Bu yıl 3. kez düzenlenen ve geleneksel bir duruma gelen Malyalıların Malya’da buluşmasına katıldım ben de.
Önceki gün yani 11 eylül cumartesi gerçekleşen etkinlik oldukça iyi organize edilmiş.
Kıbrıs’ın kuzeyinden giden yaklaşık 250 Kıbrıslı Türk ile Kıbrıs’ın güneyinden ve özellikle Malya köyünden katılan eş sayıda Kıbrıslı Rum Malya köyünde geleneksel kültürlerini canlı tutup yaşatmaya ve yeni nesillere aktarmaya çalıştılar. Ağırlıkla üretime dönük olarak sunmaya çalıştıkları geleneksel ve ortak kültürel değerlerin yanı sıra her iki toplumdan katılan sanat derneklerinin müzik ve halk oyunları tarzında sundukları ortak gösteriler, sahip olunan ortak kültürel değerlerin zenginliğini de bir kez daha tüm katılımcılara yaşatmış oldular.
Kıbrıslı Türklerin küçük bir bağ kiralayarak bakımını üstlendikleri ve bağ bozumunu etkinliğe katılan Kıbrıslı Türklerle birlikte yaptıkları etkinlik oldukça güzeldi. Kendi bağlarından hep birlikte topladıkları üzümleri katılımcılarla da paylaşmaları, toplanan üzümlerin geleneksel yöntemlerle ezilmesi ve üzüm suyundan şıra çıkarılıp paluze yapılması, diğer taraftan da üzüm suyunun gün boyu kaynatılarak büyük bir ımbıktan süzerek elde ettikleri zivaniyanın yine etkinliğe katılan herkese tattırılması ve paylaşılması, benzer bir biçimde Malya üzümünden elde edilen nefis şarapların katılımcılara büyük fıçılardan ikram edilmesi oldukça güzel olaylardı.
Malya köyü güneyde kalan diğer birçok köyümüz gibi üretime önem veren ve kültürel değerlerini üretime olan bağlılıkları ile zenginleştiren, elde ettikleri ürünlerini topluca değerlendiren ve bunu da bir ortak zenginlik olarak gören Limasol kazasına bağlı önemli köylerimizden biriydi.
Malya köyü en son 1974 itibarı ile yaklaşık olarak 500 Kıbrıslı Türk ile 100 Kıbrıslı Rumun yaşadığı ve Kıbrıslı Türklerin oldukça varlıklı oldukları zengin bir köyümüzdü. Malyalı Kıbrıslı Türkler 1974 sonrası oluşan fiili durumdan ötürü liderler arası varılan “nüfus mübadelesi” mutabakatı gereği Kıbrıs sorununa bir çözüm bulunana değin diğer Kıbrıs’ın güneyinde yaşayan Kıbrıslı Türkler gibi Kıbrıs’ın kuzeyine getirilmişler ve ağırlıkla da Omorfo’nun (Güzelyurt) Prasyo köyüne (Aydınköy) yerleştirilmişlerdir.
Toprağa ve üretime bağlı bir köyden gelen Malyalılar yerleştirildikleri Prasyo’da da üretime önem vermişler ve Kıbrıslı Rumlardan kalan Narenciye bahçelerine en iyi şekilde günümüze kadar bakmışlardır. Elbette yeni yerleştirildikleri yerde de birçok yeni kültürle tanışan ve yeni kültürler kazanan Malyalılar yüzlerce yıllık bir miras olan öz kültürlerini yaşatmanın önemini hiç unutmamışlardır.
Cumartesi gün 3.sü gerçekleştirilen etkinliği başından beridir her türlü zorluğu aşarak toplumların kaynaşması ve geleneksel kültürlerini yaşatarak yeni nesillere de aktarabilmesi amacı ile düzenleyen Organizasyon Komitesinin Kıbrıslı Türk sorumlusu Sayın Şevki Meteci ile Kıbrıslı Rum sorumlusu Malya köyü muhtarı Yorgo bana göre çok anlamlı ve önemli bir iş başarmaktadırlar.
Bu etkinlik yalnızca geçmişte kalan kuru bir nostaljiyi değil, çözüm ve barışla birlikte küçücük adamızda ortak kültürel değerlerimizi yaşatabileceğimiz ve toprağından suyuna, doğal kaynaklarından soluduğumuz havaya, doğamızdan tarihsel mirasımıza kadar her şeyi birlikte paylaşabileceğimizi ve bunun ne denli önemli olduğunu da bir kez daha toplumların kendileri tarafından birlikte gözler önüne serilmiştir.
Bir tarafta Kıbrıs sorununa çözüm bulunması amacı ile sürdürülen görüşmeler sürerken esasen barışı yaşayacak ve tesis edecek olan toplumların bu türden etkinlikleri kanımca en az çözümün kendisi kadar ve hatta daha da fazla bir öneme sahiptir. Bu yüzden bu etkinliğin gerçekleşmesini sağlayanlar yanında katılımları ile etkinliği canlı ve yaşanılır kılan herkese teşekkür eder ve yüreklerini yüreğimle alkışlarım.