Zaroğlu yaptığı uzun açıklamada, sosyal medyanın fikirlerin özgürce ifade edildiği bir mecra olması gerekirken, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde giderek vicdansızlığın, iftiranın ve ahlaksız saldırıların merkezi hâline geldiğini savundu. Özellikle sahte hesaplar üzerinden yapılan yorumların toplum üzerinde ciddi bir algı oluşturduğunu belirten Zaroğlu, insanların araştırmadan, sorgulamadan ve vicdan süzgecinden geçirmeden hüküm verdiğini ifade etti.
Sahte profillerin arkasına saklanan kişilerin hiçbir bedel ödemeden insanlara hakaret edip iftira atabildiğini kaydeden Zaroğlu, zamanla bu söylemlerin gerçek kişiler tarafından da normalleştirildiğini söyledi. “Sahte hesapların ortaya attığı yalanlar ve algılar zamanla gerçekmiş gibi kabul edilmeye başlanıyor. İnsanlar da ‘O hakaret ediyor, ben de edebilirim’ anlayışıyla hareket ediyor” ifadelerini kullandı.
Açıklamasında yaşanan sürecin insanlar üzerinde ciddi psikolojik etkiler yarattığını vurgulayan Zaroğlu, kamuoyunda hedef gösterilen kişilerin de bir ailesi, çocukları ve sevdikleri olduğunu dile getirdi. Her ağır sözün ve çirkin iftiranın insanların yüreğinde derin izler bıraktığını belirten Zaroğlu, zor bir süreçten geçildiğini ve hiç kimsenin psikolojisinin “demirden olmadığını” söyledi.
Toplumdaki öfke dilinin giderek büyüdüğüne dikkat çeken Zaroğlu, bir anlık öfke veya kırgınlığın telafisi mümkün olmayan sonuçlara yol açabileceğini ifade ederek, “Bir anlık öfkeyle birisine hakaret etsen, vursan hatta öldürsen; kime yazık?” sözleriyle toplumsal vicdana çağrıda bulundu.
Eleştiri ile hakaretin, özgürlük ile ahlaksızlığın birbirine karıştırılmaması gerektiğini söyleyen Zaroğlu, sosyal medyanın bir silaha dönüşmesi hâlinde zarar görenin yalnızca bireyler değil toplumun vicdanı olacağını belirtti.