Sucuk yapılırken görülen fotoğraftaki kişiler, Hüseyin İbrahim ve eşi Emine Hüseyin’dir. 1938 yılına ait olan fotoğraf, yaşamını İngiltere’de sürdüren Deniz Houssein’in albümünden alınmıştır. Fotoğrafı Deniz Bey’in rahmetli amcası Muhsin Kemal(Paker) çekmişti. Muhsin Bey, Atatürk İlkokulu’nun eski müdürüydü. Deniz Bey’in dedesi Hüseyin İbrahim ise, Larnaka’ya bağlı Aytotoro ( Eski Boğaziçi ) köyündendi. Anglisiya ( Aksu ) ya evlendi. Uzun seneler de Asağı Köy’ün muhtarlığını yaptı. 1964’te olaylar çıkınca köyü terk etmek zorunda kaldı. Önce Köfünye ( Eski Geçitkale ) ye, oradan da Aytotoro’ya gitti. Daha sonra, evlatlarının yanında olmak için 1964 yılında İngiltere’ye göç etti ve hadiselerin başlamasından bir yıl sonra, vatanına hasret bir şekilde, 21 Aralık 1964’te Londra’da vefat etti. Eşi Emine Hanım da, üç yıl sonra rahmetli oldu.

1930’lu yıllarda Kaleburnu Kahvehanesi
Kaleburnu Kahvehanesi'nde çekilen bu fotoğraf, 1930 yılına ait. Fotoğraf, 1930 yılında Kıbrıs’ta arkeolojik kazılar yapan İsveçliler tarafından çekilmiş. Arkeologlar da kahvehanede kahve içiyorlar. Kahveci ocak başında kahve yaparken, öndeki diğer iki kişi de nargile içiyor. Fotoğrafta dikkat çekici diğer unsurları ise, kahveci ocağı, duvardaki gaz lambası ve hasır sandalyeler olarak belirtebiliriz.

Kıbrıslı çoban
Sol alt köşesinde “ Cypriot Shepherd – Kıbrıslı Çoban ) yazan bu kartpostal, yaşamını Ankara’da sürdüren Kıbrıslı ( Cihangir – Abohor ) Dr.Derviş Özer’in albümünden alınmıştır. Kartpostalı eski bir dükkanda bulduğunu, çobanı kişi olarak tanımadığını, ama koyunların otladığı ovayı tanıdığını belirten Derviş Bey, bu ovanın, Cihangir köyünün ovası (kayanın önü) olduğunu belirtiyor. Birçok kişiye çobanın kim olduğunu sorduğunu, kimilerinin Kalavaçlı, kimilerinin ise Yeniceköylü olduğunu söylediklerini ama kendisine göre bu fotoğraf Düzovalı ( Eksomodoşlu ) bir çobana ait. Zaten Cihangir ve Düzova, birbirleriyle komşu köyler…Derviş Bey, ayrıca çobanın folklorik giysilerinin de çok hoş olduğunu söylüyor

Abohorlu Ali Hacımıstık
Eşeğin üzerindeki kişi, çiftçilikle uğraşan Abohorlu ( Cihangir ) Ali Hacımıstık’tır. 1890 – 1978 yılları arasında yaşayan Hacımıstık, Dr.Derviş Özer’in dedesidir. Derviş Bey,fotoğraf ve dedesiyle ilgili olarak, bizlerle şu bilgileri paylaştı: “Fotoğrafın çekildiği yerde binek taşı yoktu, kendi evinin önünde binek taşı vardı. Binek taşları dağdan getirilirdi ve evin yanına konurdu, merdiven gibi bir şeydi. Evin kadını veya çocuğu eşeği binek taşının yanına getirir ve yaşlılar da gelip binek taşından eşeğe binerdi, tıpkı havaalanında uçağın merdivenleri gibi). Dedemin tek bir kızı vardı. Kütüğe Ayten olarak yazdırmış, sonra da köye gelip Münevver koydum demiş. Yıllardan sonra böyle yaptığını da unutmuş ve annem kütükte çıkmayınca Ayten koyduğunu hatırlamış.( Ayten Özer)… Çocukları çok severdi. Özellikle torunlarını eşeğe bindirir ve ovaya götürürdü. Orada onları eşekten indirir ve bir şekilde onları tekrar eşeğe bindirmeden eve dönerdi, tabi bu yaptığından dolayı da torunları ona bol bol küfür ederdi. Bu küfürleri köy duysun diye de eşeği her zaman ki yolunun aksine, köyün içinden geçirirdi. Bunu da yaparken eşeğin üzerinde dişsiz ağzıyla kıs kıs gülerdi. Bazı günler de beni ve diğer çocukları kahveye çağırır ve kahvedeki herkese tek tek sövdürdükten sonra bize kola ısmarlardı. Sövmeyene kola yoktu. İşte böyle hayatı seven bir adamdı dedem.”
