Kimilerine göre, nezle-grip-soğuk algınlığı-üşütme, hastalık bile değil. Üzerinde fazla durmaya değmez, kendi haline geçer gider. Diğerlerine göre, saydıklarımız çok ciddi ve bilinen bir çok hastalıktan daha da kötü.
Kanımca, insan sağlığını olumsuz yönde etkileyen her rahatsızlık önemlidir.
İhmalkarlığım neticesi üşütmüşüm. Bir haftayı buluyor, nezle grip dediğimiz beni kırıp geçirdi. Öylesine sarstı ki, köşe yazılarımı dahi yazamadım. Okurlarımdan uzak kaldım.
Antibiyotikler, sızı kesiciler vs. sayesinde biraz toparladım ve bilgisayarın başına geçtim.
e-Posta ile gelen yazı, mesaj, haber, davet, fotoğraf bol. Ama, ne oldun be kardeşim de sesin çıkmıyor, yazıların gelmiyor diye soranım olmadı. Aranan bir yazar olmuş olsaydım belki daha değişik olurdu diyorum da, bizimkilerden meraklanıp da
arayan bulunmayışını bayağı yadırgadım.
Allah hepimize sağlık, afiyet, sabır kısmet nasip etsin.
**
İTİRAF MI
Attila itirafta bulunmuş. On Rum öldürmüş. Bir 19 yaşındaki Rum askeri yüzüne tükürmüş de onu alnından vurmuş.
Bu tiyatro oyuncusu, sanatçı diyelim, Kurtlar Vadisi dizisindeki rolünden etkilenmiş... de, bir canlı yayında bu lafları etmiş. Daha sonra söylediklerinden anlaşıldığına göre kendi kendini yalanlamış ve “bir senaryo hazırlıyordum” deyivermiş.
Onun söylediklerini yalanlamaya, doğrulamaya kalkışanlar da olduğunu öğrendik. Kıbrıs’ta bulunduğu süre bilmem hangi taburda mutfakta patates soyarak askerliğini tamamlamış. Hiçbir çarpışmaya girmemiş, eline silah bile almamış.
Doğruyu itiraf ettiğini vurgulamaya çalışanlar, başta Rumlar, harekete geçmiş. Yaptı, etti, ama, birileri söylediklerini yalanlamasını isteyince de tükürdüğünü yaladı iddialarını ortaya atmış.
Pisboğazlık, boşboğazlık, lafazanlık, yerli yersiz konuşmalar, atıp tutmalar insanların başına hep dert olmuştur. Bu sanatcının da, aktörün de atıp tutmaları yalnız kendi başına değil ayni zamanda milletinin de, askerinin de başına dert ve bela olmuştur.
Mal bulmuş mağrubi gibi kaptılar. Çabuk hırsızlar ev sahibini bastırmaya kalkıştılar. Dohni’de, Ay Vasıl’da, Atlılar’da, Muratağa’da ve birçok yerde Kıbrıslı Türkleri, kadın erkek, çoluk çocuk demeden kurşuna dizenler kendi yaptıklarını ört bas etmek için harekete geçtiler. Dünyayı ayağa kaldırdılar. Yaparlar efendim yaparlar. Yıllarca Kıbrıs Türkleri kesilirken, toplu mezarlara gömülürken, canından malından, mülkünden edilirken sesini dünyaya duyuramayan Kıbrıslı Türkler, Rum-Yunan çığırtkanlığı ve propagandasına kurban ediliyor.
Ne imiş efendim. Attila itiraf etmiş.
Rum Profösörün itiraflarına bakan yok. Sokaklardan, iş yerlerinden toplanıp da kurşuna dizilen Kıbrıslı Türklerin başına gelenler konuşulmuyor bile. Ya o, 32 Türkün akibetini meydana çıkartmak üzere olan Major Massey’in ( irtibat subayı, Türklere yakınlığı ile bilinen, İngiliz Binbaşı) ve yanındaki yardımcısının da nasıl öldürüldüklerini, kuyulara atıldıklarını açıklayacak Rumlar yok mu? “Azacık konuşayım” diyen susturuluyorsa, Kayıp Kişiler Komitesi daha çok arar. Komite üyesi Bayan Gülderen Küçük de çok koşar, sorar ve arar. Yardım edecek, yol gösterecek kimseler çıkmaz ve cesurca kayıpların izlerinin sürülmesinin sağlanmasına katkı koymazsa onları bekleyen, ızdırap içinde kıvranan insanların çilesi bir türlü dolmaz.
Senaryo yazan, yazacak olan Attila gibi senaristler ve rolcüler çok çıkar ortaya, çıkacağından de emin olabilirsiniz. Önemli olan gerçeklerin, yaşananların ortaya çıkmasıdır.
Önemli olan nezleden sarsılmamaktır.