Greentree’den Olivetree’ye

BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon Kıbrıs sorununun çözüm süreci ile ilgili Kıbrıslı Türk ve Rum Toplumu liderleri Sayın Eroğlu ve Sayın Hristofiyas ile ilk üçlü zirve toplantısını yaklaşık olarak tam bir yıl önce 18 Kasım 2010 tarihinde yine New York’ta gerçekleştirmişti.

BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon Kıbrıs sorununun çözüm süreci ile ilgili Kıbrıslı Türk ve Rum Toplumu liderleri Sayın Eroğlu ve Sayın Hristofiyas ile ilk üçlü zirve toplantısını yaklaşık olarak tam bir yıl önce 18 Kasım 2010 tarihinde yine New York’ta gerçekleştirmişti.

Bu görüşmenin ardından yapılan ortak açıklamada yeni bir zirvenin Cenevre’de yapılacağı duyurulmuş ve liderlerle Ban 26 Ocak 2011 tarihinde bu kez Cenevre’de görüşmüşlerdi.

Üçüncü zirve bu kez daha uzun bir aradan sonra 7 Temmuz 2011 tarihinde tekrardan Cenevre’de yapılmış ve liderlerin daha yoğun ve yapıcı görüşmelerle 30-31 Ekim tarihlerinde New York’a zirveye gelirken sorunların çözüm önerilerinde birbirlerine yakınlaşması dilekleri vurgulanmıştı.

7 Temmuz zirvesinden tam 4 gün sonra, 11 Temmuz 2011’de Limasol’a bağlı Mari’de Vasilikos askeri bölgesinde bulunan askeri mühimmatta büyük bir patlama yaşanmış, bu patlama toplumda Sayın Hristofiyas’a dönük toplumsal bir tepki patlamasına dönüşmüştür. Patlamanın neticesinde elektrik santrali de büyük bir zarar görmüş, Kıbrıs’ın güneyinde elektrik üretme krizine dönüşmüş, akabinde Kıbrıs’ın güneyi tanımadıkları Kıbrıs’ın kuzeyinden elektrik satın alma durumuna gelmiştir.

Birleşik federal Kıbrıs felsefesinde bir çözüme kategorik olarak karşı olan Kıbrıslı Rumlar Kıbrıs’ın güneyinin Kıbrıs’ın kuzeyinden elektrik satın almasına sert eleştiriler getirmiş, böyle bir alış-veriş yerine mum yakmayı tercih ettiklerini açıklayarak Sayın Hristofiyas’a ve Elektrik Kurumuna eleştiri getirmişlerdir.

7 Temmuz Cenevre zirvesinden sonra yaşanan bu gelişmelerin ertesinde bu kez de Hidrokarbon konusunda sondaj krizi patlak vermiş, 17 Eylül’de Kıbrıslı Rumlar tarafından ilan edilen 12. Ekonomik Münhasır Bölgede başlatılan sondajın akabinde bu kez de KKTC’nin TC ile New York’ta imzaladığı anlaşma ve KKTC Bakanlar Kurulunun TPAO’yu görevlendirmesi ile Koca Piri Reis gemisi Rumların sondaj yaptığı bölge de dahil olmak üzere sismik araştırmalara başlamıştır.

New York zirvesine giderken yaşanan diğer bir olumsuzluk da Sayın Eroğlu’nun 4 Ocak 2010 tarihinde bir paket olarak Türk tarafının Rumlara sunmuş olduğu öneri paketinden çapraz oylamayı geri çekme talebi nedeniyle Rumların da dönüşümlü başkanlığı tartışmaya açması oldu. Bunun yanı sıra vatandaşlık konusunun da tartışmalı hale getirilmesi ve Sayın Eroğlu’nun referandumda oy kullanan TC kökenli vatandaşlarımızın Birleşik Federal Kıbrıs vatandaşlıklarını da tartışmalı hale getirebilecek olan yeni vatandaşlık önerileri ve UBP’nin vatandaşlık yasa tasarıları da müzakere sürecini tıkayan unsurlar olmuştu New York zirvesi öncesinde.

New York'un Long Island bölgesindeki Manhasset kasabasında bulunan Greentree çiftliğinde dün sona eren iki günlük görüşmelerden sonra Genel Sekreter Ban’ın, 2012 yılında Ocak ayının ortasında Greentree'de iki liderle yeniden bir zirve için bir araya geleceği konuşuluyor. Böylesi bir olası gelişme özellikle görüşme sürecinin bitmesini ve her iki tarafın federal çözüm karşıtlarının kendi B planlarını hayata geçirme fırsatı yakalamasını bekleyenler oldukça üzülmüş olacaklardır. Unutulmamalıdır ki Kıbrıs’ta bir çözüm yalnızca adanın 2 toplumunun değil, yalnızca garantör ülkelerin de değil, ama aynı zamanda bölge ülkelerinin ve uluslar arası toplumun da yararına ve bölgesel barışa da katkı yapacaktır. Bu konuda başta toplum liderlerine, her iki ülkenin en yakınları olan Türkiye ve Yunanistan’a, 3. Garantör ülke olan İngiltere’ye ve en önemlisi BM’ye büyük bir görev düşmektedir federal Kıbrıs’ı yaratmada.





Bu haber 164 defa okunmuştur

:

:

:

: