Kaotik gelişmeler

Son günlerde karşılıklı demeçler ve atılmakta olan adımlarla giderek daha da karmaşık hale gelen Kıbrıs’ın çevresindeki olası petrol ve gaz rezervleri konusu kaotik bir ortamın oluşmasını tetikliyor.

Son günlerde karşılıklı demeçler ve atılmakta olan adımlarla giderek daha da karmaşık hale gelen Kıbrıs’ın çevresindeki olası petrol ve gaz rezervleri konusu kaotik bir ortamın oluşmasını tetikliyor.

Anımsadığım kadarı ile 2002 yılında KKTC ile TC arasında imzalanan ekonomik münhasır bölge anlaşması ve bunun ardından Kıbrıslı Rumların Kıbrıs Cumhuriyeti adına Mısır ile benzer bir biçimde ortak ekonomik münhasır bölge ilan ettiklerinin açıklanması dah o dönemlerde Türkiye ile Mısır arasında geçici de olsa bir polemik konusu olmuş ve Mısır daha ileri bir adım atmamıştı.

Bunların ardından Türkiye ile KKTC arasında 2005 yılında da bir kıyı anlaşması imzalandığını anımsıyorum. Bunu takiben Kıbrıslı Rumlar bu kez de 2007 yılında Lübnan ile ekonomik münhasır bölge ilan ediyorlar ancak Türkiye bunun da kabul edilemeyeceğini uluslar arası topluma bildiriyor. Bu durumun ardından KKTC Cumhuriyet Meclisinde kabul edilen bir yasa ile TC ile imzalanan ekonomik münhasır bölge kararları kabul ediliyor.

Bu olayların ardından bilindiği üzere Davos’ta yapılan toplantılarda Erdoğan’ın İsrail ile yaşanan “one minute” krizi ve bundan bir süre sonra İsrail Dış İşleri Bakanı’nın TC Büyükelçisi ile yaşadığı “koltuk seviyesi” krizi TC ile İsrail arasında gerginlik yaşanmasına neden oluyor.

Son olarak da geçtiğimiz yıl Gazzedeki İsrail ablukasını insani yardımlarla kırmak isteyen ağırlıkla Türk gönüllülerden 9’unun İsrail askerleri tarafından şehit edildiği “Mavi Marmara” olayı yaşandı ve bu durum Türkiye ile İsrail arasındaki gerginliğin tırmanmasına neden oldu. Türkiye İsrail’in özür dilemesini bekler ve Gazze’deki ablukanın da kaldırılmasını talep ederken, İsrail diğer bir taraftan Kıbrıslı Rumlar ile ekonomik münhasır bölge ilan ettikleri 12. Parselde NOEBL enerji ve petrol şirketi ile gaz arama amacı ile sondaj çalışmalarına başlayacaklarını ilan ediyorlar.

Geçtiğimiz haftalarda BM Güvenlik Konseyinin aldığı bir karara dayanarak İsrail de Türkiye’den özür dilemeyi reddediyor ve aylardır giderek tırmandırılan sondaj çalışmalarına 1 Ekimde resmen başlayacaklarını açıklıyor.

Bu yeni durum 3 yıldan beridir sürdürülen ve Ekim sonunda BM Genel Sekreteri ile Kıbrıslı liderlerin buluşacağı ve uluslar arası bir konferansın dahi önünü açması beklenen süreci giderek germeye başlıyor.

Şimdilerde KKTC ile TC arasında bir Kıta Sahanlığı anlaşması gündeme geliyor tüm bunların üzerine ve TC Başbakanı Sayın Erdoğan New York’a hareketi öncesinde “muhtemelen biz de bu hafta KKTC sularında sondaj çalışmalarına başlayabiliriz” açıklamalarını yapıyor.

Çok detaya girmeden kısaca son yıllarda gaz ve petrol konuları ile birlikte yaşanan bazı gelişmeleri anımsatmak istedim.

Ve bir kez daha altını çizerek hem Kıbrıslı Türklerin “özne olma” ve gelişmelerin dışında kalmamasının önemini vurgulayarak müzakere sürecinin önemine ve “Birleşik Federal Kıbrıs” çözümünün ne kadar önemli ve ivedi olduğuna dikkat çekmek istedim.

ÖZGÜR VE ÖZNE OLABİLME MÜCADELESİ

Ünlü filozof Plato diyor ki:
“Kendini yönet, dünyayı yönetecek gücü bulabilirsin”.

Bir çok anlam yüklü bu ifadede. Kendini yönetmek aslında belki de her şeyin başlangıcı.

Biz Kıbrıslı Türkler de yarım asırdır kendi kendimizi yönetmek uğruna ne mücadelelerden geçip bu günlere geldik. Halen de esas mesele bu bence. Kendi kendimizi yönetmek ve kendi kararlarımızı demokratik süreçlerle kendimizin alması. Burada özne olması gereken Kıbrıs Türk halkının tam da kendisidir. Ne güneyimiz ne de kuzeyimiz kendi toplumumuzun önüne geçerek kendi kaygılarının öne çıktığı kararları alarak bizleri bu kararlara uymamız konusunda yönlendiremezler. Koşullar ne olursa olsun unutulmamalıdır ki hiçbir şey bizlerin özgürlüğünden daha önemli değildir. Özgürlük, uğrunda ölünebilecek en önemli “leyladır” diyebiliriz. Abraham Lincoln asırlar önce “güvenlikleri için özgürlüklerinden feragat edenler bir gün ikisini de kaybederler” diyerek özgürlüğün hiçbir şeye değiştirilemeyeceğinin altını kalın çizgilerle çizmişti. Kıbrıs Türk halkı da bugün ne 3-5 kuruş daha fazla para alabilmek, ne bireysel olarak AB vatandaşı olmak, ne de güvenliğinin sağlanması adına sahip olduğu en büyük erdem olan özgürlüğünü ve özgürlük mücadelesini terk etmeyecektir.


Bu haber 106 defa okunmuştur
  • ABD EMPARYALİZMİ EMİN GİRİTLİ  LEFKOŞA - 22.09.2011 SAYIN HOCAM HEPSİ GÜZEL DE ESAS FOTOĞRAF ABD'NİN ORTA DOĞUDA IRAKTA,CEZAYİRDE,LİBYADA,VE SURİYEDE YAPTIKLARI ORTADA,BİR DE RUMLARIN İŞİNİ YAPACAK ŞİRKET ABD'Lİ.HERŞEY ORTADA ANLAŞILMAYAN BİRŞEY YOK. PETROL HAM HUM.AJDA PEKKANIN ŞARKISI GELİYOR AKLIMA,AMAN PETROL CANIM PETROL,SANA SANA SANA MUHTACIM PETROL.KAHROLSUN EMPERYALİZM.

:

:

:

: