilmesi, uygulanması gerekir. Eleştiri sınırlarını aşan, kurumsal suçlama niteliğine varan söylemlerden mutlaka kaçınılmalıdır. Toplumları güçlendirecek, daha da ileriye taşıyacak, toplumsal barış, karşılıklı anlayış, sevgi, saygı ortamı ancak bu şekilde, devleti oluşturan üç ana erkin birbirlerinin anayasal hak, yetki ve görevlerini içselleştirmeleri bunları kabullenmeleri ile gerçekleşebilir.
Yargıtay'ın bütün üyeleri, Danıstay üyelerinin büyük bir kısmı, ilk derece mahkemelerinden nitelikleri gözetilerek seçilip gelmektedirler. Bunlar mesleklerinde kendilerini kabul ettirmiş, öne çıkmış kişilerdir. Bu üyeler, yüksek mahkemelerde, HSYK'da, ilk derece mahkemelerindeki meslektaşları adına da görev yapmaktadırlar. Yüksek mahkemeler yargının öncü kurumlarıdır. Adaletin en iyi şekilde gerçekleşmesi için içtihat birliğini sağlayacak, emsal kararları ile ilk derece mahkemelerine ışık tutacak, yol gösterecek kurumlardır. Bunu bir vesayet olarak tanımlamak, hatta bir 'iç tehdit' olarak göstermek son derece insafsız ve yanlış bir yaklaşımdır.''
UZLAŞMAZLIK, DAHA DA ARTARAK GENİŞLEYECEKTİR
Hasan Gerçeker, kuvvetler ayrılığına, yargı bağımsızlığına aykırı kurumsal düzenlemelerle, sorunların ortadan kaldırılmasının, adalete olan güvenin sağlanmasının mümkün olmayacağına işaret ederek, ''Yapılmak istenilen değişikliklerin Avrupa'daki çağdaş yargı bağımsızlığı anlayışına uygun olduğu düşüncesi de doğru değildir. Bu konuda yetkin olan kurumların yayımladığı birçok belgede, tavsiye raporlarında, bağımsız yargı ölçüleri, yürütmenin yargı kurulları üzerinde etkin olmaması doğrultusundadır'' dedi.
Yapılmak istenilen değişikliklerin Avrupa bağımsız yargı kriterlerine uygun olmadığını ifade eden Gerçeker, şöyle ''Burada şunu da özellikle belirtmek gerekir ki Anayasa değişikliği paketinin, üzerinde büyük ölçüde uzlaşı bulunan diğer maddeleri ile hiç ilgisi bulunmayan yargı kurumlarının yapılarının değişikliğine ilişkin maddelerle birlikte referanduma sunulması ne Anayasamızdaki düzenlemenin ruhuna ve ne de çağdaş hukuk sisteminin bu konudaki değerlerine uygun düşmemektedir. Birbirleri ile ilgisi olmayan konuların, ayrı ayrı referanduma sunulması, çağdaş anayasal demokrasinin ve hukukun gereğidir” dedi.