‘İnsan Olmak’ başlığı ile bir yazı yazmıştım. Geçen hafta da ‘İnsan Kalmak’ başlığı ile bir başka yazı yazdım.
İnsan doğulur ama insan olunur.
İnsan olmak bir şeyleri, çabayı, bilinci, özveriyi, vicdanı ve sevmeyi bilmeyi gerektirir. İnsan kalabilmek daha zor bir iş. Sizi sarmalına alan birçok olayı gözlemleyip herkesin kolaya kaçtığı bir dünyada insan kalabilmek gerçekten çok zor.
Sınırlı bir yaşan süresince en azından ‘rahat’ yaşamak varken gerekirse ‘huzursuz’ yaşamayı göze almak her babayiğidin harcı değil. Oysa bu dünya ölümlü. Bugüne dek kimselere kalmadı. Kimselere de kalmayacak.
İşte bu nedenle bugün ‘İnsan Olmak’ ve ‘İnsan Kalmak’ yazılarımın ardından bir de şiirimi paylaşmak istiyorum.
Sakın okurken karamsar olduğumu düşünmeyin. Hiç karamsar değilim. Hele de şairin dediği o ‘güzel günleri’ görmeden önce ölmeye hiç niyetim yok. Havada uçuşan füzelerin arasında yer bulursak daha ‘motorları maviliklere’ süreceğim.
Nazım’ı eleştirmek haddim değil. sadece dünyanın ne kadar hızlı değiştiğini anımsatmak istedim.
Vasiyet
bir ağustos böceği düştü önüme
çırpınıp durdu önce
kaçınılmaz denen son
kapısındaydı
ölüm ki kaçınılmazdır
ara sıra
düşer oldu aklıma
korkmam
ama beklemem de ölümü
yaşanacak günlerimiz var daha
yine de bilmenizi isterim
birkaç sözüm var
benden sonra kaçınılmazı yaşayacak
dostlara
ölürsem bir gün ki kaçınılmazdır
çok kalabalık olmasa da olur
toplananlar
gözyaşı dökmesinler istemem
ağlamasınlar da
birkaç kişi beklerim
arkamdan gelen
gelirlerse ne âlâ
olur a işleri çıkar gelmezlerse
canları sağ olsun
sitem de etmem
kırılmam da
ölürsem bir gün ki kaçınılmazdır
eninde sonunda varılacaktır
oraya
istemem
kimse ağlamasın arkamdan
üç beş dost
oturup bir masada
kahve içsinler arkamdan
eğer onlara da uygunsa
bir de zahmet olmazsa
biri bir sevda şiiri okusun
Özdemir Asaf’tan
bir diğeri de hasret şiiri
Ahmet Arif’ten
ölürsem bir gün ki kaçınılmazdır
ben beceremem ellerim titrer
biri bir kâğıda yazsın
sonra ince bir sicimle
assın başıma dikilecek mezar tahtasına
“hoşça kalın dostlarım”
Bugüne de söyleyemedimse
Yine de bilin isterim
sizi hep sevdim
elveda
Şiir de bu kadar. Gidecek olan da belli kalacak olan da.
Ne diyorduk? Gülü verenin elinde az da olsa kokusu kalır.
Hoşça kalın.