Bayrakla kavga eden zihniyet!..

Kıbrıs meselesinde yıllardır değişmeyen bir gerçek var: Rum Yönetimi, “çözüm”, “barış” ve “güven yaratıcı önlem” söylemlerini çoğu zaman siyasi baskının yeni ambalajı olarak kullanıyor. Son günlerde Beşparmak Dağları’ndaki KKTC bayrağının kaldırılması yönündeki çağrılar da bunun son örneği oldu.

Kıbrıs meselesinde yıllardır değişmeyen bir gerçek var: Rum Yönetimi, “çözüm”, “barış” ve “güven yaratıcı önlem” söylemlerini çoğu zaman siyasi baskının yeni ambalajı olarak kullanıyor. Son günlerde Beşparmak Dağları’ndaki KKTC bayrağının kaldırılması yönündeki çağrılar da bunun son örneği oldu.
Bir halkın varlığını, tarihini ve iradesini temsil eden sembollere tahammül edemeyen bir anlayışın samimi barıştan söz etmesi mümkün değildir. Çünkü bayrak dediğiniz şey yalnızca bir kumaş parçası değildir; mücadeledir, hafızadır, egemenliktir. Beşparmak Dağları’ndaki KKTC bayrağı da Kıbrıs Türk halkının bu topraklarda bedel ödeyerek kazandığı varoluş mücadelesinin sembolüdür.
Rum liderliğinin bunu “güven yaratıcı önlem” gibi göstermeye çalışması ise oldukça dikkat çekicidir. Güven, bir tarafın diğer tarafın kimliğini silmeye çalışmasıyla değil; karşılıklı saygıyla oluşur. Eğer gerçekten güven oluşturulmak isteniyorsa, önce Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliği ve siyasi varlığı kabul edilmelidir. Ancak Rum tarafının yıllardır sergilediği yaklaşım bunun tam tersini göstermektedir.
Daha da çarpıcı olan ise bir yandan “iyi niyet” mesajları verilirken, diğer yandan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün adını taşıyan cadde isimlerinin değiştirilmeye çalışılmasıdır. Bu sadece bir isim değişikliği değildir; tarihsel hafızaya ve Türk halkının değerlerine yönelik ideolojik bir tavırdır. Atatürk, yalnızca Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu değil, aynı zamanda Kıbrıs Türk halkının özgürlük ve bağımsızlık mücadelesinde ilham aldığı tarihi bir liderdir. Onun adından rahatsızlık duymak, aslında Türk varlığından rahatsızlık duymanın başka bir ifadesidir.
Rum Yönetimi’nin yıllardır değişmeyen temel problemi şudur: Kıbrıs’ta Türk halkını eşit bir ortak olarak görmek istememesi. Bugün bayraktan rahatsız olan zihniyet, dün Türk askerinin varlığından rahatsızdı; bugün Atatürk isminden rahatsız olan anlayış, yarın Kıbrıs Türkü’nün siyasi iradesinden rahatsız olacaktır. Sorun semboller değil, o sembollerin temsil ettiği Türk varlığıdır.
Oysa Kıbrıs’ta kalıcı çözümün yolu baskıdan değil, gerçekçilikten geçer. Kıbrıs Türk halkının devletini, egemenliğini ve kimliğini yok sayan hiçbir yaklaşım başarıya ulaşamaz. Beşparmak’taki bayrak da bu gerçeğin sessiz ama güçlü bir ifadesi olmaya devam edecektir.
Kıbrıs Türkü kendi devletine, bayrağına ve tarihine sahip çıkan bir halktır. Bu nedenle Rum tarafının semboller üzerinden yürüttüğü psikolojik baskı siyaseti sonuç vermeyecektir. Çünkü o bayrak yalnızca dağlarda değil, bir halkın hafızasında dalgalanmaktadır. Bizden söylemesi…
Bu haber 7 defa okunmuştur

:

:

:

: