Hep anlatılır... ABD Dışişleri Bakanı Henry Kissinger'ın Soğuk Savaş döneminde Avrupa'nın konumunu öğrenmek için 'Avrupa'yı aramak istersem kimi arayacağım?' diye sorduğu söylenir. Bu sorunun cevabı Brüksel'de geçen hafta yapılan AB zirvesinde tartışmaya yol açtı. Avrupa’yı kim temsil ediyor? Bu tartışma/ anlaşmazlık önemsiz bir konu değil, temel bir soruyla ilgili: Rusya ile müzakereler yapılırken Avrupa Birliği'ni kim temsil edecek?
Hep anlatılır... ABD Dışişleri Bakanı Henry Kissinger'ın Soğuk Savaş döneminde Avrupa'nın konumunu öğrenmek için 'Avrupa'yı aramak istersem kimi arayacağım?' diye sorduğu söylenir. Bu sorunun cevabı Brüksel'de geçen hafta yapılan AB zirvesinde tartışmaya yol açtı. Avrupa’yı kim temsil ediyor? Bu tartışma/ anlaşmazlık önemsiz bir konu değil, temel bir soruyla ilgili: Rusya ile müzakereler yapılırken Avrupa Birliği'ni kim temsil edecek?
* * * *
Dışişleri bakanları Mayıs ayında bu konuda zaten tartışmış, ancak bir anlaşmaya varamamışlardı. Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas bu göreve talip olmuş, ancak diplomatik beceri eksikliği nedeniyle reddedilmişti. Geçen hafta gerçek ayrım çizgisinin nerede olduğu netleşti. Bir tarafta Avrupa'nın en büyük üç devleti, E3: Almanya, Fransa ve Birleşik Krallık; diğer tarafta ise Avrupa Konseyi Başkanı...
* * * *
Brüksel'de iktidar mücadelesi: Eski Portekiz Başbakanı ve 2024 sonlarından bu yana Avrupa Konseyi Başkanı António Costa, Kallas ve hükümet başkanları AB adına konuşma hakkı için yarışıyorlar. Costa'nın en yakın yardımcısı geçtiğimiz günlerde Kremlin'deki bir mevkidaşıyla telefon görüşmesi yapmış; bu hareket, Rusya ile doğrudan temaslara yönelik fiili diplomatik ambargoyu gevşettiği gerekçesiyle eleştirilere yol açmıştı.
* * * *
Ayrıca Alman Frankfurter Allgemeine Zeitung gazetesinin elde ettiği bilgilere göre, Costa'nın özel kalem müdürü daha önce Berlin ve Paris'teki yetkililerle de görüşerek Rusya ile bir kanal açılması konusundaki tutumlarını öğrenmeye çalışmış. Her iki durumda da net bir ‘ret‘ cevabı aldığı bildiriliyor; Gerekçe olarak da, Rusya ile iletişime geçmeden önce Avrupa içinde koordinasyonun gerekli olduğu öne sürülmüş.
* * * *
İngiliz gazetesi 'Financial Times'ın konuya yakın kaynaklara dayandırarak verdiği bir habere göre, Avrupa Birliği hükümetleri, Ukrayna'daki savaş konusunda Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile olası müzakerelerde Avrupa temsilcisi rolünü eski Avrupa Merkez Bankası Başkanı ve eski Başbakan Mario Draghi'ye veya eski Almanya Şansölyesi Angela Merkel'e emanet etme olasılığını görüşmüş.
* * * *
Ukrayna konusunda olası AB temsilcisi olarak Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb da gündeme gelmişti. Ancak protokol faktörü Draghi'nin şansının daha yüksek olduğu söyleniyor. Çünkü Stubb'ın görevdeki başkan statüsünün, ABD müzakere ekibinin (Jared Kushner, Steve Witkoff) seviyesiyle örtüşmediği belirtiliyor. Gerhard Schröder, Rusya yanlısı görüşleri nedeniyle elendi, Angela Merkel ise arabuluculuk rolünü resmen reddetti.
* * * *
Avrupa çevrelerinde 'Süper Mario' lakabıyla tanınan Draghi, her şeyden önce katı bir finansal ve ekonomik pragmatizmi temsil eden bir ekonomist... Güvenlik konularında biraz daha az doğrudan deneyime sahip olabileceğine dikkat çekiliyor. Öte yandan, AB'nin rolünün en güçlü olduğu alan da ekonomik alan; bu da öncelikle örneğin Rusya'ya uygulanan yaptırımlar ve dondurulmuş Rus varlıkları ile ilgili önemli olabilir.
* * * *
Bu da onun AB’yi temsil şansını artıyor. Şimdi herkesin merak ettiği soru şu... Peki Avrupa Konseyi'ndeki temsil anlaşmazlığının sonucu ne olacak? Alman Şansölye, 'Bugün Avrupa Birliği adına kimin konuşacağına karar vermemize gerek yok. Bunu görüşmeler gerçekleştiğinde kararlaştıracağız' dedi. Şansölye Konsey Başkanı'nın doğal olarak 'önemli bir rolü' olduğunu da sözlerine ekledi.
* * * *
Uluslararası arenada AB adına kimin konuşabileceği sorusu cevabı olmayan klasik bir sorudur. Örneğin 2012 yılında AB'nin Nobel Ödülü'nü alınca da gündeme gelmişti. İç tartışmalardan sonra, hem Avrupa Komisyonu Başkanı Barroso hem de Avrupa Konseyi Başkanı Van Rompuy'un konuşma yapması ve AP Başkanı Schulz'un da Barış Ödülü madalyasını almak üzere onlara katılması şeklinde pragmatik bir çözüm bulunmuştu. Sahi AB’yi kim ediyor/edebilir?