Ada TV’ye konuk olan Prof. Dr. Hüseyin Işıksal, Rum basınına 'yeni plan' olarak yansıyan iddialara ilişkin Aslıhan Ünver’in sorularını yanıtladı:
5. Cumhurbaşkanı Ersin Tatar döneminde uluslararası ilişkiler danışmanlığını yürüten Prof. Dr. Hüseyin Işıksal, Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın Kıbrıs sorununa ilişkin yürüttüğü politikayı yerden yere vurdu. Ada TV’da Aslıhan Ünver’e konuşan Prof. Işıksal, “Erhürman’ın dört maddelik müzakere metodolojisi tam bir laf kalabalığı. Hiçbir anlamı yok” dedi.
Prof. Işıksal, şu ifadeleri kullandı:
“Sayın Cumhurbaşkanı, daha önce Sayın Ersin Tatar döneminde ‘Lefkoşa’da uyuşmadan New York’a gitmeye ne gerek var’ dedi ama bugün kendisinin 5+1 için ne kadar istekli olduğunu Holguin’in açıklamalarından görüyoruz.
Ne yazık ki Tatar dönemindeki kazanımlarımızdan son sürat geriye doğru gidiyoruz. Biz yıllarca öğrenilmiş bir çaresizlik içinde federasyonu konuştuk. Ama artık bu değişti.
Sayın Erhürman, hiçbir anlamı olmayan, sadece laf kalabalığı olan dört tane şartı koydu ortaya. Bazı kendisini milliyetçi sanan kesimler de bunu alkışladı. Ama Erhürman, aslında yeniden federal çözümün şartlarını koydu. Federasyon sözünün kullanamayan ama federasyon metodolojisini kullanan bir Cumhurbaşkanımız var. Peki neden federasyon diyemiyor? Çok enteresan.
Erhürman, Türkiye’ye gittiğinde başka, Lefkoşa’da başka, Güney’e gittiğinde başka konuşmayacak. ‘Ben federasyon konuşurum’ diyecek. İçini dolduracak. Ama bunu diyemiyor.
Söylediği siyasi eşitlik ile bizi 70 yıl öncesine götürdü. Çünkü o dönemde Dr. Fazıl Küçük’ün veto yetkisi vardı. Ama Sayın Erhürman bugün ‘bir Türk bakanın onayı yeterlidir’ diyor. Bunu siyasi eşitlik olarak görmek mümkün değil. Eğer Sayın Cumhurbaşkanı’nın kafasında federasyon fikri varsa ve bunu 1960’tan daha geriye götürmek istiyorsa, halka bunu anlatmalıdır. Burada kritik kararlarda, eğer dört bakanımız varsa, ‘hepsinin konsensüsü gerekir’ demeliydi. Tek bakanın onayı bizi azınlık durumuna götürür. Avustralya’da Aborjinlere böyle haklar verildi. Bunun anlamı budur.
İkinci olarak ‘müzakerelerde bir takvim olacak’ deniyor. Bu da anlamsız. Günün sonunda bir referandum istiyorlar. Bu zaten olacak.
Üçüncü olarak ‘daha önce uzlaşılan konuları tartışmaya açmayacağım’ dedi. Bunun üzerine Ledra Palas’taki görüşmelerde Hristodulidis dev gibi dosyayı aldı geldi, ‘bunlar uzlaşılar’ dedi. Hadi bakalım eğer federasyona girdiysen, bu yanlış siyasetin
bedelini ödetirler.
Dördüncü olarak eğer anlaşma olmazsa eski statükoya dönülemeyecek dedi Sayın Cumhurbaşkanı. Ben merak ediyorum kimden rica edecek acaba bunu? BM’den mi, AB’den mi, Rum liderden mi, kimden istirham edecek eski statükoya dönülmeyeceğini.
İşin özeti şudur. Bu dört madde tam bir laf kalabalığıdır. Maksat beş yılı geçirmek, halkı kandırmaktı. Oysa geçmişte beş yıl boyunca bizim dönemimizde kimse bize federasyondan, toprak verilmesinden bahsedemedi. Ama Sayın Cumhurbaşkanı’nın izlediği politika, bizi yine o noktaya getirdi. Rum basınında iddialar asparagas değil, bu insanlar bu haberi uydurmadı. Belli ki Rum lider, basına bu bilgileri sızdırdı. Ateş olmayan yerden duman çıkmaz. Hritodulidis, Erhürman sayesinde siyasi kariyerinin en rahat dönemini yaşıyor. Çünkü Türk tarafı 11 kişi savunma yapıyor, Rum tarafı da gol atmak için saldırıyor.”