Merhabalar yine sizlere yepyeni bir yaşam hikâyesini anlatmaya özen göstereceğiz.
Bu haftaki konuğumuz bir altın eldiven, Yenicami’nin efsane kalecisi Taner Ulutaş. Onun yaşanmış hayat hikâyesine bir göz atıp sizlerle paylaşacağız.
M.BODUR
Taner Ulutaş 11 Mart 1951 yılında Lefke’de doğar Ancak 9 aylıkken ailesi ile birlikte Lefkoşa’ya göç eder. Kendi değimiyle saçlarını bayazlatana kadar Lefkoşa’da yaşar. İlk, orta, lise tahsilini Lefkoşa’da yapar. İşte anlatacağımız hikâye onun en iyi yaptığı işten yani futbolculuk yıllarından. Şimdi Taner abiye kulak verelim sanırım bize anlatacağı güzel bir hikâyesi var.
T.ULUTAŞ
İlk tahsilimi Lefkoşa’da yaptım. Lise tahsilim Lefkoşa’da oldu. Atatürk İlkokulu, Bayraktar Ortaokulu, Ticaret Lisesi derken işte iktisat ticari ilimler falan sonrasında geldik işe girdik. Uzun yıllar Kooperatif Merkez Bankası’nda çalıştım oradan diğer bankalara geçtim. Akdeniz Garanti olsun, As Bank olsun, Yatırım Bankası olsun, sonra Everest Bankası’nın sigorta bölümünü kurdum. Bu saydığım bankalarda tabiki banka müdürlüğü yaptım. Sonrasında Kıbrıs’ın ilk yerel sigorta şirketini kurdum. İlk yerel sigorta şirketinde genel müdürlüğünü yaptım uzun yıllar.
Sonrasında tabii o işide artık bıraktık. Sonrasında gazeteciliğe tamamıyla önem verdim. Ortam Gazetesi’nin sayfalarında dolanmaya başladık. İlk part time olarak sporla başladım. Sonrasında Haber Müdürü oldum. En sonra Genel Yayın Yönetmeni oldum. Ama bilehare tabii Ada TV’ye geçtim. Star Kıbrıs’ın sporunu yaptık ve şu anda yazarlığını yapmaktayım ama Ada’da programlarlar yapıyoruz sevgili Murat’la beraber “Altın Ayakları” çekiyoruz. İlk önceler tabii bu programın öylesine tutulacağını pek tahmin etmezdim ama bugün bayağı yol kat etmiş, övgü dolu sözler duymak hakikaten gururumu okşuyor. Tarihe ışık tutan böylesine bir programın parçası olmak bana gurur veriyor.
Tabii ki bu saydığım dönemlerde futbolculuk kariyerim de vardı. Yenicami’de futbol oynadım. İşte, Yenicami’nin hemen hemen tüm şampiyonluklarında imzası olan bir futbolcuyum ve Yeni camide şampiyonluklar benimle başladı benimle bitti diyebilirim. En son, Maliye Bakanı sevgili Ersin Tatar’ın başkan olduğu devirde onunla beraber Yenicami’yi bir teknik adam olarakta kupa şampiyonu yaptım. Ve sonra Yenicami’den ayrıldım. Futbolculuk kariyerim esnasında Türkiye Milli Takımı olsun, Genç Milli Takım olsun, İngiliz Ordu Milli olsun veya Türkiye’nin Kayseri, Eskişehir gibi Tarsuz idman yurdu, yine Mersin bölgesinde Türk ocağı gibi, Mersin takımlarıyla karşılaşmalarda bulundum. Transfer olmak için İngiltereye gittim. Birkaç yıldız takımıyla görüştüm hatta transfer işlemlerim de olmuştur o zamanlar biraz dorukta olduğumuz noktalarda. Ancak havası biraz İngiltere’nin... Pek anlaşamadık havası ile geri dönmek durumunda kaldım ve futbolculuk hayatımı Yenicami’de devam ettirdim.
M.BODUR
O dönemde YENİCAMİ fırtına gibi esiyor bileği diğer takımlar tarafından bükülemiyordu. İçerde ve dışarda maçlar yapıyor ülkenin gururu haline geliyordu arka arkaya şampiyonluklar ve kupalar alınıyor futbolcular ve kulüp tarihe geçiyordu.
T.ULUTAŞ
Yenicami’nin 5 şampiyonluğunun yanı sıra hafızam beni yanıltmıyorsa 4 kupa şampiyonluğu ve 50. yıl kupasını kazandık. İşte 50. yıl kupasında Türkiye’de maçlar yaptık. Bunun dışında birçok sayısını hatırlayamayacağım turnuvaya katıldık şampiyon olduk. Spor yazarlığım esnasında birçok kez yılın spor yazarı seçildim. Son olarakta geçtiğimiz gün tekvando, aykido, karete federasyonu bana yılın spor yazarı ödülünü verdi. Bundan tabiki büyük mutluluk duydum. Milli Olimpiyat Komitesinin çok az futbolcuya verdiği yılın spor yazarı ödülünü aldım. Birçok kez makale dalında ve haber dalında yılın spor yazarlığı ödülünü aldım. Bunlar tabiki hayatımın çok önemli noktaları.
Yenicammide oynadığım yıllar çok defalar en az golü yiyen kaleci ünvanını elde ettim. Bir yılda 7-8-9 gol gibi çok az gol yeme şansını yakaladım. Tabiki önümdeki müdafanında Fevzi Abiler, Hasan abilerin, Raif Ertunçların, Salih Sitekkaların bunda çok büyük rolü var kuşkusuz. Yine Sonerin bunda çok büyük önemi var kuşkusuz.
Ama tabiki Yenicami’nin bu parlak döneminde başarılarına imza atmak tabii bir gurur kaynağı. Yenicami’de tabi oynadığım yıllarda çok enterasan, çok ilginç olaylar yaşadık.
M.BODUR
Taner Ulutaş futbol hayatına Günay Caymaz hocayla başlar ancak daha öncesinde onu YeniCami Spor Kulübü’ne kazandıracak çok değerli bir insanla tanışacaktır.
T.ULUTAŞ
Futbol hayatım sevgili Günay Caybaz hocamla başladı. Yenicami’ye ilk Ticaret Lisesinin takımında oynarken Genç takıma seçilmem sonrasında oldu. Genç Millide oynarken Yenicami’de de karşılaşmalar yapmıştık. Çetinkaya ile karşılaşmalar olmuştu. O maçta kalede beni gören Allah rahmet eylesin Mehmet Salih abi kapının önünden geçerken ‘Taner dedi gel bir dakika ‘buyur abi’ dedim. Hangi takımda lisans çıkarttın dedi tabi biz 44. bölükte Mücahitlik yaptığımız için. 44. bölük o zaman bölük maçları vardı. Dışardan spor, antremanlarına inerdik. Bölük maçlarında yer almak için Sevgili Ertuğrul kalecisiydi o zaman, bizimde bölge takımımız vardı mahalli takım gibi onlarda oynardık. Orada kaleciliğe başlamıştık. Bu arada Kaymalı’nında sonraki kulüpler kurulduğunda antremanlarına hafiften inmeye başladıydım ama bize top atan olmadığı için Mehmet Salih abinin bu teklifine sıcak baktım. ‘Yenicami’ye gelirmisin? Dedi bana. Seni gördüm, beğendim’ gelirim dedim. ‘Al bu 2 şilini dedi bana. Atıl Atlastan fotoğrafı çek getir bana hemen, formayada bir imza at tamamdır bu iş’ dedi. Dedim benim param var. ‘daha dedi takıma girmeden, yumurtadan daha çıkartmadan isyanmı başladı. Al iki şilini fotografı çek. Bana getir.’dedi Onu rahmetle anıyorum birkez daha. Gittim fotografları çektim getirdim verdim ve Yenicami’nin o günden sonra lisanslı futbolcusu oldum. Ve ilk rahmetlik Oğuz Karayel’di antrönür. Bahsettiğim 67-68 dönemleri. Ben lise 1, lise 2 falandım ozamanlar. Sonra Mahir Hoca geldiydi. Mahir Hoca daha sonra benim okulda öğretmenim. Ben onun yedek kalecisiydim Mehir Hocanın. Zaman zamanda kaleye geçmeye başladıydım. Ancak Mehir Hoca’nın tayini çıktı. Öğretmendi kendisi. Lefke’ye tayini çıktı. Ben kaleyi devraldım. Ve 3 sene 1. en az gol yiyen Ertuğrul, 2. de ben oldum. Sonra 6-7 sezon üst üste en az gol yiyen kaleci olduk. 10 maç, 9 maç Mustafa egale etti. Sevgili mustafa kaleci. Sonra 10 maça çıkardım bunu. 10 maç üst üste şuanda sanırım bu rekoru kıran bir kaleci yok. Öyle düşünüyorum. 10 maç üst üste gol yememe rekorum var. Ozamanda DİNOZOF İtalya’da üst üste gol yememe rekorunu yapardı. Bizde onu örnek aldık. Yani 10 maç üst üste gol yemedik takım olarak. Ve o yıl şampiyon olduk.
M.BODUR
İşte hikâyemiz başlıyor çok ilginç olmasının yanında bir okadarda enteresan bir olay kolay kolay futbol sahalarımızda göremiyeceğimiz bir durum. Yenicami iki yıl üst üste şampiyon olmuştur. Artık diğer takımlar bu duruma son vermek için değişik veryasyonlar denerler ancak Baf Ülkü Yurdu nun daha değişik planları vardır.
T.ULUTAŞ
2 yıl üst üste şampiyon olmuştuk 2 yılda bu ünvanı başarı ile de taşımıştık. Ancak 2 yılda bir kez Baf ülkü yurduna mağlup olmuştuk. Ki çok ilginç bir şekilde mağlup olmuştuk.
Ertesi sene namağlup olarak Şampiyon yoluna gidiyorduk. Bizi Günay Caymaz hoca şuan Köşklüçiftlikte ozaman Zafer stadı derdik ama tam Osmanpaşa Caddesinin üzerinde şuanda dükkânlar var orda. Bir futbol sahası vardı. Antreman sahası veya golf sahasıda vardı oraya giderdik çok genişti o saha. Orda çalıştırırdı. Zaman zaman da Taksimde.
Anlatacağım hikâye çok ilginçtir ki belki de dünya futbol litaretürüne girecek bir olay.
Baf Ülkü yurduna maç yapmak için gidiyorduk. Baf kendine has bir takımdı. Kendi yerinde kolay kolay maç vermezdi. Rakip sahada belki fazla etkili değillerdi zaman zamanda 8 tane attığımız dönemlerde oldu. Ancak Baf’taki oynadığımız her maçta bize kök söktürürler. Yanız bize değil, bütün takımlara kök söktüren bi ekipti. Böyle bir özelliği vardı. Yerinde kolay kolay bileği bükülmezdi. Bizde o maça çok iyi hazırlanmıştık.
Yolda uzak düşünün eski yolları. Dar, uzun giden yollar. Lefkoşa’dan çıkacaksınız 3 saat boyunca otobüste Bafa gideceksiniz. 3 saat boyunca yolculuk yapacaksınız. Sahaya ineceksiniz, sonra 3 saat geri döneceksiniz. 1 buçuk saatlik maçtan sonra. E tabiki büyük bir yorgunluktu. Biz hazırlandık işte sanırım Limasola girmeden çok güzel bir sahilleri vardı. Orda durduk. İşte o zamanın menümüz ekmek, portakal, yarım bir tavuk kulübümüz bunları sundu. Hepimiz afiyetle yedik. Ama hep kafamızda orda da baf ülkü yurdunu nasıl geçeceğiz? Sorusu. Sahasıda aman aman bir saha değildi. Biz ona kıraç derdik tepenin üzerinde, zemin oldukça sert, bazı yerlerinde kayaları olan yerdi. Ogünkü şartlarda. Baf Ülkü yurduyla maça başladık. Karşılıklı ataklar vardı. Bu ataklardan zaman zaman bizim pozisyon ürettiğimiz anlar vardı. Zaman zamanda onların tabiki.
M.BODUR
İlk yarı 0-0 biter kıran kırana bir maçtır Yenicami ikinci yarıyı nasıl çıkaracağını düşünürken saha içinde ve hakem odasında değişik olaylar gelişmeye başlar orta hakem Güral Mustafa belkide hayatının en stresli maçlarından birtanesini yönetiyordu.
T.ULUTAŞ
İlk yarı 0-0 bitti. İlk yarı bittikten sonra işte herkes dinlendi. Hocalarımız bize taktiklerini verdi. Sahaya çıktık orta hakem Güral Mustafa idi o zaman hiç unutmam. Yan hakemde Derviş abi idi. Derviş Şekerci. Tabi bu arada maç öncesinde sancaktar geldi. Hakemlere ‘bu maçtan Baf Ülkü yurdu mağlup çıkmayacak. Puan ve puanlarla çıkacak ona göre’ gibi sert emirler, verdi ‘unutmayın bugün Baf puan almak durumunda’ dedi. Tabi hakemler baktık biraz bozuldu, sarardı, morardı Sancaktar nihayet bölgenin mülkü amiri. Maç başlatı. İlk yarı 0-0 bitti. İkinci yarı başladı 10-15 dakika bir düdük sesi duyduk Dedik ne oluyor, falan. Orta hakemin yanına gittik ‘ne oluyor falan’ dedik. 10 dakika ara dedi bize. Ya dedik ’15 dakika evvel biz devreyi bitirdik. Nerden çıktı bu 15 dakika ara maç oynanırken? Dünyanın hiç bir yerinde görülmemiştir’ 15 dakika ara dedi. Olur, mu böyle bir şey dedik. Neyse Derviş Şekerci koşarak geldi, bu arada sancaktar geldi. ‘Bu maç bitecek. Bu maçtan puan alamazssa Baf Ülkü Yurdu bilmem artık. Görürmüsünüz bu seyirciyi? Bu seyicinin elinden bende kurtaramam sizi’ falan böyle bir nutuk dinledik. Biz dedik ki ‘ne oluyor Komutanım. Biz buraya maç yapmaya geldik, savaş yapmaya değil. Bu söylemlerede gerek yok.’ İşte ben söylerim dedi falan çıktı tabi komutan. Neyse Güral başlattı oyunu orta hakem, Derviş Şekerci ben sana yardım edeceğim dedi. Merak etme dedi. Hiçbirşey olmayacak Güralcım.
Tabi bu arada Güral a baktık bulli gibi titrer. Gittik sakinleştirdik dedik ‘ya bu maç bitecek. Biz zaten deplasmanda oynarık’ neyse maç başladı 84. dakikaydı top taça çıktı. Biz avut derdik o zaman. Tacı sevgili Cemal kullandı. Fevzi abiye verdi. Fevzi abi geri pası yaptı bana. Ozaman geri pas kaleciye verilirdi ben aldım topu ve hemen tabi biz artık 0-0 bitsin 1 puan alalım. Ozaman 2 puandı. Ve geri dönelim Lefkoşaya hesapları yaparız. Zaten puan farkıylada liderdik. Onun için bir zararla giderik. Ansızın bu düşünceler içerisinde paslaşırken Fevzi abi bana verir ben tekrar Fevzi abiye verdim. Tekrar bana ver derim ki zaman kazanalım.
M.BODUR
Maç geldi 88. dakikaya dayandı Yenicami vakit geçirmek için al gülüm ver gülüm yaparken Hakem Güral Mustafa bıçak sırtındadır maç bitmek üzeredir bir şeyler yapması lazımdır Yenicami’nin hata yapmasını bekler oda olmaz. Ve artık dayanamaz ansızın düdüğüne asılır.
T.ULUTAŞ
Bir düdük sesi duydum. Ne olur gibi baktık. Penaltı Der yanımda biri yok. Ne biri bana ne ben birine vurdum. Topa elledin dedi bana. Peki dedim ellemeyecekmiydim topu. Güral, hayır ellemeyecektin. Hocam ben topa elleyebilirim. Kaleciyim. Yenicami’nin kalecisi Taner, topa elleyebilirim. Alırım elime elimle top ile oynarım, ayağımlada oynarım. Bunda bir sakınca yok. Bu futbolun temel kurallarıdır hocam. Hayır dedi bana elleyemen. Peki, niçin elleyemem? Çok konuşma topa elledin pennaltı. Atarım dışarı dedi bana. Peki dedim. Birde kırmızı kart yemiyelim dedik. Böyle Baf’ın tarafındaydı bir denize doğru var birde şehrin içine doğru kale vardı. Hemen kalenin arkasında da teller yükselirdi. O zaman tabi mücahit var inzibat vardı zannederim geçmiş gün. Takorof elinde kurar ‘seni vuracağım. Bu pennaltı gol olacak’ dedim çevir oyanıda patlayacak dedim. ‘Bu gol olacak, anlamam. Yine biz geçtik kalemize. Cemal abiydi kusara bakmasın biz Cemal Arap derdik. Hemen sağımdan öyle köşeden penaltıyı kullandı biraz tokatladım topu ama malesef golü yedik. Tabi biz hemen Güral’ın üzerine koştuk ya dedik böyle bir penaltı olamaz? Dur dedi. Elleyemezsiniz topu. Peki, bu dakikadan sonra ne ile tutacağım topu dedim. Bana söyle nerem ile tutacağımı söyle? Geç kalene dedi. Ben anlamam dedi. Penaltı penaltıydı.
M.BODUR
Sonunda Gol oldu Baf Ülkü Yurdu öne geçti gol nekadar şaibeli de olsa buna kimse aldırış etmiyordu iki yıldır yenilmeyen bir takım son dakikalar ve siz 1-0 öndesiniz tribünler coşku içinde hemen beyaz çarşafları çıkarıp üzerine kırmızı boya döküp tellere asarlar. Bunun ne anlama geldiğini biz söylemeyelim siz zaten ne anlama geldiğini biliyorsunuz.
T.ULUTAŞ
Neyse kalan 2 dakika da hemen beyaz çarşaflar çıktı. Baktık beyaz çarşaflar üzerinde kırmızı boyalar döküldü tellere asıldı beyaz çarşaflar kırmızı üzeri boyanmış. Bir iki atak geliştirdik sanırım geçmiş gün Zihni abinin öyle bir fırsatı vardı olmadı. Zaman zaman düdükler çaldı. Akınlar bitti. Maç bitti 1-0. tabi biz 2 seneden sonra namağlupluğu kaybettik. Yine o sene şampiyon olduk. Ama bir tek mağlubiyetimiz vardı Baf Ülkü Yurduna karşıydı. 1 penaltı golü ile. Ve bir kalecinin topu ellemesi sonrasında verilen bir penaltıydı.
Tabi yıllar geçti sonra ben Merkez bankasında idim birgün biri geldi. Tanıdık bir sima idi. Taner dedi bana. Buyrun dedim. Beni hatırladın mı? Sizi hatırlıyorum ama çıkaramadım dedim.
Ben dedi Baf sancaktarı. Geçmiş gün adını unuttum. Ha komutanım falan dedim. Hatırlarmın o 1-0’ı dedim. Hatırlarım dedi bana. Peki, komutanım dedim sizce doğrumuydu. Sahaya gidip hakemi etki altına alıp bir kalecinin topu ellemesi sonrasında verilen penaltı sizce doğrumuydu? Dedim.
Bana dedi bak Taner, biz o bölgenin komutanlarıı bölge insanınıza birşeyler vermemiz gerekir. Örneğin Baf çok ücra bir köşe orda bir kanton oluşmuş. Türkler orda her türlü şeyden yoksun. Ve tek aktiviteleri futbol heyecanı. Ve Yenicami gelecek yeni camiyi görecekler. Çetinkaya gelecek Ozaman devrin efsane takımlarından onu görecekler. Dolayısı ile bu takımlara karşı alınacak bir galibiyet onları son derece motive eder. Ve sizi mağlup ettikten sonrasında yaşanan memnunluğu sen tahmin edebilirmin? Tahmin edebilirim dedim. Hayır, tahmin edemen dedi bana. Çok görkemli şeyler oldu. Halk kaynaştı günlerle o macı konuştu. Yenicami’nin namaglûp unvanını 2 seneden sonra silmelerini konuştu. Yani ben o halkı kol kola getirdim. Bir futbol macı ile o birlikteliği sağ ladım. Benimde zaten bu görevimdi dedi. Siz mağlup olmakla onu tattırdınız dedi. Onun için dedi hala daha aynı şey olsa aynı şeyi yapardım.
Düşündüm aslında futbol adına doğru olan şey değildi ama kantonda yaşayan bir bölge insanını memnun etmek belkide doğruydu diye düşünüyorum. Belkide sancaktar doğru olanı yaptı ama maçtan sonra ilginç olay yaşadık.
İşte Derviş abinin bir küçük arabacığı vardı. O arabayla gelmişlerdi Baf Ülkü yurduna biz kaplumbağı derdik o arabaya. Bizim çokta ateşli taraftarımız vardı o zaman nereye gidersek otobüsler dolusu giderdik. Ve bugün Türkiye maçlarında gördüğünüz o kalabalık hiç aratmazdı bir Çetinkaya bir Yenicammi maçı. Ve gidip Gâvur Kayası deriz biz gavır taşının yanında yolu kestiler. Tabi hakemler giyenecek, duşunu alacak çıkacak. O süre içinde bizim taraftar hemen hareket etti. Yolu kestiler. Hatta o maçta eskortla beraber Rum bölgesine kadar Türk bölgesini geçtiler. Biz otobüsle tabi yola çıktık. Bir süre sonra bizde gâvur taşına geldiğimiz zaman bir baktık yol kesilmiş taraftar arabayı devirmek için uğraşır Gürol a çık dışarı. Linç edecekler. Hemen inip müdahale ettik. Dedik ki yapmayın bu maç bitmiştir. Biz raporlarımızı vereceğiz. Taraftarımız sakinleşti. Gürol dedi tamam ben hakemliği bırakıyorum raporumu yazacağım. Nasıl olduğunu, nasıl etki altında kaldığımı futbol federasyonuna bir rapor halinde sunacağım. Merak etmeyin. Maç tekrarlanırsa oynayacağız. Tekrarlanmasada artık olan oldu dedi. Neyse yatıştı taraftar. Onlar devam etti yoluna bizde hemen onların arkasından otıbüsle onları takip ettik. Hakikaten Güral sözünü tutu. Lefkoşa’ya geldiğinde raporuna detaylı bir bilgi verdi. Sonra zaten ben Güral Mustafa’yı sahalarda görmedim. Sonra rahmetlik olduğunu duydum allah rahnmet eylesin. Ama sanırım dünyada ilk ve tek kaleci topu ellediği için penaltı düdüğü çalan bir maç tek bu olsa gerek.
M.BODUR
Gördüğünüz gibi ozamanın sancaktarı halkın birliğini ve bütünlüğünü sağlamak için bu tür işlere girişebiliyorlarmış o gün için yanlış olan bugün için doğru bir davranış veya aklın bir oyunu diyebiliriz. Kural hatası olsa da tatlı bir anı olarak kaldı. Ancak ülke futbolu o başarılı yıllarını mumla arıyor şimdi. Nerden nereye geldik. Kıbrıs Türk Futbolu başladığı noktada değil artık.
T.ULUTAŞ
Kıbrıs futbolunun başladığı ve geldiği noktayada değinirsek, hakikaten belki herkes eskiyye rağbet olsa bitpazarına nur yağardı der ama ben işte biraz eskilerden dem vurdum. Yani nostalji yaparak o bit pazarına nur yağdıracağım. Hakikaten bir zamanlar oynadığımız türkiye milli takımı geldiğindeki çok ünlü isimler vardı. Ancak kafa kafa oynayabiliyorsanız ki sizi bir penaltı golü ile veya bir golle yenebiliyorsa genç milli ki ozaman Vedad Okyarlar vardı Beşiktaş ın efsane futbolcusu. Allah rahmet eylesin oda rahmet istedi. Ünlü isimlerin olduğu genç milli takımı 2-1, 1-0 gibi yenebiliyorsanız ne bileyim İngiliz ordu milliye karşı kafa tutabiliyorsanız ve 4-1 lik bir skorla ayrılabiliyorsanız galibiyetle bizim takımlarımız örneğin MTG YAK ÇTSK olsun mesela GÖNYELİ olsun MTG- GÖZTEPE yi 3-0 yenebiliyorsa futbolumuzun zamanki durumu çok daha belirgin bir şekilde ortaya çıkar.
Örneğin İngiliz ordu takımı Rum karmasını 7-0 lık net bir skorla yenmişti ardından bir havayla Türk tarafına geçti ozaman derdi Rum a 7 atdık sizin takım bakalım kaç tane yer diye alay ederlerdi.ardından maça çıktık ve güzel bir oyundan sonra ingiliz ordu takımını 4-0 la uğurladık.Bu mağlübiyeti hazmedemediler rövanşı istediler.O zaman bizi alıp Limasol daki Avro üssüne götürdüler orda güzel bir çim saha vardı.O maçtada bizi yenemediler ve 1-1 berabere kalarak rövanşı vermedik.İşte böyle başarılı günlerden bu günlere geldiğimizde Milli takımımız Türkiye nin vasat bir takımı karşısında bugün ne yapar acaba.Aynı zamanda o günlerde her takımın 5 ya da 6 tane yıldız futbolcusu vardı top cambazı top virtüözü sağlam futbolcular vardı.Günümüzde şimdi saysanız bu sayı kaçtır acaba yıldız diyebileceğimiz ya 1 ya da 2 tane isim sayabilirsiniz.İşte eskiden bu yetenekleri Rum kendi takımlarına katmak için yarışırlardı umulmadık vaatlerde bulunurlardı sağlam para öderlerdi Türkiye nin üst düzey takımlarına transfer olan arkadaşlarımız vardı.Bende oynadığım dönemlerde bir çok takımdan teklif almıştım rahmetli Sabri Kiraz o dönemde Kayseri nin başındaydı Veli abiye Salih’e bana teklif yapılmıştı Mersin’den teklif aldım.Ancak günümüze baktığımızda yapılan okadar çok hata ve yanlış varki biraz dıştaki siyaset ve içerdeki beceriksizliğimiz bizi buralara getirdi. Bugün futbol bitmedi gerçi ama o üst düzeyden şimdiki düzeye geldi bir başka değişle “PRÜMİER LİGDEN BTM” ligine düştü futbolumuz demekten kendimi alamıyacam.