Basra Körfezi'nin ağzındaki Hürmüz Boğazı, Orta Doğu'daki petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) üretimini Umman Denizi ve Hint Okyanusu üzerinden dünya pazarlarına bağlıyor.
Dünyadaki günlük petrol tüketiminin yüzde 20'sinin (yaklaşık 20 milyon varil) geçtiği bu stratejik geçitten, özellikle Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Irak, Kuveyt ve İran'ın önemli miktarda petrol ve petrol ürünü taşınıyor. Buradaki sevkiyatın önemli bölümü Çin, Hindistan, Japonya ve Güney Kore gibi Asya ülkelerine gidiyor.
ABD ve İsrail'in İran'a yönelik hafta sonunda başlattığı saldırılar sonrası Hürmüz Boğazı'nda deniz trafiği resmen durdu. İran Devrim Muhafızları Ordusu Genel Komutanı Danışmanı Tuğgeneral İbrahim Cebbari, dün yaptığı açıklamada, Hürmüz Boğazı'nı geçişlere kapattıklarını ve geçmeye çalışan gemilere saldıracaklarını bildirdi.
Hürmüz Boğazı'nın kapanmasıyla Körfez'e ve Körfez'den deniz trafiği dururken, çok sayıda gemi bölgede mahsur kaldı. Tedarikteki aksamalar sonrası küresel enerji tedarikine yönelik endişeler uluslararası piyasalarda keskin fiyat artışlarına yol açtı.
Küresel nakliye ve lojistik sektöründe yaşanan aksaklıklar nedeniyle, büyük nakliye şirketleri savaş riski ek ücretleri gibi acil durum önlemleri aldı ve bu durum maliyetlerde artış baskısı oluşturdu.
AA muhabirinin denizcilik araştırma şirketi Drewry'den edindiği bilgilere göre, Hürmüz Boğazı'nın kapanması sonrası Körfez'e ve Körfez'den deniz trafiğinin durması nedeniyle nakliyecilerin Körfez dışındaki alternatif limanlardan kara taşımacılığı ve yüklemeleri içeren diğer çözümleri aramaya yönlenmesi bekleniyor.
Aynı zamanda, Körfez ülkelerinde hava sahasının da önemli ölçüde kapanması hava kargo operasyonlarını ve mürettebat hareketlerini aksatırken, yeniden açılma için kesin bir zaman çizelgesi bulunmuyor.
Bu nedenle, nakliyecilerin Süveyş Kanalı'ndan geçişleri daha da azaltabileceği ve Ümit Burnu üzerinden yeniden rota belirlemeye öncelik verebileceği öngörülüyor.
Hürmüz Boğazı'na yönelik gelişmeler ışığında kargo sahipleri artan navlun ücretleri, daha uzun transit süreleri, tedarik zinciri gecikmeleri ve ekipman kıtlığı riskiyle karşı karşıya kalırken, yakıt maliyetlerinin de artması bekleniyor.