Kendi yarattığımız evrende, kendi kurallarımız içinde biraz soğuk, biraz sıradan düşler içinde…
Hangimiz bunalıp da kaçmak istemedik ki bağlı bulunduğumuz her kuralı, her insanı hatta anıları bile bırakıp ardımıza bakmadan çok uzaklara zaman zaman?…
Hele bizim gibi ada toplumlarında herkes bir şekilde akraba, hısım, tanıdık, arkadaş olunca, kalabalıklar içinde kaybolma duygusundan da mahrumdur. Çoğu zaman kuşatılmışlık hissetmeyen azdır ve bu o kadar doğal ki aslında. Tersi olsa şaşmak gerek kanımca.
Ama yaşamı yaratan ve anlamlandıran insansa… Kurduğu sistemden, koyduğu kurallara, alıştığı disiplinlerden, bildiği ve bilmediği yapılara dek bir realite içinde renklerinden, seslerine, düşlerinden imgelerine dek biz isek yaşamlarımızın mimarı, o zaman heyecan katmak gerekir yaşamın atar damarlarına ki nefes alsın yüreklerimiz.
Sizi neler heyecanlandırır hiç düşündünüz mü?
Ya da sorguladınız mı yaşamın neresinde durdum; ne kattım emek olarak ve nasıl anlamlandırdım kendimi insan olarak diye?
Toplumsal sorunların çözümüne dönük olarak ne gibi katkılar koydum yaşamımda?
Literatüre göre heyecan şöyle tanımlanıyor: “İnsan ruhunun özel durumlarda, özel şekilde etkilenmesi sonunda organizmada meydana gelen geçici değişikliklerle kendini belli eden bir durumdur.”
Kendimi düşündüğümde, ailemin ve çocuklarımın eğitimleri, sağlık, mutluluk ve huzurları, kendilerini gerçekleştirmeleri yanında halkımın mutluluğu benim hala en büyük, en özel, en anlamlı heyecanım.
Yarınlara olan inancını ve hevesini koruyan bir eğitimci ve politikacı olarak özgür, kendi iradesiyle kendi olan bir halk, heyecanım benim.
Hangi yaş grubu olursa olsun çocuklar ve gençler ise beslenme kaynakları biz eğitimcilerin…
Gençlik tanımı yapılırken, sosyalist tanımlar öncelikle genel bir belirleme ile başlamaktadır söze. 'Gençlik, belli bir yaş dilimi arasında olan ve kendi başına sınıf olmayan, var olan sınıfların içerisinde bir alt katman olarak yer alan toplumsal bir tabakadır.'
Geleceğin her adımı özgürlük ve gençlikle şekilleniyor.
Çünkü özgürlük ve gençlik heyecan demek.
Ve insanlar beyinlerindeki, kalplerindeki gençliklerini koruyup, özgürlüklerine sahip çıkabildikleri sürece geleceği yaratma gücünü de ellerinde bulunduruyor.
Özgürlük ise Türk Dil Kurumu’nun hazırladığı sözlükte bakın nasıl tanımlanmış; “özgürlük; herhangi bir kısıtlamaya, zorlamaya bağlı olmaksızın düşünme veya davranma, herhangi bir şarta bağlı olmama durumu, serbestî; her türlü dış etkiden bağımsız olarak insanın kendi iradesine, kendi düşüncesine dayanarak karar vermesi durumu, hürriyet.”
Yaşamın özgün dokusu içinde, herkes kendi şiirini yazmaz mı?
Gözlerimizi kapatıp bir an için olsun yüreğimizi dinlediğimizde özgür ve genç hayatların düşsel yolculuğunu görmez miyiz mola verdiğimiz veya durduğumuz her istasyonda?…
Bence yakınmak yerine, elimizde, kalbimizde, ruhumuzda, kazandıklarımızda ve kaybettiklerimizde heyecanlar bulmalıyız; çünkü yeniden başlama gücü buradan gelecektir her sabah taptaze bir güne.
Yaşamın zor, kasvetli, gergin, sıkıntılı dönemeçlerine karşın varım demek için heyecanlarınızın hep taze kalmasını dilerim.