KKTC’de yıllardır değişmeyen bir tartışmanın içinde dönüp duruyoruz: Sorun hükümette mi, muhalefette mi, bakanda mı, müsteşarda mı, bürokratta mı?
KKTC’de yıllardır değişmeyen bir tartışmanın içinde dönüp duruyoruz: Sorun hükümette mi, muhalefette mi, bakanda mı, müsteşarda mı, bürokratta mı?
Seçimden seçime şoförü değiştirmeyi konuşuyoruz. Direksiyonda kim oturacak, hangi parti hükümeti kuracak, hangi bakan göreve gelecek diye tartışıyoruz.
Oysa Ada TV’de önemli bir tespitte bulunan Prof. Dr. Deniz İşçioğlu’nun otomobil örneği, meseleyi çok daha anlaşılır bir noktaya taşıyor:
“Arabanın motorunda bir problem varsa, şoför ne yaparsa yapsın, şoför kim olursa olsun bir şey değişmeyecek.”
Bu ülkenin en temel meselelerinden biri tam da budur.
Biz yıllardır şoför değiştirerek yol almaya çalışıyoruz. Fakat bir türlü arabanın motorunu açıp bakmıyoruz.
Şoförü değiştirmek yetmiyor
Elbette kötü yönetim eleştirilmeli. Hatalı kararlar sorgulanmalı. Başarısız yöneticiler sandıkta değiştirilmelidir.
Ancak bütün sorunları yalnızca yöneticilerin kişiliğine, becerisine veya siyasi partisine bağlamak, esas meseleyi görmemize engel oluyor.
Çünkü aynı sorunlar, farklı hükümetler döneminde tekrar tekrar karşımıza çıkıyorsa, burada artık kişilerin ötesinde bir problem olduğunu kabul etmek zorundayız.
Elektrik sorunu değişmiyor.
Bürokratik hantallık değişmiyor.
Kamu yönetimindeki verimsizlik değişmiyor.
Plansız şehirleşme değişmiyor.
Trafik güvenliği konusunda yaşanan kronik problemler değişmiyor.
Ekonomide üretim yerine tüketime dayalı yapı değişmiyor.
Eğitim, sağlık, sosyal güvenlik ve kamu hizmetlerinde yıllardır aynı tartışmaları yapıyoruz.
Hükümetler değişiyor, bakanlar değişiyor, müsteşarlar değişiyor; fakat sorunların önemli bir bölümü yerinde duruyor.
İşte burada artık şu soruyu sormamız gerekiyor:
Acaba sorun sadece şoförde mi? Yoksa motor gerçekten arızalı mı?
Bu ülkenin bugün karşı karşıya bulunduğu birçok problemin temelinde sistemsizlik yatıyor.
Bir ülke günübirlik kararlarla yönetilemez.
Devlet mekanizmasının kişilere göre değil, kurallara göre çalışması gerekir.
Bugün ise çoğu zaman kişileri tartışıyoruz.
“Bu bakan iyi mi?”
“Bu hükümet başarılı mı?”
“Başbakan değişmeli mi?”
“Şu bürokrat görevden alınmalı mı?”
Elbette bunların hepsi önemlidir. Fakat bunların üzerinde daha büyük bir soru vardır:
Bu sistem doğru çalışıyor mu?
Eğer sistem doğru çalışmıyorsa, en iyi niyetli yönetici bile bir noktadan sonra sistemin duvarlarına çarpar.
Artık günü kurtarma siyasetinden vazgeçmeliyiz
Dolayısıyla mesele sadece “Kim yönetecek?” sorusu değildir.
Asıl mesele:
“Nasıl yöneteceğiz?” sorusuna verilen cevaptır.
Bu ülkenin bu soruya ciddi bir cevap vermesi gerekiyor.
KKTC'nin artık ihtiyacı olan şey, şoför değiştirme siyaseti değil; motoru tamir edecek bir devlet aklıdır. Bizden söylemesi…