Sankide, ben baş hukukcu ve baş siyasetciyim de, yine önüme çıkan bir beyefendi bana sordu.
- Söyle bakalım bana Eroğlunun Amerikada TC Başbakanı Tayip Erdoğan ile yaptığı anlaşma ve attığı imza hukuki midir değil midir? Adam, KKTC meclisinden çıkmış bir karar olmadan, Hükümete ve kimseye sormadan nasıl olur da Kıta sahanlığıymış, petrol arama izniymiş anlaşmalarına imza koyabiliyor.......
Daha ben yanıtlamadan devam ediyor....
- Ciddi bir devlet, meclis ve hükümet olan yerlerde böyle iş görülmez. Hatırla bakayım bööyük gazeteci, Amerika Iraka askeri harekat düzenleyeceğinde, bütün hazırlıklarını yapmış ve Türkiyeden geçerek yürüyecekti Irakın içine, değil mi. Ama, Türkiye Büyük Millet Meclisinde çoğunluk elinde olmasına rağmen, Erdoğan hükümeti, Amerika ile böyle ortaklaşa bir iş yapma kararı çıkartamamıştı. Meclisin kararı olmadan , yani. Eee, bizim burda meclisi, hükümeti takan mı var. Sana soruyorum, bu gün Türkiyeye “petrol arama izni” veren, yarın İngilize, Amerikana, Yahudiye de verirse hain ilan edilecek, ihanet etti denilecek değil mi. Şimdi yapılan Kıbrıs Türk halkına ihanet değil mi, kanunsuzluk değil mi, hükmü Karakuş değil mi ?
- anladım, yeter beyefendi.
Evvela , ben hiçbir zaman sizin dediğiniz gibi bööyük gazeteci olduğum iddiasında bulunmadım. Bunu düzeltelim de , müsaade ederseniz, görüşümü belirteyim. Hukuk uzmanı da değilim, politikacı hiç. Ama, Eroğlunun bu yaptığının Rumlara karşı bir misilleme olduğuna inanıyorum. Yani , siz, Türkiyenin ve Kıbrıs Türklerinin bütün itirazlarına rağmen sondaja başlarsanız ben de böyle yaparım demek istediğini zannediyorum. Yapılan anlaşma, herhalde, Meclisimize getirilecek, tartışılacak, oylanacak ve bir karar alınacak. EVET onay verdik kararının çıkacağından emin olduğu için Sayın Eroğlu beklemeden imzayı attı. Belki bu imza KKTC de atılsaydı ve belki Hükümetin başı da hazır bulunsaydı, ve belki de imzalar hükümetler arasında, ya da Cumhurbaşkanları arasında atılsaydı daha yerinde olurdu denebilir.
Bana sorduklarınızı, görüşlerinizi ve kendi yorumumu halkımızın takdirine bırakıyorum.
Hakikaten üzerinde durulması gereken bir nokta çok önemlidir.
KKTC de kararlar nerede alınır? Mecliste mi, hükümetin Kabinesinde mi? Yasalar mecliste geçirilir, resmi gazetede yayınlanır ve yürürlüğe girer. Normal prosedür budur. Ama, KKTC de o kadar yanlışlar, usulsüzlükler yapılmaktadır ki, görebilmek için bööyük gazeteci olmaya gerek yoktur.
Siyaset adamlarımız, hukukcularımız, uluslararası ilişkiler uzmanlarımız bu işleri çok daha iyi bilirler.
Meclisimizi, Rahmetlik Mulla (Molla) Hasanın kahvehanesine benzetenler yok mu? Meclisi boykot edenler çıkmadı mı? Ben bu meclisi ve hükümeti tanımam deyip de Meclise aylarca katılmayan, ama, maaşcıklarını bir tamam çeken UBP li, DP li milletvekilleri görmedik mi? Mecliste kahvehane atışmaları, tartışmaları, tehditleri, kavgaları yaşanmadı mı? İzleyiciler salondan atılmadı mı? Burası Mulla Hasanın kahveyide geçti, böyle meclis olursa, böyle devleti var demektir. Boşuna Banana Cumhuriyeti dememişler bizim KKTC ye diyen milletvekilleri duyulmadı mı?
Eee, böyle baş olursa , traşı da böyle olur.
KKTC de tanınmayan bir devlet, Meclisi de tanınmayan bir meclis, hükümeti de dünyaca tanınmayan bir hükümet olursa, ne beklerdiniz?
Varsın Piri Reis aramalarını sürdürsün. Olaki zengin petrol ve doğalgaz kaynakları üzerinde oturduğumuz tesbit edilir de, işte, asıl o zaman görürsünüz sahip çıkacak olanları. Amerika boşuna mı pusuya yattı da, büyük maharetle hazırladığı planların ürününü toplamayı bekliyor?
Ve, işte tam o zaman KKTC Meclisi, hükümeti, Cumhurbaşkanı ve Türkiye yetkilileri Amerikaya, İsraile, Yunanistana ve Kıbrısın haylaz Rumlarına haddini bildirmez mi!!
Uluslararası hukukmuş, hakmış, adaletmiş bildirmez mi?
Bildirir ya, hem de nasıl, o zaman dünya alem de görür!!