Sağlık, sosyal devlet anlayışının en temel göstergelerinden biridir. Bir devletin vatandaşına kaliteli, erişilebilir ve sürdürülebilir sağlık hizmeti sunması sadece anayasal bir yükümlülük değil, aynı zamanda toplumsal huzurun da vazgeçilmez şartlarından biridir.
Sağlık, sosyal devlet anlayışının en temel göstergelerinden biridir. Bir devletin vatandaşına kaliteli, erişilebilir ve sürdürülebilir sağlık hizmeti sunması sadece anayasal bir yükümlülük değil, aynı zamanda toplumsal huzurun da vazgeçilmez şartlarından biridir.
Ülkemiz yıllardır nüfus yapısı sürekli değişen, göç alan ve buna bağlı olarak sağlık hizmetlerine olan talebin her geçen gün arttığı bir ülke konumunda.
Resmi nüfusun ötesinde fiilen hizmet verilen insan sayısındaki artış, sağlık sisteminin üzerindeki yükü de katlayarak büyütüyor.
Dolayısıyla sağlık alanında yaşanan sıkıntıları değerlendirirken bu gerçeği göz ardı etmek mümkün değil.
Elbette vatandaşın şikâyetleri vardır. Polikliniklerde yaşanan yoğunluk, randevu sistemindeki aksaklıklar, bazı branşlarda doktor eksikliği ve bekleme süreleri toplumun sıkça dile getirdiği sorunlar arasında yer alıyor. Bu eleştirilerin dikkate alınması ve çözüm üretilmesi kamu yönetiminin temel sorumluluğudur.
Ancak madalyonun diğer yüzünü de görmek gerekir.
Son yıllarda sağlık altyapısına yapılan yatırımlar küçümsenecek düzeyde değildir. Dört yeni hastane, dört büyük sağlık merkezi ve Devlet Laboratuvarı için 5 milyar Türk lirasını aşan yatırım gerçekleştirilmesi, ayrıca tıbbi cihazlar için 20 milyon euronun üzerinde kaynak ayrılması sağlık alanında uzun yıllardır görülmeyen bir yatırım hamlesini ortaya koymaktadır.
Bunun yanında yalnızca bina yapmak da yeterli değildir. Sağlık sisteminin çağın gereklerine uygun şekilde yeniden yapılandırılması büyük önem taşımaktadır. Bu noktada Sağlık Hizmetleri Dairesi Yasa Tasarısı’nın Meclis Genel Kurulu gündemine taşınması dikkat çekici bir gelişmedir.
Tasarıyla 112 Acil Sağlık Hizmetleri’nin güçlendirilmesi, kan ve kan bileşenlerinin güvenli yönetimi, sağlıkta kalite standartlarının oluşturulması, dijital otomasyon sistemlerinin geliştirilmesi, sağlık personeli kayıt sisteminin kurulması, sağlık istatistiklerinin daha sağlıklı tutulması ve sağlık turizminin yasal zemine oturtulması hedeflenmektedir.
Bütün bunlar, sağlık sistemini sadece bugünün ihtiyaçlarına değil, geleceğin gereksinimlerine de hazırlama çabasının göstergesi olarak değerlendirilebilir.
Elbette yapılan yatırımların vatandaşa doğrudan yansıması en önemli ölçüttür. Yeni hastaneler inşa edilirken aynı zamanda yeterli doktorun, hemşirenin ve sağlık çalışanının istihdam edilmesi, dijital sistemlerin etkin çalışması ve hizmet kalitesinin sürekli artırılması gerekmektedir. Çünkü vatandaş için önemli olan açıklanan yatırım rakamlarından çok, ihtiyaç duyduğunda hızlı ve kaliteli sağlık hizmetine ulaşabilmektir.
Sağlık politikaları günlük siyasi tartışmaların ötesinde ele alınmalıdır. Yapılan yanlışlar cesaretle eleştirilmeli, eksikler dile getirilmeli; ancak gerçekleştirilen yatırımlar ve reform adımları da sırf siyasi gerekçelerle yok sayılmamalıdır.
Sağlıklı bir toplum ancak hakkaniyetli bir değerlendirme kültürüyle mümkündür. Eleştiri ne kadar değerliyse, doğru yapılanı teslim etmek de o kadar değerlidir. Çünkü güçlü sağlık sistemi, sadece bugünün değil, gelecek nesillerin de en önemli güvencesidir. Bizden söylemesi…