Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik olarak adımlar atıldığına dair somut veriler ortada yok. Varsa da bize gösterilmiyor. Bize gösterilen olumlu hava yaratmaya yönelik sosyal buluşma görüntüleri. Geçtiğimiz Perşembe günü iki tarafın esas görüşmecisi olan Mehmet Ali Talat ve Dimitris Hristofyas Ledra Palace Hotel’de düzenlenen bir etkinlikte bir araya geldi. Bu bir araya gelişte el sıkışma, etrafa gülücükler dağıtma ve sohbet etme dışında bir şey olmadı. Cumhurbaşkanımız Talat aynı günün akşamında da Rum ana muhalefet partisi Demokratik Seferberlik Partisi (DİSİ)’nin Genel Başkanı Nikos Anastasiadis’in evinde akşam yemeğine katıldı. Bütün bunlar Kıbrıs sorunu konusunda havanın biraz daha ılıman hale getirilmesine katkı koyan çabalardır.
Sorunun çözümü için mesafe alınıp alınmadığı komite ve çalışma guruplarının çalışmaları sonrasında liderlerin bir araya geleceği 23 Mayıs’ta biraz daha belirgin hale gelecek.
Kıbrıs sorununa çözüm arayışları ile ilgili sürecin ilerlemeye başladığı şu günlerde, Annan planının gündeme geldiği dönemde RET CEPHESİ olarak ortaya çıkan çevrelerde de hareketlenmeye yol açtı.
UBP Genel Başkanı Ertuğruloğlu Ankara’ya yaptığı mutat ziyaretlerinden birini daha yaparak Kıbrıs İşlerinden de sorumlu Başbakan Yardımcı Cemil Çiçek’le görüştü. Dönüşte Türkiye yetkililerine “Kıbrıs sorunu konusundaki ‘kırmızı çizgilerini’ aktardıklarını” söyledi.
UBP’nin Kırmız çizgilerinin neler olduğunu öğrenmek istiyordum. Fakat basına tam olarak yansımamıştı. Perşembe akşamı evimin kapısının altından atılan bir broşür bu ihtiyacımı karşıladı. Broşür “Kırmızı Çizgilerimiz” adını taşıyor. Ve UBP tarafından hazırlanmış.
Okudum. UBP, “İzlenmesi Gereken Tutum” başlığı altında 8 madde sayıyor. Söz konusu 8 maddenin 4’ncüsü “Kırmızı Çizgileri” sayıyor. Birazdan değineceğim konu nedeniyle buraya alıntı yapıyorum: a- İki halkın ve devletin egemen eşitliği; b- Yeni bir ortaklık ve bunun ortaya çıkması için gerekli düzenlemeler; c- İki kesimlilik (Sulandırılmamış şekli ile); d- İki devletlilik (“Annan planındaki Constituent State- ‘oluşturucu devletler’ bizi tatmin etmemektedir, çünkü bunlar egemenliğe sahip devletler değildir; Founding States- Kurucu Devlet” ibaresi daha yerinde olur); e- Konfederal bir yapı (evrim yolu ile federal bir yapıya dönüştürülmeye açık) f- Türkiye’nin etkin ve fiili garantisinin devamı; (güncelleştirilerek eşit sayıda Türk ve Yunan askerinin Ada’da konuşlandırılması); g- Olası bir uzlaşı veya anlaşmada Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin isim, sıfat ve tüm sembolleri ile öngörülen yapının Kıbrıs Türk kanadını oluşturması; h- Olası bir anlaşmanın AB mahkemelerinde veya uluslararası hukuk kuruluşlarında dava konusu yapılamaması için somut güvencelere gereksinim (anlaşmanın birincil hukuk olması).
Cuma günü sabahleyin Star Kıbrıs-Ada TV haber merkezinde günlük gazetelere göz atarken bazı gazetelerin manşetleri dikkatimi çekti. “Kıbrıs Türk Milli Varoluş Konseyi” adı altında bir örgüt kurulmuş. Ve bu örgüt 1 numaralı bildirisini yayınlamış. O bildiriyi de okudum. Bildiride “Kırmızı Çizgiler sıralanıyor ve bu çizgilerin ne pahasına olursa olsun savunulacağı ifade ediliyor. KTMVK olarak adını kısalttığım konseyin “Kırmızı Çizgileri” ile yukarıda alıntı yaptığım UBP’nin “Kırmızı Çizgileri” olağanüstü benzerlik gösteriyor. Daha doğrusu cümlelerin yeri değiştirilerek farklılık yaratılmış gibi bir şey. UBP harflerle sıralarken KTMVK rakamlarla sıralamış. Özünde her ikisi de aynı şeyleri söylemiş.
KTMVK’ni kimlerin kurduğu hakkında hiçbir bilgi verilmemiş. O nedenle bilmiyoruz. Fakat bildirisine numara vermesi nedeniyle hangi düşünce sahipleri tarafından kurulduğuna dair bir öngörümüz oldu. Geçmişte Kurulan Ulusal halk Hareketi (UHH) ve Uluslararası Kuzey Kıbrıs Konseyi (ULKON) adlı örgütler de bildirilerini numaralayarak yayınlamışlardı. Hatta bu yöntemleri yüzünden yeraltı örgütleri ile benzerlikleri konuşulmuştu.
Bütün bu saydıklarım yüzünden bazı sorular aklıma takılıyor. Onları buradan seslendirmek isterim. Acaba UBP ve bazı çevreler ufukta çözüm olasılığı mı görüldüler? Olası çözüm modeline karşı yeni bir “Ret Cephesi” mi kuruluyor? UHH ve ULKON’dan sonra KTMVK de aynı çevreler tarafından mı kuruldu? UBP’nin “Kırmızı Çizgileri” ile KTMVK’nin “Kırmızı Çizgileri” arasındaki tıpkısının aynılığı ile aynı zamanda kamuoyuna duyurulması bir tesadüf mü, yoksa bir yerlere verilmek istenen mesaj mı?
Merak ettim de…