İçimde var bir savaş

Son günler oldukça hareketli geçiyor. Oturup iki satır yazmak bir tarafa, düşüncelerimi doğru düzgün bir sıraya koymanın bile oldukça güçleştiği bir dönem benim için.

Son günler oldukça hareketli geçiyor. Oturup iki satır yazmak bir tarafa, düşüncelerimi doğru düzgün bir sıraya koymanın bile oldukça güçleştiği bir dönem benim için. Hayattaki önceliklerimi ve kendimi ve zaman zaman eleştirdiğim dünyayla olan ilişkilerimi de sorguluyorum olup bitenlerle birlikte.

Ülkede kurultay bitti, havayolu kuruldu deniyor, bütçe meclise gelirken, müzakerelerde yine bildik tablo devam ediyor.

Avrupa’nın pek çok kentinde öğrenci eylemlerinin sıklaştığı bir dönem. İngiltere, İtalya ve Yunanistan’dan görüntüleri her gün seyrediyor,haberlerini yapıyoruz. Türkiye’de 12 Eylül sonrasında üniversitelerin verdiği “üniversal” eğitim, farklı platformlarda tartışılır; üniversiteliler de eylem yapar, seslerini duyurmak için. Hafta sonunda da İstanbul’da eylem yaptı üniversiteliler. Başbakan Erdoğan’ın rektörlerle yaptığı toplantı sırasında Dolmabahçe’de…

Bir kız öğrenci, 19 yaşında ve hamile. Eylemciler arasındaydı. Coplar tekmeler ve biber gazlarının ardından, hastaneye kadar onları takip eden polisin, hastane bahçesine bile sokmaması sonucu kaybetti bebeğini. 19 yaşında bir kızın neden hamile kaldığı ve neden “hamile hamile” o eylemde olduğunun tartışıldığı bir ülkede, Başbakan ile toplantıda olan rektörlerin açıklama yapması; sağ sol ideolojiden uzak değerlendirilecek, insanlığa yakın bir yaklaşım olmaz mıydı?

Mülkiye’de ise geçtiğimiz gün gördük yankısını. 'Kollektif yumurta şenliği' pankartı açan öğrenciler, iki anayasa profesörünü konuşturmadı. Süheyl Batum sloganlardan, Burhan Kuzu ise yumurtalardan aldı nasibini. “Atacaklarına yesinler o yumurtaları, beyinleri çalışsın” dedi Kuzu ve ekledi; “Üniversite rektörü ve SBF Dekanı istifa etmeli.” Yine çıkmadı ses, Dolmabahçe’nin rektörlerinden çıkmadığı gibi.

Dünyada da flaş gelişmeler yaşanıyor. Türkiye’de hamile bir kadının yediği polis dayağı ile çocuğunu kaybetmesini değil; niye hamile olduğunu tartışan “köşe yastıklarına” inat; internet gazeteciliğin nereye gittiğine dair de “okuyabilene” gayet iyi ipuçları var bu gelişmelerde. Ondan sebep kimi gazeteciler, bu belgeleri çevirmek ve sosyal paylaşım sitelerinde yayımlamak için gecelerini gündüzlerine katar oldu.

Wikileaks belgelerini diyorum; hani şu Kaddafi’nin botoksundan, Berlusconi’nin Putin ona bilmem ne hayvanının kalbini hediye edince bayıldığına, ülke liderlerinin pek çok “ önemli” bilgisine ulaştığımız o belgeler. Sadece bunlar değil elbet açıklanan. 251 bin belgenin kaç yüzü açıklandı bir yerden sonra saymayı bıraktım ama altı deşilse cidden bombalar çıkacak pek çok bilgi olduğuna da inanıyorum bu “Wikiland”de!

Ama tabii Türkiye’deki ilk yankılarından ve değerlendirmelerinden anlıyoruz ki, politika tüm bunların ötesinde öncelikler getiriyor beraberinde. “Wikishock”ların ilk dalgasında Aliyev’le bir araya gelen Türkiye Cumhurbaşkanı Gül’ün diyaloglarına baktığımızda gördük ve güldük…

- “Üzüldük yazılanlara” dedi Aliyev, Gül de atıldı,
- “Aman mirim sormayın biz de üzüldük lakin biliyoruz ki siz etmediniz o kelamları”
- “Bit tabii”

Yılların dost iki ülkesi böyle internette yayımlanan 2 belgeye pabuç bırakacak değildi herhalde!

Tüm bu “dost” söylemler, kendi dostluklarımı da yakın kadraja aldığım bu dönemde kurcalıyor kafamı. Dünyadaki önceliklerimiz, gerçekten hayatlarımızdaki politikalara verdiğimiz önemle mi şekilleniyor yoksa zamanın değişen şartları ve bizlerine inat, uzun dostlukların sırrı karakterli duruşlarda mı gizli?
Bu haber 3677 defa okunmuştur
  • askerlik henrick_crause@hotmail.com  kıbrıs - 24.12.2011 bu hafta içerisinde benim bir arkadaşım komandoda askerlik yapıyor ve yaklaşık 5 gün önce haksız yere dayak yedi aynı zamanda burnunu kırdılar tek merak ettiğim askerlerde rütbe yoktur diye askerler ezilmek zorundamı. . .
  • Şekillendiriliyoruz Hakkı Önen  Mağusa - 2.10.2011 Özellikle Kıbrıs ekonomik alanda petrol araması ile başlanan süreçte gördük ki hiçbir olayı ilgili devlet(cikler) şekillendirmiyor. Büyük güç devletler şekillendiriyor. İşte TC-KKTC yetkilileri ABD'ye gittiler ve söylemler değişti. Kimbilir neler konuşuldu ??? söylemler neden ve nasıl değişti!!!!

:

:

:

: