Bu gece tarihi yeni baştan yazamayacağını bildiğin halde, tüm farkındalığın ve cesaretinle kendi tarihine unutulmayacak sayfalar eklemenin savaşını başlat! Hemen portmantoya uzanıp bu soğuk gecede, seni en çok ısıtacağını düşündüğün içi tüylü montunu al ve sokağa çık. Yalnız değilsin, sadece her daim yanında olacak insanlarla tanışmadın henüz… Yaşadığın tecrübelerle, en iyi dostun olduğunu anladığın iç özgürlüğünü de al bu gece yanına çünkü onu her zaman ve her şartta istersin yanında… Dünyanın tanımadığı Kuzey Kıbrıs’ta olsan da, senin tanıdığın bu yerde tanımladığın benliğinle beraber yazdığınız ‘Futurist Menifestonu’ haykır sokaklarda. Yıldızların türlü danslar ettiği, sokak lambasının perdende titrediği bu gece Simone De Beouvoir ile Paris’teki o meşhur kafede kahveni yudumlarken bul kendini. Derin bir muhabbetten sonra, ona bir kez daha hak ver ve özgür ol, kurtul zihnine egemen olan baskılardan. Geleceği aşan ol, geçmişteki deneyimlerden ders çıkar anılarına saygısızlık etmeden. Bu gece Nazım’ı anla, Cemal’in Süreyya’sını Süreya yapan o ‘y’ harfinin hikayesini dinle, daha önce okumadığın bir Edip Cansever şiiri oku, Bertolt Brecht’in Sonesini, Mevlana’nın Mesnevisini, Oscar Wilde’ın aforizmalarını oku. Bir kaçıyla da olsa aynı yüzyılda doğmuş olma şansına eriştiğine sevin. Bu gece komşunun küçük kızı ol. Elinde gitarınla söylediğin her şarkıda ergen düşüncelerinin coşkusunu ve serseriliğini yaşa. Söylenmedik tek bir ‘Yaşar’ şarkısı kalmasın gece yarısına varıncaya. Bu gece büyük bir keyifle sürdüğün bisikletini rüzgara aksi yönde sürmeye devam et, sevdiğin gibi. Üşümenin verdiği farkındalığı hisset bedeninde, daha da hızlan, yarış ruhundaki seni senden özgür yapan idelerinle. Sonra çocukluğunu hatırla, büyük bir cesaretle ellerini çırparak sürdüğün bisikletinle indiğin Dikmen yokuşlarında yürü tekrar o çocuk suretinde… Bu gece içindeki çocukla uzun bir yolculuğa çık. Bir kez daha çıkar kutusundan oyuncak bebeklerini ve binlerce kez yaptığın gibi en güzel kıyafetlerini giydir ona defalarca bozduğun o uzun ve sarı saçlarını tara… O günlerden nadasa bıraktığın ve bugün cevaplar sıraladığın tüm sorulara tatlı bir tebessüm gönder. En üstün iyi haz ile tanış bu gece, İçindeki Aristippos’u ve Epikuros’u keşfetmenin şaşkınlığını yaşa. Sana kendini tanıtan o centilmenlerle ‘her davranışın nedeni mutlu olma isteğidir’ diyip, insanı insan yapan hazzı yakalamayı amaçla. Bilgelik bilgiyle olur de ve bilginin duygularınla alabildiğin kadar olduğunu unutmadan gerçek mutluluk için duygularının getirdiği haza yönelmeye çalış. Acıdan uzaklaş arkana bakmadan. Bu gece sen ol! Tüm vasıflarından arın, vasıfsız ol. Çıkart üzerinden üniformanı tekrar giymemek üzere.
Doğu-batı hangisine dönükse yüzün, kuzey ya da güney her neredeysen at adımını dışarı! Doğduğun, tutunduğun ya da durduğun yer, bakıp da gördüğün renkler farklı olabilir sen kendini keşfetmeye çık bu gece… Uzun uzun yürüdüğün yolda içini ürperten tüm çıtırtılara kapat kulaklarını ve yürü... Yanağından arsız bir makas alıp kaçan o rüzgârın şarkısına ver kulağını. Rüzgârın saçlarından parmak uçlarına kadar okşadığını hissedip nasıl da kafanın içindeki fırtınaya karıştığını seyret ses etmeden. Evet sen! Bu gece at kendini dışarı ve alkışla bir kere daha ruhunu, seninle olduğu için!
*Yaşam tanrının armağanıdır, fakat iyi yaşam senin düşüncenin armağanıdır. (Seneca)
F. Sinem Akın