Netanyahu’nun savaş hesabı!

Ortadoğu’da barış umutları bir kez daha tehlikede. İsrail’de seçim sonuçları siyasi belirsizliği artırırken, Netanyahu’nun İran’a yönelik açıklamaları bölgenin geleceği açısından son derece kaygı verici mesajlar içeriyor.

Ortadoğu’da barış umutları bir kez daha tehlikede. İsrail’de seçim sonuçları siyasi belirsizliği artırırken, Netanyahu’nun İran’a yönelik açıklamaları bölgenin geleceği açısından son derece kaygı verici mesajlar içeriyor.
İsrail’de 27 Ekim seçimlerinin ilk sonuçlarına göre Netanyahu liderliğindeki blok 55, muhalefet 49 sandalye kazanırken, iki Arap listesi toplam 16 sandalyeye ulaştı. Hükümet kurmak için gereken 61 sandalyeye hiçbir blok erişemedi. Yani İsrail’de siyasi kriz kapıda.
Peki, böyle bir tabloda Netanyahu ne yapıyor?
Güçlü bir sağ hükümet kurmak istediğini söyleyen Netanyahu, ABD Başkanı Donald Trump ile birlikte İran’a karşı yeniden harekete geçilebileceğinin sinyalini veriyor. İran’ın oluşturduğu tehdidi “ilk ve son kez” ortadan kaldırmak için tarihî bir fırsattan söz ediyor.
Bu sözler sıradan bir seçim açıklaması olarak görülemez. Çünkü savaşın gölgesi, İsrail siyasetinde yeniden bir güç ve iktidar hesabının parçası hâline geliyor.
Netanyahu’nun siyasi geleceği için yeni bir çatışma ortamından medet umduğu yönündeki kaygılar boşuna değil. Bölgesel bir savaş, yalnızca İran’ı ve İsrail’i değil, bütün Doğu Akdeniz’i ateşe atabilir.
İşte tam bu noktada Güney Kıbrıs’ın izlediği politika da sorgulanmalıdır.
Rum yönetimi, İsrail’le geliştirdiği askerî ve stratejik ilişkiler üzerinden Türkiye karşısında bir denge oluşturabileceğini düşünüyor. Ancak İsrail’in bölgesel çatışmaların merkezinde yer aldığı bir dönemde bu işbirliğinin sonuçlarını hiç hesaplıyor mu?
Türkiye’yi hedef alan hesaplar, Güney Kıbrıs’ı da tehlikenin içine çekebilir.
İsrail’le yakınlaşarak Türkiye’ye karşı avantaj elde ettiğini düşünen Rum yönetimi, aslında kendi güvenliğini daha büyük bir riskin içine sürüklüyor olabilir. Çünkü bölgesel bir savaşın sonuçlarını önceden kestirmek mümkün değildir. Hele ki Doğu Akdeniz gibi enerji, güvenlik ve egemenlik mücadelelerinin iç içe geçtiği bir coğrafyada…
Rum yönetimi şunu anlamalıdır: Türkiye’ye karşı kurulan her ittifak, kendisine güvenlik garantisi sağlamaz. Aksine, yanlış hesaplar ülkesini istemediği bir çatışmanın tarafı hâline getirebilir.
Netanyahu’nun iktidar hesabı uğruna bölgeyi yeniden ateşe sürüklemesine izin verilmemelidir. Güney Kıbrıs da başkalarının savaş planlarında kendisine biçilen rolü sorgulamalıdır.
Çünkü günün sonunda kendi ayaklarına kurşun sıkmış olabilirler. Bizden söylemesi…
Bu haber 14 defa okunmuştur

:

:

:

: