Yastığın Altındaki Makas

Oldum olası evde çocuklardan biri hasta oldu mu benim ruh hâlim bozulur. Söylenir dururum. Yalınayak yere basmasından tutun da yediği şeylere dikkat etmemesine kadar suçlayacak bir şeyler bulurum. Aslında öfkem kendimedir.

Oldum olası evde çocuklardan biri hasta oldu mu benim ruh hâlim bozulur. Söylenir dururum. Yalınayak yere basmasından tutun da yediği şeylere dikkat etmemesine kadar suçlayacak bir şeyler bulurum. Aslında öfkem kendimedir.

Hasta olmaktan herkes korkar ama galiba benim kadar değil.

Çocukluğumda en korktuğum şey bademciklerimin şişmesi ve kalçamda kan çıbanı çıkmasıydı.

Bademciklerimin iltihaplanması gençlik yıllarıma kadar sürdü. Sonra bir gün küçük bir operasyonla aldırıp kurtuldum.

Her yıl harnup (harnıp, keçi boynuzu) toplama zamanı ailece Leymosun’a giderdik. Annem, teyzem ve kardeşim Lefkoşa’ya otomobille (otobüs) giderlerdi. Ben de babamla motora biner giderdik. Öğleye kadar bekler, saati geldiğinde Lozan otobüsleri ile yola devam eder öğleden sonra Leymosun’a, halamlara giderdik.

Harnup bahçesi Leymosun köylerinden birinde idi. Şimdi adını hatırlamıyorum ama köy merkezine babamla gittiğimizde duyduğum harnup kokusunu asla unutmadım.
Bahçede uzunca bir süre konaklar harnupları toplar köye götürür sanırım kooperatife ya da şirkete satardık.

Bir defasında dönüşümüzde benim ateşim çıktı. Lefkoşa’ya geldiğimizde, nenemin mutfağında çalıştığı hastanede bana bir iğne yaptılar. Lefke’ye dönüşümüzde annemlerin geleceği otobüsü beklerken ben sündürmede uyumuşum. Uyandığımda her yerim bakla bakla olmuştu. O gün söylenenlere göre ya kanım zehirlenmişti ya da saldıkları iğne alerji yapmıştı. Bilmiyorum ama günlerce çektim.

Kalçalarımda kan çıbanı da çıkmıştı. Oturamıyordum. Dr. Selçuk Bey bir şeyler yaptı. Babam her gün çıbanlarımı pansuman yapıp temizledi. Sıkar, içindeki iltihabı çıkarır, pamukla başka bir yere dokunmadan temizler, kara merhem sürer, kapatırdı. Sonra beni sandalye ile beraber servilerin gölgesine serin esen bir yere oturturdu. Çok zor geçirmiştim.

Bademciklerim şiştiğinde ateşim çıkardı. Kâbuslar görürdüm. Odanın bir köşesinde bir surat görürdüm. Adam dişlerini sıkar, sıktıkça yüzü büyür tüm odayı sarardı. Boğulacak gibi olurdum ama birden yüz patlar binlerce ufak yüz oluşur sonra tekrar bir tanesi dişlerini sıkmaya başlardı. Bu böyle devam ederdi.

Bir defasında annem başıma sirkeli su koyup ateşimi düşürmek isterken uyandım. Uyandığımda kardeşimin üstüme çıkıp sıçradığını söyledim. Bana öyle gelmişti. Kardeşim ne kadar da aksini söylese annem onu döver gibi yapıp arkasına koyduğu kendi eline vurup dövdü.
Gördüm. O an farkına varmadan konuştuğumu anladım ama sustum. Konuşacak hâlim yoktu. Bademciklerimin şişmesinden bu nedenle korkardım.

Üniversite yıllarımda bir hafta sonu Turgutlu’ya teyzemin yanına gittiğimde kendimi çok halsiz hissediyordum. Teyzem sordu ben de söyledim. Kâbus görmekten korkuyordum.

Teyzem:
“Be Caner sen inanmazsın ama ben sana bir şey vereyim, bir dene göreceksin o kâbusları bir daha görmeyeceksin. Sana bir makas vereceğim. Onu yastığının altına koy. Faydası olmazsa bile zararı da yok.”

O kadar korkuyordum ki bu kâbustan, o kadar çok kurtulmak istiyordum ki. İstemiyor gibi yapıp, hadi bir deneyim dedim ve makası alıp yastığımın altına koydum.

O gece rahat uyudum. Ateşim vardı ama Kâbus görmedim. Kuşkusuz aldığım ilaçların da etkisi vardı ama o günden sonra ne zaman hastalanacak olsam yastığımın altına makas koyduğum aklıma gelirdi. Koymadım ama kâbus da görmezdim.

Şimdi düşünüyorum da eğer insan gerçekten istiyorsa beyni ona göre çalışır. Hele bu istenç hastalığa karşı direnmek içinse, beyin direnmeye hazırdır.

Hastalığa karşı beynimizi etkileyebiliyoruz da neden içimize saldıkları korkularla âdeta biz esir alan, başkası yapan yalanlara karşı gerçekten direnmeyi düşünmüyoruz?

Yoksa yalanlara inanmak kolayımıza mı geliyor?

Bu günlük de bu kadar.

Gülü verenin elinde az da olsa kokusu kalır.
Hoşça kalın.

Bu haber 13 defa okunmuştur

:

:

:

: