AKEL Genel Sekreteri Andros Kiprianu çok açık ve uyarıcı konuştu.
Bizi, resmi makamının koridorunda karşılayan Kiprianu’ya bir demet Rosemary ve Zeytin dalı buketi takdim etmem hazır bulunanların çok hoşlarına gitti.
* “Biz ne Talat’ı 2’nci Denktaş olarak görüyoruz, ne de Hristofyas 2’nci Papadopulos oldu.”
* “Sayın Talat güçsüz merkezi bir hükümet ve daha güçlü iki ayrı yönetimi destekliyor. Bu da konfederasyon anlamına gelir ki bunu kabul edemeyiz.”
* “İki lider birçok konuda anlaştı. Müzakereler o kadar uzun sürmemeli. Çözüm arayışları uzadıkça, çözüm çok daha zorlaşacaktır.”
* “Annan Planı tarihe karışmıştır. Bulunacak çözüm mutlaka iki toplumun çıkarlarını gözetmelidir, yabancıların değil.”
* “Hristofyas bütün baskılara rağmen adil bir çözüm ve birleşik Kıbrıs için tavizler veriyor, Talat da iki ayrı kurucu devletten vazgeçmelidir. Biz iki ayrı kurucu devleti asla kabul etmeyeceğiz.”
Özcan Özcanhan
Kıbrıs’ın en büyük ve güçlü siyasi Partisi AKEL’in Genel Sekreteri Andros Kiprianu ile STAR KIBRIS ve ADA TV adına görüştük. Bir saati aşkın sohbetimizde Kıbrıs Sorununun, iki toplum arasındaki ilişkilerin, Hristofyas ile Talat’ın çözüm arayışlarının, geçmişte Türklere yapılan haksızlıkların değişik yönlerini irdeledik. Daha fazlasına da değindik, hatta tartıştık da!
ADA TV kameramanı Ozan da sohbetin ve görüşmenin her anını kayda aldı. AKEL’de görevli Mustafa Bey de “arşivleri için” kayddetti.
Bizi, resmi makamının koridorunda karşılayan Kiprianu’ya bir demet Lazmari-Rosemary-Zeytin dalı buketi takdim etmem hazır bulunanların çok hoşlarına gitti.
Şahsınızda, Kıbrıs Rum medyasında çalışan meslektaşlarıma, bu demetle mesaj vermek istiyorum. Lütfen, saldırgan ve iki toplum arasındaki ilişkileri zehirleyen, gerginlik yaratan yayınlardan uzak duralım. Adada barışın çözümüm, güvenin ve istikrarın yaratılmasına katkı koyalım, sözlerime karşılık, Andros Kipriyanu, “Bu güzel mesajınızı aynen ulaştıracağım, Biz, zaten AKEL olarak bütün arzuladıklarınızı destekliyoruz” dedi.
Ve ekledi, “AKEL’in ve PEO’nun yüzlerce Kıbrıslı Türk üyesi bulunmaktadır. AKEL ve PEO ezelden beri Rum ve Türk halklarının çıkarları ve hakları için çalışmaktadır.”
SORULAR-CEVAPLAR
Kıbrıs Rum siyasi liderleri ve halkı Sayın Denktaş’ı ‘MR: NO’ olarak takdim ediyordu. Onun yerine barışcı ve çözüm yanlısı Mehmet Ali Talat geldi. Ama siz bu kez ‘Talat değişti, ikinci Denktaş oldu’ iddialarını ortaya atarken, Kıbrıs Türkleri de, “Hristofyas, ikinci Tasos Papadopulos oldu ve onun bastığı yerlere basıyor’ diyor. Sizce, şimdiki bu iki lider ve görüşmeci Kıbrıs sorununu çözebilecekler mi?
Biz, hiçbir zaman ‘Talat ikinci Denktaş oldu’ demedik. Ama, Sayın Talat da bir yandan iki toplumlu, iki bölgeli, iki toplumun siyasi eşitliğine dayalı çözüm arayışındayız diyor, yaptıkları ve talepleri ile konfederasyon arzu ediyor. Sayın Hristofyas hiç değişmedi, her zaman 1977 ve 1979’da öngörülen doruk anlaşmaları çerçevesinde çözüm arıyor. Biz, böylesi bir çözümü destekliyoruz.
O zaman neden zaman harcanıyor ve hala o anlaşmalar uygulanmıyor?
Birçok nedenler var. İçeriği ve nasıl anlaşıldığı önemlidir. Bu anlaşma prensiplere, BM kararlarına, uluslararası haklara ve AB uygulamalarına dayandırılmalıdır. Biz, merkezi güçlü bir hükümet ve ayrı iki zayıf yönetimi destekliyoruz, Sayın Talat güçsüz merkezi bir hükümet ve daha güçlü iki ayrı yönetimi... Bu da konfederasyon anlamına gelir ki bunu kabul edemeyiz. ‘Hristofyas Papadopulos oldu, onun yolunda yürüyor’ görüşünü reddederim.
Halk ne diyor, biliyor musunuz? ‘Bu iki lider bir Yeşilırmak-Limnitis kapısının açılması konusunda bile anlaşamıyor, dikenli Kıbrıs sorununu nasıl ve ne zaman çözebilecekler?’ Bu görüşü nasıl karşılıyorsunuz?
Azimle, cesur kararlarla çözebilirler. Şu an kendine has çok özel bir fırsat vardır. İki lider, Kıbrıs halklarının çıkarları doğrultusunda çözüm bulmalıdırlar. Limnitis (Yeşilırmak) meselesine gelince, Ledra barikatı açıldığında Limnitis de açılacaktı. Ama, sonra Sayın Talat ortaya birçok mazeret attı.
‘İki barikat ayni anda açılacak diye bir anlaşma yoktur’ diyor, Talat, yalan mı söylüyor?
Yalan söylüyor demiyorum. Ama konuyu zorlaştırıyor, Pile kapısının açılmasını, Limniti’den Koççina’ya ikmal yapılmasını, petrol, ulaşım, ailelerin, sivillerin ziyaretlerini, her seferinde bir başka mazareti gündeme getiriyor. Biz kabul ettik. Bölgeye elektrik de veriyoruz.
O zaman, ne vakit verilecek ve yakında geçiş noktası açılacak mı?
Umarım. Yakında ama ben zaman veremem.
Sizce, askeri nedenler mi var?
Öyle söyleniyor, ama umut ederim yakında kapı açılacak.
İki lider bunca zamandır görüşüyor, tek bir konuda somut bir anlaşmaya vardılar mı, yoksa kırk yıl daha müzakereler sürecek mi?
Birçok konuda anlaştılar. O kadar uzun sürmemeli. Çünkü sorunun çözüm arayışları uzadıkça, çözüm çok daha zorlaşacaktır.
BM ve bazı çevreler Annan Planı’nın yeniden revize edilmiş bir plan hazırlamışlar?
Annan Planı tarihe karışmıştır. Bulunacak çözüm mutlaka iki toplumun çıkarlarını gözetmelidir, yabancıların değil.
Türkiye’nin AB üyelik sürecine zorluk çıkartıyor, limanlarını açmasını talep ediyorsunuz, aksi takdirde “Veto” tehditleriniz var?
Türkiye’nin yükümlülükleri vardır, yerine getirmelidir. AB’nin istekleri vardır, uyması şarttır.
Sayın Hristofyas, DİKO, EDEK, Karoyan, Omiru, Kutsu, Perdikes, Ortodoks kilisesi ve diğerlerinin baskıları varken Talat’la nasıl anlaşabilecek?
Türk tarafı tek egemenlik, tek yurttaşlık, tek uluslararası kimlik ve birleştirilmiş Kıbrıs’ı kabul ettiği zaman sorun halledilir ve diğer bütün sorunlar da çözülür.
Ama Talat bunları kabul etmesin diye büyük baskı altındadır.
Biliyoruz. Hristofyas da, Talat da cesur ve azimle iki halkın çıkarları için çalışmalıdır. Sayın Hristofyas bütün baskılara rağmen adil bir çözüm ve birleşik Kıbrıs için tavizler veriyor, Sayın Talat da iki ayrı kurucu devletten ve diğer ısrarlarından vazgeçmelidir. Biz iki ayrı kurucu devleti asla kabul etmeyeceğiz.
Siz o zaman Kıbrıs Türklerinin bir azınlık olmasını mı istiyorsunuz, Kıbrıs Türklerini azınlık olarak mı görüyorsunuz?
Hayır. AKEL in asla öyle bir tutumu olmamıştır. Kıbrıs Türklerine azınlık olarak bakmıyoruz, azınlıklar eşittir bizim AKEL felsefesi. AKEL Kıbrıs Türklerine asla ikinci sınıf vatandaş gibi bakmadı, onlara eşit muamelesi yaptı...
Sizi Kıbrıs Cumhuriyeti’nin gelecekteki Cumhurbaşkanı gibi görüyorlar, ne diyorsunuz?
Benim öyle bir isteğim ve ihtirasım yoktur...
Daha fazlası Ada TV’de
Bütün bunları, mülk sorununda Rum tarafının dört önerisini, 1958, 1963, 1974’te Türklere yapılanları, İngiliz oyunlarını, Yunan askeri darbesini, Cumhurbaşkanlığını, AP’de Kıbrıs için ayrılan altı sandalyeyi ve daha da fazlasını ADA TV’de orijinal hali ile izleyeceksiniz. Kaçırmayınız çünkü sohbetimizde çok başka ayrıntılara da girdik… Bu yazıda sadece konuların genel başlıklarını aktarabildik. Bu akşam saat 20.20’de Ada TV’de buluşalım.