Yıllardır bir “bedava hediye paradoksu” ile iç içe yaşıyoruz.
Nedir ki bu “bedava hediye paradoksu” ?
Bir adamın karısının doğum gününde kendisinehediye olarak bir kıravat ütüsü alması durumu bu paradoksa bir örnektir. Çünkü aslında bu hediyeyi dolaylı olarak adam kendisine hizmet etmesi açısından eşine almıştır; tam bir bedava hediye paradoksu!
PARADOKSAL DURUM
Kıbrıs'ın kuzeyinde yapılan birçok TCsermayeli yatırıma bakıldığında, bu bedava hediye paradoksunun çıplak gözle dahi görebilmekteyiz.
Örneğin “Casino” ve “Çok Büyük Hotel” yatırımları ve “Her şey dahil” turizm anlayışı. Nasıl bir katma değer yaratıyor ki Kıbrıs’ın kuzeyine?
Casinolar ne zaman geldi Ülkemize bir anımsayalım. Türkiye’de yasal olarak kumarhaneler yasaklandıktan sonra. Türkiye halkı için uygun görülmeyen kumarhaneler nedense Kıbrıs’ın kuzeyine taşınmış, Kıbrıs Türk halkı için bir endişe duyulmamıştır!
Ülkemizin kendi havayolları da yok artık! Kumar için gelenler havaalanından otellere kadar otellerin özel araçları ile taşınıyorlar ve vergilerini ödeyerek yaşamlarını sürdürmeye çalışan taksiciler bu duruma kan ağlıyor.
Otellerde çalışan insanların neredeyse hiçbiri KKTC vatandaşı değil. Sorsanız, aradığımız vasıflarda KKTC vatandaşı yok denecek ama buna rağmen hala daha da bu vasıflara uygun bir eğitim sistemi oluşturulmayıp ihtiyaç duyulan alanlara insan yetiştirilmeyecek!
Buna karşın, hemen her üniversitemizden binlerce gencimiz Türizm ve Otelcilik bölümlerinden mezun olmalarına karşın istihdam olanağı bulan neredeyse yok gibi. Kayıt dışı çalışan sayısı ise hatırı sayılır yüksek bir oranda.
KATMA DEĞER NEREDE?
Bunlara ilaveten birçok büyük otelin başta elektrik borcu olmak üzere devlete ve kurumlara yüksek miktarlarda borcu var.
Bu otellerde kullanılan yiyecekten temizlik malzemesine kadar birçok ürün ülkemize Türkiye’den getirilmekte, hatta sanatçılar dahi oldukça düşük vergiler ödeyerek yine Türkiye’den gelmektedir bu otellere.
Bu otellerden kazanç sağlayan çalışanlar kazandıklarının neredeyse üçte ikisini doğal olarak ailelerine göndermek üzere ülke dışına çıkartmakta, dolayısı ile bu maddi kazançlar da ülkede bir katma değer yaratamamaktadır.
Bunun yanı sıra özellikle herşey dahil turizmi anlayışı ilçelerdeki restorantlardan başlayarak tüm iş yerlerinin olası gelirlerini de etkilemekte, esnaf ve zanaatkarlar ülke turizminden yararlanamamaktadırlar.
Örnekler oldukça çoğaltılabilir bu yatırımların topluma hangi katma değeri yarattığı ve bedava hediye paradoksu ile ilgili olarak. Çevrenizdeki yatırımlara baktığınız vakit birçoğunda bu paradoksu görürsünüz rahatlıkla.
PEŞKEŞ SEKTÖRÜ!
İthalat ihracat dengesizliğinden tutun da, elektrik üretiminde sağlanan imtiyazlara;
petrol arama çalışmalarından başlayın da dolum tesislerinin yapılması çalışmalarına;
hatta son özelleştirme yasasından sonra ortaya çıkacak olan devlet dairelerinin dahi özelleştirilmesinden, özelleştirilecek kurumlarda KKTC vatandaşı çalıştırma zorunluluğunun olmamasına; elektrik, telefon, kooperatif gibi kurumlarımızın özelleştirilmeye çalışılmasına;
dahi Türkiye’den 2014 mart ayında gelmesi planlanan suyun dağıtılması işlerinin bile özelleştirileceğinden, vakıfların 30 yıllığına yıllığı 100 TL üzerinden bir vakfa kiraladığı arazinin içerisine ilahiyat koleji kurulmasına kadar;
hayatın hemen her alanında yapılan birçok yatırımın ülkemize kattığı ve katacağı maddi veya manevi katma değerden çok giderek toplumu üretimden, karar mekanizmalarından ve işletmelerden kopardığı, hatta çalışanların bile ithal edildiği ve edileceği bir pozisyona düşürüldüğü görülmekte;
dolayısı ile bizlere bedava diye sunulan hediyelerin aslında bir paradoks yarattığı ve büyük oranda ters işlediği açıkça görülmeltedir...
SEVENİN SEVİLENDE YOK OLMASI
Yaşadıklarımız, yaşadığımız süreç ve gittiğimiz yol yol değil gibi görünüyor en yalın söylemle.
Yalnız benim gözümün gördüğü hesap değildir bu!; düşünen ve analiz yapan çoğu insan en somut ifadeyle tüm yaşananları bir cümleyle ifade edebiliyor maalesef!:
“SEVENİN SEVİLENDE YOK OLMASIDIR” YAŞADIĞIMIZ SÜREÇ!
...ve yaşadıklarımızdan öğrenemezsek eğer,
bu süreçte “seven sevilende, sevilen de sevende yok olabilecektir”!