“Aydın İhaneti”

“Aydın İhaneti” kavramı, yalkaşık birkaç ay önce çok sevdiğim bir dostumla sohbetimiz sırasında ortaya çıktı.

“Aydın İhaneti” kavramı, yalkaşık birkaç ay önce çok sevdiğim bir dostumla sohbetimiz sırasında ortaya çıktı.
Etrafımızı saran çarpıklıkların nedenlerini sorguluyoruk.Sohbet uzadıkca uzadı herkesi ve herşeyi içine alacak kadar….
Bu bağlamda ‘Aydın İhaneti’ aklımdan hiç çıkmadı.Uzunca bir sure düşünüp doğruluk ve yanlışlıklarını ortaya koydum ve hak verdim…
Hani birtakım şeyleri bilirsiniz herkes,herşey bilir ancak birisi çıkar ve tarifini basit bir iki kelime ile yapar ve konuyu özetler…
İşte öyle bir şey sonucu ortaya çıkmış, bu tartışmaya gayet açık yorumu, çok uzun düşündükten sonra sizlere aktarıyorum….
***
Aydın kişi aydınlanan kişi demektir. Aydın olmanın ilk şartı kişinin kültürel olarak birikimli olmasıdır. Aydınlar toplumun kaderini etkileyen kişi olduğu için bulunduğu toplumun sözcüleridir, beyinleridir. Fransız Devrimi aydınların çabası sonucu gerçekleşmiş. Halkı kötü yönetime karşı örgütleyen ve bu çabaları sonucu amaçlarına ulaşmış kimselerdir. Aydın kimse insanların sözcülüğünü yaparken toplumun tüm kesimlerinin sesi olmalıdır. Aydın kimse insanları doğruya götürmeli ve doğru yolu göstermelidir. Bir ulusun ilerlemesi bu bağlamda aydın kimselerin yaptıklarıyla paraleldir.
Yaşadığı topluma önderlik etmelidir.
***
Tarih sayfalarından tanıdığımız ve bu günün aydınlık tarafının temellerini oluşturan aydınlar vardır.
Bunlar sırasında servetlerini,ünvanlarını,özgürlüklerini hatta hayatlarını kaybetmek uğruna mücadele etmiş erdemli insanlardır.

Örneğin Sokrates, başkaldırmaya katıldığı, başkalarını başkaldırmaya zorladığı için değil, serbest düşündüğü, eski düzenin temellerini sarstığı için ölüme mahkûm oldu.

Ütopya’nın yazarı, Thomas More, kendisinden sonra gelecek pek çok toplum bilimciyi etkilemiş bu yazar düşüncelerinden ölümü pahasına dönmemiş bir aydındı.

Ya da Nazım Hikmet,kellesini orta yere,yüreğini yumruklarının içine koymuş,bulunduğu devrin önünde olan aydınlatan,yol gösteren ve insanlık için onurlu bir mücadele veren bir aydındı.
***
Gelelim coğrafyamıza ve bu başlığı atmama neden olan aydınlara.
Elbette burada da çok ya da az bilinen,şu anki kazanımlarımızın mimarları, birçok övgü ve saygıyı hak etmiş değerlerimiz vardır….
Ancak geldiğimiz nokta,yok olan değerler ve ilgilerimiz,alakalarımız rotamızın olmadığının bir ıspatıdır…
Bu sonucun en önemli nedeni, aydınların topluma yön göstermek yerine bireysel menfaati tercih etmesidir.
***
Halkın bağrından koparak birtakım eğitimlerle, belirli uzmanlıklara ve seviyelere gelmiş şahsiyetlerden bahsediyorum…
Bildiğimiz,tanıdığımız….
Hani, küçük bireysel sohbetlerinde hep şikayetci hep olmuyor…
Kitapları da, en azından toplumsal görsellikte ellerinden düşmüyor…Belki de çocukları bile şimdiki parasını bitiremeyecek….
***
Sözüm onlara;
En küçük ileriki menfaati zarar görebilir diye, sesini çıkarmayan aydınlara…
Toplum menfaati akıllarının ucundan bile geçmeyen..
Bu dünyada geriye dönüp bakıldığında gelecek nesillere gerçek manada hiçbir miras bırakmayacak..
Tamamen politik ve duruşu olmayan, hiçbir kavgaya girmeyen, suya sabuna dokunmayan aydınlar..
Halkın soluduğu havayı solumasınlar diye, klimalı lüks arabalarının camlarını aralatmayan…
Işıkları ancak bankadaki ve cüzdanlarındaki paralarını sayacak kadar kuvvetli…
Ve kendilerindeki faniliğin farkında bile olmadan yaşayan aydınlar...
Ve onların yurdumda yaşanmış ve yaşanan tüm olumsuzluklardaki payı ve halkıma İHANETİ.
Bu haber 68 defa okunmuştur

:

:

:

: