Ban istediğini aldı: BM köprü kurucu öneriler sunacak, uluslar arası konferansın yolu açıldı
BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon, Cumhurbaşkanı Dr. Derviş Eroğlu ve Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas’ın Cenevre’de gerçekleştirdiği üçüncü üçlü görüşme Rum gazetelerine manşetten girdi ve ilgili haberler geniş yer buldu.
Fileleftheros “Downer’ın Elinde… Cenevre: BM’den Köprü Kurucu Öneriler Uluslar Arası Konferansın Yolunu Açtı” başlıklı manşet haberinde BM tarafından şekillendirilen eylem planının tamamen uygulamaya konulduğunu, liderlerin; Genel Sekreter’in ve Kıbrıs grubunun (Downer ve Pascoe) son dönemde hazırladıkları senaryo temelinde ilerlenmesine yeşil ışık yaktıklarını yazdı. Haberde Cenevre’de dün gerçekleşen görüşmede prosedürün, yeni bir üçlü görüşmenin yapılacağı ekim ayı sonuna kadar yoğunlaştırılmasının kararlaştırıldığını verildiği, Kıbrıs sorununda uluslar arası konferans mı çağrılacağı yoksa çıkmaz mı ilan edileceğine ekim ayı sonunda yapılacak dördüncü üçlü görüşmede karar verileceği kaydedildi.
BM İSTİYORDU, RUM KARŞIYDI: BM’nin, baştan beri istediği ancak Rum tarafının kabul etmediği şeyi; anlaşmazlıklar bulunan başlıklar için köprü kurucu öneriler sunmayı, dün elde ettiği yorumunu yapan gazete “Uluslar arası konferans çağrılması ilerlemeye ve kaydedilecek görüş birliklerine bağlı olacak. Görüşme sonunda yapılan açıklamadan; Kıbrıs sorununun iç yönlerinde anlaşma olmayacağı ve uluslar arası yönlerinin de çok taraflı konferansta görüşüleceği ortaya çıkıyor” ifadelerine yer verdi. Haberi iç sayfasında “Genel Sekreter İstediğini Aldı, Her Şeyi Downer’a Verdiler” başlığıyla devam ettiren gazete özetle şunları yazdı: “Prosedürün, şu veya bu şekilde (çözümle veya çözümsüz) tamamlanma yörüngesine girdiği ve zaman sınırının da Kıbrıs’ın AB Dönem Başkanlığının başlayacağı 2012’nin ikinci yarısı olduğu açıktır. Bütün ana konuların dönem başkanlığından önce tamamlanması gerekiyor. Dünkü üçlü görüşme son dönemlerde BM’nin planlamalarıyla ilgili dolaşan senaryoları doğruladı. Sonlandırıcı takvimlerden ısrarla kaçınılmasına rağmen BM dün daha çok; başlangıcı ve sonu olan bir eylem planı sundu. Zorlukların ve gerginliklerin aşılması ve momentumun korunması için bir kez daha yapıcı belirsizlik uygulandığı ortadadır.
KIBRIS ŞU ŞEKİLDE ŞEKİLLENİYOR: Yapılan açıklamadan ve görüşmeden ortaya çıktığı üzere Kıbrıs sorununda şu sahne şekilleniyor:
1-Yoğunlaştırma Ekim ayı sonuna kadar ilk aşamayı teşkil edecek. Her halükârda Eroğlu ve Hristofyas iki gün bir araya gelerek bütün konuları müzakere edecek. Genel Sekreter, Güvenlik Konseyi’ne sunacağı ve kaydedilen ilerlemeyi, görüş birliklerini ilan edeceği ve ardından da sorumluluklar yükleyerek; uluslar arası konferans çağrılması olacak ikinci adıma geçilecek olan yeni raporunu baskı unsuru olarak kullanıp müzakerecilere, bütün başlıkları tamamlamaları için zaman verdi.Başkan Hristofyas görüşme sırasında müzakerelerin ‘bugünkü gibi’ değil özlü olmasını istedi, Downer de bu teze katıldı.
2-Downer’ın baştan istediği ve Lefkoşa’nın reddettiği şey kabul edildi. BM, köprü kurucu öneriler sunarak rolünü yükseltecek. Hakemlik yapmayacak ancak buna atıfta bulunacak şekilde, bir çeşit müdahil oluşu olacak. Müzakerelerin Kıbrıs aidiyetine ve BM’nin müdahalelerinin bunu değiştirmeyecek ölçüde olacağına; Lefkoşa’yı yatıştırmak için atıfta bulunuldu.
3-Uluslar arası konferans çağrılması, kaydedilecek ilerleme ve görüş birliklerine bağlı olacak. Ancak açıktır ki bu konuda su, yoluna girdi. Yani; Kıbrıs sorununun iç yönlerinde anlaşmaya varılmasından sonra dış yönlerinin çok taraflı konferansta görüşülmesi diye bir şey olmayacak. Görüş birlikleri saptanacak ve uluslar arası konferansta bütün ana başlıklar (görüş birliği sağlanmayacak olanlar) ele alınacak. Genel Sekreter’in söylediği üzere (görüş birlikleri ile) ‘nihai bir uluslar arası konferansın’ gerçekleştirilmesi yolu açılacak. Konferansın oluşumuna (katılımcıları) atıf yapılmıyor.
4-Lefkoşa’nın; müzakerelerin zeminine ilişkin saptamadan memnun göründüğü aşikardır. Edindiğimiz bilgilere göre Ban tarafından okunan açıklamanın, yemekte ortaya konulan ilk taslağında zemin meselesi belirsiz olarak nitelendiriliyordu. Başkan, tek egemenliği ve tek uluslar arası temsiliyeti olan çözümün tarif edildiği 1251 (1999) sayılı karara atıfta bulunulmasını önerdi. Eroğlu tepki gösterdi ve ‘ilgili kararların tarif edildiği anlaşma parametrelerine’ ifadesi üzerinde uzlaşıldı. 2151 sayılı kararın, her şeyin masada olduğu fikrini gündeme getiren 1250 sayılı kararla aynı gün alındığına dikkat çekiliyor.
5-Kıbrıs Rum tarafı Talat döneminde var olan ve Eroğlu’nun olumsuz tavır sergilemediği görüş birliklerine ilişkin taahhütler konusunu ortaya koydu. Ancak bu, pratikte kabul edildiği anlamına gelmiyor.”
Gazete haberinin “Kıbrıs Sorunu Ekim Yolunda… Görüş Birlikleri, Yeni Görüşme ve Uluslar Arası Konferans” başlığıyla ayırdığı bölümünde Ban Ki Moon’un görüşme sonrasında okuduğu açıklamaya yer verdi.
’Türk tarafının önerisi içeriksiz’
Gazete “Daha Önce Hiç Olmayan Toprağa İlişkin Etki Yaratma Hareketi… Görüşmenin Türk Aracıları Tarafından Bilgi Sızdırıldı” başlıklı haberinde ise üçlü görüşme devam ederken Türk tarafının bir bilgi sızdırdığını ancak daha sonra bunun “içeriği olmayan bir etki yaratma hareketi olduğunun görüldüğünü” savundu.
Ne verdiler, ne aldılar
Rum Politis gazetesi, “Ne Verdiler, Ne Aldılar… Genel Sekreter BM’nin Sabrının Tükenmekte Olduğunu İletti” başlıklı haberinde dünkü görüşmede resmi bir al-ver olmamasına karşın varılan anlaşmadan, her iki tarafın da bazı noktalarda kazanıp, bazı noktalarda kaybettiğinin açık olduğunu yazdı. Gazete görüşmeden Rum tarafının kazançlarının; Kıbrıs Türk tarafının Kıbrıs sorununun bütün başlıklarını müzakereye açmak ve bunları; tek egemenlik, tek uluslar arası temsiliyet ve tek vatandaşlık zemini üzerinde yürütmek zorunda olması olduğunu, bütün başlıkların açılmasının da Rum tarafının talebi olan, başlıkların dolaylı yoldan birleştirilmesini gündeme getirdiğini vurguladı. Cumhurbaşkanı Eroğlu’nun “sadece verecekleri olan başlıklara girmek ve Talat döneminde Yönetim başlığında varılan görüş birliklerini yeniden teyit etmek zorunda olduğunu” savunan gazete köprü kurucu öneriler sunacak olmasına rağmen Ban’ın prosedürün Kıbrıs aidiyeti atfını da Rum tarafının kazançlar hanesine ekledi.