Hristofyas bu gelişmelerin Rum tarafının önleyici siyasi politikasındaki eksikliklerinden ve Rum tezlerinin doğruluğu konusunda uluslararası topluluğun ikna edilememesinden, inanırlılıklarının azalmasından ve giderek politikalarının güçsüzleşmesinden kaynaklandığını ifade etti.
Yaşanan sorunların sonuçlarını göstermeye başladığını belirten Hristofyas, şöyle konuştu: “Tezlerimizin doğruluğuyla ilgili olarak uluslararası topluluğu ikna etmede ya doğru argüman ya da inanırlık yok. Kıbrıs sorununun özünün sözde izolasyonunun kaldırılması olmadığı tezi doğrudur. Öte yandan, inanırlığımızın çok düşük bir düzeyde olduğu görülüyor. Kıbrıs sorununun özünün işgal, uluslararası hukukun ihlal edilmesi, 40 bin tam zırhlı asker ve yerleşiklerin varlığı, mal-mülklerin yağmalanması argümanlarını ortaya attığınız zaman, karşı taraf sizi fazla dikkate almaz ve size, ‘Kıbrıslı Türklerin izole edildikleri’ cevabını verirler. Herhangi bir yerde ikna etme kabiliyetiniz olmaz.”
Hristofyas açıklamasında Eski Alman Şansölyesi Gerhard Schröder’in Kuzey Kıbrıs ziyaretine de değindi.
Türkiye’nin Kıbrıslı Türklerin izolasyonlarının kaldırılması yönünde –ki Hristofyas’a göre bu Türkiye’nin hedefidir- ilerlediği mesajını veren birçok olay yaşandığını dile getiren Hristofyas, daha da endişe verici olan şeyin, AB Komisyonu’nun Rum Hükümetinin bütün önerileri ve protestolarına rağmen Kuzey Kıbrıs’tan doğrudan ticaret yapılması için karar almak amacıyla yönlendirmeye devam etmesi olduğunu kaydetti.
Sürekli olarak yeni KKTC temsilciliklerinin açıldığını da dile getiren Hristofyas, hiçbir zaman şu an bulunduklarından daha zor bir pozisyonda bulunmadıklarını söyledi. Hristofyas, Mısır Meclis Başkanına, İslam Örgütü Konferansına yönelik protestolarda bulunması için mektup yolladığını; Rum Hükümetinin de dost Arap ülkelerinin hükümetlerine yönelik benzer girişimlerde bulunacağını umduğunu ifade etti.
Dimitris Hristofyas, ikna yeteneği çok güçlü bir politikacıdır. O, bir fareyi aslan olduğuna, bir aslanı da fare olduğuna inandırabilir. Dolayısıyla, iki hafta kadar sonra Güneyde gerçekleştirilecek olan Başkanlık seçimlerinde kazanması halinde, partisinin desteğiyle 5 yıl önce iktidara gelen bugünkü Rum hükümetinin başaramadıklarını o başaracak. Bir taraftan referandumda, güya “EVET”i betonlaştırmak için verdiği “HAYIR” yanıtının sırtından topladığı oyların hakkını vermek için uğraşacak, diğer taraftan da pek sevgili yurttaşları Kıbrıslı Türklerin ağzına parmak parmak bal çalacak. İki tarafı da ikna etmek onun için çocuk oyuncağı. Yoldaş Hristofyas, Kıbrıslı Türkleri oturdukları dalı kesmeye bile ikna edebilecek ikna yeteneğine sahiptir.
Örneğin, yoldaş Hristofyas, Kıbrıslı Türkleri izolasyonlarından kurtarmayı başarabilir. Ne de olsa Kıbrıslı Türkleri, özellikle de “ilerici” olanları pek sever. Sıkıntı çekmelerini istemez. Döner, “izolasyon” olmadığı yönünde bizleri ikna ediverir, izolasyon mizolasyon derdimiz de kalmaz. Ne de olsa bir kısım “ilerici” Kıbrıslı Türk’ü “yerleşikleri”, “işgal ordusunu”, Türkiye’nin parasını ve KKTC’yi istemedikleri yönünde inandırmayı başarmıştır. Yoldaş bu süratle gitmeye devam ederse, yakında Kıbrıs meselesi diye bir mesele de kalmaz. Rum’a yama olmak istediğimize “ikna” eder bizi, olur biter.